Tuba, Velev Ki Ciddiyim!'i inceledi.
44 dk. · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bayılıyorum şu kadına.
Cümleleri kullanış biçimine, yaratıcılığına...
Hele hele esprili bir dille yaptığı iğnelemelere...

Gülse Birsel'den okuduğum ilk kitap bu oldu. Seveceğimi, beğeneceğimi okumadan bile tahmin edebiliyordum, ki öyle de oldu.

Nasıl bir zeka bilmiyorum, okurken kahkahalar attığım ilk kitap bu oldu. Ciddi ciddi kahkahalara boğuldum..

Yaşadıkları, karşılaştıkları, öğrendikleri üzerine kendine has diliyle, günlük, basit, esprili ve aynı zamanda iğneleyen+ düşündüren yazılardan oluşuyordu bu eser. Benden tam not aldı elbet..

Fırat Özbey, Yabancı'ı inceledi.
 12 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı ikinci kez okuduğum bugünlerde şunu anlamış bulunuyorum ki okuduğum neredeyse tüm müthiş kitapları lise yıllarımda okumuşum.Bu bir talih mi talihsizlik mi ondan emin değilim.Aklımda yıllardır hep bir yabancı vardı ama şuan anlıyorum ki yabancıymışım ona, lise aklımla tam algılayamamışım onu.Bana o dönemdeki etkisi ,sabahın köründe okula gitme bahanesiyle evden çıkmak akşama kadar tek başıma şehri aylak aylak dolaşmak olmuştu,ceketimin yan cebinde kıvrılmış ince kitaplar olurdu hep.Raskolnikovu da bu yıllarda tanıdım,Samsa ve Vautrinide.Beckett'in tüm kitaplarını Murphy hariç bu yıllarda okudum.Demem o ki galiba yanlış zamanda yanlış kitapları okumuşum.Bu durumun paha biçilmez tek avantajıysa bu kitapları tekrar okuduğumda bir yandan o günlere geri dönüyorum,belki bir su birikintisinde yüzümü hayal meyal görüyorum,belkide dalgın dalgın yoldan karşıya geçerken bir korna sesiyle irkiliyorum.Bir yandanda o dönemden bu döneme algılamamın ne kadar değiştiğini farkediyorum. Şuandaki etkisiyse yorgunluk olarak kendisini gösteriyor,yan etki değil direkt etki.

Yabancı, insanın hayatını mahvedecek kitaplardan o gençlik günlerimde belkide kitabı tam olarak anlayabilseydim hayatım mahvolurdu.Ki bu çok komik bir düşünce altı üstü hayat bu mahvolsada olmasada yapılabilecek birşey yok.Meursault için anlamsızlık bile anlamsız.Hayatın anlamı olması olmaması ile aynı.Anlam yada anlamsızlık ikiside aynı şey.İçinden çıkılmaz bir durum.Bir kuş kafesini arıyor.İnsanı dehşete düşüren Kafka sözü.Camus ise daha feci, süslü hiç bir laf etmeden kafesinde kuşunda aynı şey olduğunu söylüyor.Aramak.Aramaksa anlamsız bir söz olsa olsa bulunmaktır söz konusu olan.Bilmiyorum ama bu kitap edebiyat tarihinin zirvesidir ,feci bir şey.İnsan sadece bu kitabı okuyarak saatlerce felsefeden bahsedebilir.Yığınla kitabın söyleyeceğini bir kaç Meursault davranışıyla kavrarız,kavramak ise ayrı bir güç gerektiriyor,akıl yada zeka gücünden bahsetmiyorum,tahammül gücünden bahsediyorum.İnsan 1984 ü okurken az çok kendini savunmaya alabilir ama bu kitaba karşı savunmasısız.Hiçbir çıkar yol yok,gündelik yaşam,sıradan olaylar,umursamazlık .Meursault,eklemek belkide fazladır edebiyat tarihinin en "kayıp" karakteridir.Samsa böceğe dönüştüğü için biraz hüzünlüdür ve biraz kızgındır,Meursault ise hüzünlenmez,keşke doğru sözcük "hüzünlenmez" olsaydı ama değil doğrusu "hüzünlenemez."

