Bazı çok yaşlı, beli bükülmüşler kuşlar avuçlarından uçup gidince sevinerek çocuklar gibi zıplayıp el çırparlardı, kuşun ardından da ağız dolusu bir sevinç kahkahası fırlatırlardı.
Şimdi, şu İstanbulda herhangi bir güzellik, iyilik, sevinç verecek bir olay üstüne böylesine ağız dolusu bir sevinçle gülecek bir kişi var mı?
"Dur Mahmut, sen de onlar gibi oluyorsun."
Var, var, tabii var, olmaz olur mu?
İnsanlıktır bu... Kat kattır, en sağlam, en güzel mücevheri en alttadır,
soydukça insanlığı, kabuğundan soydukça, bir kat, iki, üç, dört, beş kat, gittikçe aydınlanır insanlık, güzelleşir.
“Çirkin olan insanlığın en üst kabuğudur.”
Adam olan hem kendi kabuğunu, hem insanlığın kabuğunu durmadan soymaya çalışır. Soydukça ortalık aydınlanır, soydukça...