"... şiirde eğer takdir edilmesi lazım gelen bir ahenk mevcutsa, onu temin eden vezin ve kafiye değildir. O ahenk vezinle kafiyenin haricinde ve vezin veya kafiyeye rağmen mevcuttur. Fakat onu şiirde şuurlu hâle getirip anlayışları en kıt insanlara bile bir ahengin mevcut olduğunu haber veren şey vezinle kafiyedir."
"Beni üstlenmek zorunda bıraktıkları rolü beğenmiştim, hatta aşırılığa vardırdım bu rolü, suratımı asıp yalnızlıktan içeri daldım; dışarıdan, dünyayı sürekli olarak alabildiğine erkeksi bir aşağılama gibi gözüküyordu bu yalnızlık; oysa hüzün ve umutsuzluk nöbetleriyle içten içe kahroluyordum."
Sayfa 89 - aklıma "cesur ve onurlu diyecekler/hâlbuki suskun ve kederliyim" mısraını getirdi. Bazen mekân bize roller dayatır.·Kitabı okudu
"'Çok konuşuyoruz,' dedi. 'Bu zekice konuşmaların hiç, ama hiçbir değeri yok. İnsanı kendi kendisinden uzaklaştırır, o kadar. Kendi kendinden uzaklaşmak da günahtır. Yapılması gereken, insanın tıpkı bir kaplumbağa gibi kendi içine girip yerleşebilmesidir.'"
Sayfa 84 - Max Demian söylüyor. Çoğu zaman kendimi konuşarak inşa ettiğime inanırdım. İnanırdım, hakikat değildir belki. Belki kaplumbağa olunmalı .d·Kitabı okudu