Kafka'da yargısız bir infaz Camus'da ise insafsız bir yargıdır söz konusu olan.K.'nın son sözü Meursault'un yaşam biçimidir.
Kitap boyunca bir "tıkılmışlık"(doğru kelime kesinlikle budur) hissiyle doluyorsunuz.Kan yerine vücutta bu his dolaşıyor.Bilmem benimle kaç kişi aynı fikirdedir,hisler hareket halindeki bedenden kat ve kat daha çok insana benzemektedir.Öyle bir kitapla karşı karşıya geliriz ki sorgulamamak kitaba haksızlık olur umrunda olmasa bile, ne önemi var ki? İnsan olmanın başka bir yaratık olmamaktan.Kurşunun beyne saplanması yani yalın haliyle vuruculuğunsa yine yalın haliyle hiç edebiyat yapmadan sadece olayları anlatarak yapılıyor olması.Hayran olmamak elde değil.Bu kitabı genellikle aynı rafa dizilen kitaplardan ayıransa bu tahammül edilemez çıplaklık.Daha fazla yazamayacağım.

Yazıma, yani bu şeye buradan yani 1k dan bir arkadaşın, Pierre Riviere'nin enfes Kafka- Camus karşılaştırması ile son veriyorum.

Kafka sıradan olmayan bir dünyayı insana gayet sıradan gibi kabul ettirir neredeyse, fantaziye sayamayız onu...Sıradışı olmayan bir şey var ama burada dedirtir...Camus hayatın kendisinde bu durumu anlatır, bütünüyle bundan farksız hayat, absürd der gibi...Kafka'nın sıradışı içerisinde gösterdiği hayatın absürd oluşunu en bilindik yere çeker ki hissedene tokadı daha sağlam indirir... Bizim kafkaesk dediğimiz ortamdan ziyade gerçeğin yansıması... Absürd olan hayattaki yer alışlarımız siyah giyinirsem yasım var, toplum bunu bekler, acı çeken suçtan azadedir belli ölçülerde bile olsa...hakikat tüm değerini yitirir, neredeyse söylenmemeyi bekler....tüm gördüğümüz yaşantı absürdün kendisi zaten, normal dediğimiz....ruhsuz bir adam, ruh ne ki? Tepkisiz kalmayı seçiş neye karşı tepkinin gülünçlüğüne mi? Üstelik neredeyse hiçbir görüş savunmadan hiçbir görüşününü dile getirmeden olay aracılığıyla bunu yapar.

Yaşamak, kendi kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak etinden ve kemiğinden kendi heykelini yapmaktır.

Bera PINAR, Aynı Yıldızın Altında'yı inceledi.
12 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Okuduğum ilk ve tek aşk romanı. Kanser ile mücadele eden karakterlerimizin hayattan bezmiş ruh halleri ile merhaba diyoruz hikayeye. Sıcak içten ve akıcı zeka dolu anlatımıyla bizi kendisine bağlıyor sayfalar. Isınıyoruz seviyoruz karakterleri. Aşklarını içimizde yaşıyoruz ve onlarla birlikte üzülüyoruz. Kısacası yazar her anını içimizde yaşatıyor hikayeyi. Vakti olan yada olmayanın da okumasını tavsiye ederim.

La Casa De Papel
İnsanlar bir çok şeyin seksi olduğunu düşünür.
Dans etmek, kaslar, sarı saçlar, Fransız aksanı...
Bence ne seksi biliyor musun?
Zeka.

CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Sen de en ufak bir ticari zeka yok bir şey satmaya giderken de ,bir şey almaya giderken takındığın yüzü takınman gerek.

Albaya Mektup Yok, Gabriel Garcia MarquezAlbaya Mektup Yok, Gabriel Garcia Marquez
Gazi ikier, bir alıntı ekledi.
19 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Çocuklarına onlara yatırım yapacak kadar umursayan bir ülkede umut veren bir şeyler vardır. Bu şeyler de istikrar, üretkenlik, zeka ve yapıcı problem çözümüdür.
Tüm insanların, tüm ülkelerin sorunları vardır. insanlar ve ülkeleri arasındaki fark sorunları olup olmaması değil, bu sorunları nasıl çözdükleridir. Çok sayıda çocuğun, potansiyelinin en üst seviyesine ulaşamadığı bir ülkede, ülkenin kendiside en yüksek potansiyeline ulaşamaz. Herkesin aynı şeyi düşünmesi gerekmez ama nihai sonuçlar hislere, fikirlere değil sağlam rasyonel düşünceye dayanmalıdır ve bunun için erken çocuklukta iyi büyütülmüş beyinlere ve sonrasında sağlam, harika ve erişebilir eğitime ihtiyacınız var.

Otuz Milyon Kelime, Dana Suskind (Sayfa 231 - Buzdağı)Otuz Milyon Kelime, Dana Suskind (Sayfa 231 - Buzdağı)

Yalan zeka işidir , dürüstlük ise cesaret. Eğer zekan yetmiyorsa yalan söylemeye ; cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene .

#VictorHugo