Mary Shelley, Frankenstein'ı 1818 yılında yayımladı. İngiliz edebiyatının Romantizm dönemi (ve erken dönem Gotik edebiyatı) içinde kaleme alındı. Frankenstein'ın bilim ile canavarlık arasında kurduğu bağ ve sorduğu ahlaki sorular, geç Viktoryen dönem gotik edebiyatını (Dracula, Dr. Jekyll ve Mr. Hyde gibi) doğrudan ve derinden etkiledi. Mary Shelley’nin Frankenstein romanındaki Osmanlı Türkü karakter Safie’dir (Türkçe telaffuzuyla Safiye). Romanda ayrıca ismi doğrudan verilmeyen ve sadece "Türk tüccar" (The Turk) olarak anılan babası da önemli bir figürdür. Safie, romanın ana olay örgüsünde doğrudan Victor Frankenstein ile karşılaşmasa da Yaratık’ın (Canavar) zihinsel gelişimi için en kilit roldeki karakterdir. Yaratık, ormanda De Lacey ailesinin kulübesine sığındığında henüz konuşmayı ve okumayı bilmemektedir. Fransa'dan kaçıp gelen Safie, aileyle iletişim kurabilmek için Felix De Lacey'den Fransızca dersleri almaya başlar. Kulübenin arkasından onları gizlice izleyen Yaratık, Felix'in Safie'ye öğrettiği kelimeleri, harfleri ve Volney'nin Yeryüzü İmparatorluklarının Harabeleri kitabını dinleyerek insan gibi konuşmayı, okumayı ve dünya tarihini öğrenir. Safie, Hristiyan Arap bir anne ile Osmanlı Türkü bir tüccarın kızıdır. Babası Paris'te haksız yere hapsedildiğinde, Felix onu kurtarmak için bir plan yapar ve bu süreçte Safie ile Felix birbirlerine aşık olurlar. Babası hapisten kaçtıktan sonra Felix'e ihanet eder ve kızını da alıp İstanbul'a (Konstantiniyye) dönmek ister. Ancak Safie, babasının vadettiği geleneksel saray hayatı yerine özgür ve bağımsız bir yaşamı seçerek babasından kaçar ve tek başına Almanya'daki De Lacey ailesini bulur. Mary Shelley, Safie karakterini dönemin Avrupalı gözündeki "Doğu" kalıplarını eleştirmek ve kadın bağımsızlığını vurgulamak için bir