Puan vermedi·128 syf.··
2026 56. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:01
“İnsan ders almak isterse bir elma ısırığından da ders alır...” Elma Isırığı kitabını bitirdiğimden beri aklım Hikmet’in o bitmek bilmeyen dürüstlüğünde ve yaşadığı zorluklara rağmen hayata karşı sergilediği o sarsılmaz duruşunda. Hikmet’in Batman’daki yatılı okul yıllarından Antalya’ya uzanan o zorlu serüvenini okurken, hayatın bazen ne kadar acımasız olabildiğini ama karakteri sağlam olanın tüm bu fırtınalara nasıl göğüs gerebildiğini yakından gördüm. Özellikle yatılı okulun o soğuk gecelerinde, o küçücük elma ısırığıyla başlayan nezaketin, bir insanın tüm geleceğini ve dünyasını nasıl değiştirebileceğine şahit olmak gerçekten çok etkileyiciydi. Hikmet’in Antalya’daki talihsiz günlerinde uğradığı haksızlıklara ve yaşadığı hayal kırıklıklarına içim gitse de; tüm o yokluklara ve engellere rağmen, abisi Salih’in desteğiyle okuma aşkından vazgeçmeyip sonunda o çok istediği öğretmenlik mesleğine kavuşması bana o kadar iyi geldi ki... Kitap boyunca “bu kadar da olmaz” deyip isyan ettiğimiz anlar çok fazla ama Hikmet’in özündeki o saf iyiliği ve dürüstlüğü hiçbir şartta kaybetmemesi, hepimize örnek olacak cinsten. “Okumak sadece okulda olmaz; insan ancak kitap ile yaşar ve onda nefes alır.” Sahi, sizce de insanın hayatındaki en büyük dönüm noktaları bazen böyle küçücük, beklenmedik bir tesadüfle mi başlar, yoksa biz aslında her şeyimizle kendi hikayemizin mimarı mıyız? Sizin hayatınızda da o küçücük dokunuşuyla her şeyi değiştiren, dönüp baktığınızda “iyi ki olmuş” dediğiniz o elma ısırığı anlarınız, hikayenizde iz bırakan insanlar var mı? Son olarak şunu söylemek isterim ki; bazen bir kitabın kapağını kapatıp derin bir nefes aldığınızda, içimizdeki o umut ateşinin aslında hiç sönmediğini fark ediyorsunuz. Hikmet’in hikayesi bana bir kez daha hatırlattı: Dünyayı
Elma IsırığıBehçet Gülenay · Okur Kitaplığı · 202143 okunma
8/10
·256 syf.··
2026 98. kitabı
Yeni bir yazar yeni bir deneyim. Farklı bir anlatım şekli. Cinayete kurban giden üç farklı kadının hayaletlerinin katillerine musallat oluşu. Sahi kadın cinayetlerinin ayyuka çıktığı son yıllarda keşke hepsinin hayaletleri katil ve işbirlikçilerine musallat olsa
Andrea’nın Adını VerNoelle W. Ihli · Beta Byou · 202662 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·304 syf.··
2026 36. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 19:49
Momo’nun en büyük özelliği iyi bir dinleyici olması. Sahi kaçımız karşımızdakinin anlattıklarını gerçekten dinliyoruz. Dinleyici olmak öyle kolay bir iş değil aslında. Zaman herkes için kıymetlidir ya da öyle olması gerekir. Peki zamanımızı kıymetli olan işlere ayırabiliyor muyuz? Eşimize, dostumuza, annemize, babamıza, evlatlarımıza ayırdığımız vakti gerçekten değerlendirebiliyor muyuz veya kendimize vakit ayırabiliyor muyuz? Bu kitap zamanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Görünür de bir çocuk kitabı olarak görülse de aslında büyükler için dersler var. Kitapta duman(gri) adamlar var insanların zamanını sömüren fakat bunu öyle bir sinsilikle ince bir şekilde işliyorlar ki kimse tehlikenin farkında değil. Ta ki Momo’ya rastlayana kadar her şey yolunda gider… Bizlerin hayatında zamanımızı çalan gri adamlar kimler? Ve bizlerin de uyanması için Momo’ya mı ihtiyaç var?
