Bu egzersizler sahne için yaptığım basit ezberlerin çok ötesindeydi. Farklı şekillerde çalışmayı öğrenen zihnim giderek kuvvetleniyordu. Vücudunuzun gün boyu odun kestikten, yüzdükten,... Sonra hissettiği gibi bir histi bu. Kendinizi bitkin, dermansız ama bir o kadar da ilahi hissedersiniz ya, işte bu da ona benziyordu. Aradaki fark zekamın bitkin ama genişlemiş, uyumuş ama potansiyel anlamda güçlenmiş hissetmesiydi. Zihnimin uyanmaya başladığını sezebiliyordum.
Nasıl ki hızla akan su, kumdan yapılmış barajı süpürür gider ben de gelişme kaydettikçe ivme kazanıyordum. Geometrik artışın ne olduğunu bilmiyor olabilirsiniz, fakat vaziyeti en iyi bu şekilde açıklayabilirim.
Kvothe başını kaldırmadan kafa salladı.
"" Egoliant' ne demek? diye sordu katip.
"Hımm? Ah, hiçbir şey. Kafamdan uydurdum. Bilmediğin bir kelime seni yavaşlatacak mı görmek istedim." Kvothe gerindi ve sandalyesini Tarihçi'ninkine yaklaştırdı. "Sen bunun nasıl okunacağını öğretir öğretmez başlayabiliriz."
Tarihçi kuşkulu gözüktü. "Bu çok karmaşık bir..."
Kvothenin kaşlarını çattığını görünce iç geçirdi. "Denerim."
Tarihçi derin bir nefes aldı ve bir satıra semboller yazmaya başladı. "Konuşurken yaklaşık elli farklı ses çıkarırız. Bunların her birine bir iki kalem darbesinden oluşan bir sembol verdim. Yani hepsi sesten ibaret. Hiç bilmediğim bir lisanı bile kağıda dökmem mümkün."
Parmağıyla işaret etti. "Şuradakilerin tamamı ünlü sesler. "
" Hepsi de dikey çizgilerden oluşuyor, " dedi Kvothe, sayfaya dikkatle bakarak.
Adamın kavrayışı karşısında şaşıran Tarihçi duraksadı. " Şey... evet. "
"Öyleyse ünsüzler de yatay çizgilerden oluşuyor, ha? Ve bunun gibi birleşiyorlar?"
Kvothe kalemi alarak birkaç işaret koydu.
" Akıllıca. Bir sözcük için iki üç çizgiden fazlasına ihtiyacın yok."
Tarihçi, Kvothe'yi sessiz sedasız izliyordu.
Dikkatini kağıda vermiş olan Kvothe bunu fark etmedi." Bu e sesiyse bunlar da a sesleri olmalı, "diyerek Tarihçi'nin kaleme aldığı yazı grubunu işaret etti." A, ay, aeh, auh. Demek ki bunlarda oh sesleri oluyor. " Kvothe kendi kendine kafa sallayarak kalemi Tarihçi'ye geri verdi." Ünsüzleri göster. "
Ünsüzleri şaşkın bir vaziyette kağıda döken Tarihçi, yazarken bir yandan da tek tek sesleri okuyordu. Kısa bir süre sonra Kvothe kalemi alıp listeye kendi devam etti ve afallamış durumdaki Tarihçi'den hatası varsa düzeltmesini istedi.
O listeye tamamlarken Tarihçi onu ağzı açık seyretti. Tüm bu süreç baştan sona on beş dakika sürdü. Kvothe hiç
Yirmi santim ötedeki bir şişe parçalandı. İçerisi kırılan cam sesine ek olarak çilek kokusuyla doldu. O kadar büyük bir suskunluğun içinde bu ses ufacıktı, ama yetti. Sessizliği küçük ve keskin parçacıklara ayırmaya yetti de arttı bile. Ne kadar tehlikeli bir oyun oynadığını anlayan Tarihçi'nin vücudu ansızın buz kesti. Demek hikaye anlatmakla hikayenin içinde olmak arasındaki fark buymuş, diye uyuşmuş bir vaziyette aklından geçirdi, korku