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,4bin okunma
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:55
Sahi neydi ev, ne zaman evde olurduk ? Kitapların sayfalarında kaybolduğumuz zamanlarda mı, sevdiklerimizle olduğumuz zamanlarda mı ? Dört duvar bi ev olabilir miydi ya da bi insan? Evde olduğunu hissetmek için anlaşılmak mı gerekiyordu. Seherle çıktığımız uzun ve yorucu bi yoldu . Kitabı okurken çok zorlandığım anlar oldu bazı yerleri çok yorucuydu ama kendimize sormamız gereken soruları sordurdu. Seherle olan yolculuk keyifli ve bir o kadar da yorucuydu. Okuyacaklara Buen Camino...:)
EvNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20256,9bin okunma
Fakat yine de yaşamak zorundasın!..
Puan vermedi·210 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:06
Yaşamak nedir? Her yaşayan da yaşadım der mi son vakit? İnsan mı yaşamayı öğrenir, yaşamak mı insanı eğitir? Fugui'ye genellikle okuma sonuna kadar da bir ısınamadım. Çünkü onun bile bile yaptığı hatalar tüm hayatını hatta hem kendi hayatını hem de ailesinin hayatını çok farklı yönlere çevirdi tabi ki. İnsanın hayatı biraz da tercihlerinden yön alıyor öyle değil mi?.. Sonraa 'ne ekersen onu biçersin'. Sahi Fugui ne ekti ki ne biçecekti? Bunların yanında Jiazhen'in hâlâ ona sadık bir eş olması ve ömrünü ona adaması biraz yazık dedirtti bana doğrusu, evet. Elbette burada şartlar, dönemler, yaşanmışlıklar, öğrenilmişlikler ve belki daha neler etkilidir tabi; fakat yine de fazlasıyla fedakar bir roldeydi bu hikâyede ve tabii ki Fugui onu hak eden bir aday değildi, olamadı ki kendisi de biliyordu. Zaten son pişmanlık neye yarardı ki?.. Fugui'nin Jiazhen'e sevgi beslemesi, değer vermesi, saygı duyması, dahası bir eş olarak onu saymak için Jiazhen'in per perişan olması, rezil rüsva da olsa her şeyi kabullenmesi, her halükarda haksız ve bir dolu fedakarlık sonunda yataklara düşmesi mi gerekirdi?.. Tabii işin doğrusu gerçek sevgi olsa hani ortada bunların hangisi olurdu ki?.. Böyle bir hikaye bile çıkmazdı zaten ortaya, ilham da olmuş değil mi bir yandan, üzücü ama evet durum da bu yazık ki?.. Her hikâye bir yerden başlardı nihayetinde. Bu hikâye biraz da Fugui Bey'in tercihlerinden doğuyor. Hatta belki biraz daha derine inmek gerekir. Peki Fugui'yi yetiştirenler?.. Fugui imtihanını 'yaşarken yaşamak zorunda olarak' çekti bir yönden. İnsan sonunda ölmek istermiş de sonunda yaşadıkça teselliler bulmaya başlarmış, mesela yaşlı bir yoldaş olarak diye alınan öküz gibi, adına Fugui koysun ki kendisine benzettiği bu hayvanın hikayesinde bir nebze de aslında yanında kendisinin hayvan
Duygu ve Düşünce
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,7bin okunma
Sil baştan başlayalım mı?
Puan vermedi·48 syf.··
2026 42. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:42
youtu.be/yjGigzkkXMM?si=... Sil baştan sevmek gerek bazen, Her şeyi, unutmak... Ve Haziran sayısı... "Bu sayı bu hayatı öyle de böyle de sevenlere... Sil baştan yapabilenlere, şarkılara, eskilere, gidenlere, dönenlere..." Yerden yere vurduğum mayısın bir sonrası: #303789894 Bazen diyorum fazla mı hassasız, umurunda değil kimsenin kötüye giden ne varsa. Neyi dert edinsek yalnız bulduk kendimizi. Neyi dert edinsek dert edinmişliğimizle kaldık. Sen kendi resmini kendin de yapamazsın, Bir açılıp bir kapanır kapılar yüreğinde, diyen Nazım Hikmet Ran'ın dizeleriyle başlıyor bu ayki sayı. Akabinde, kuşların şarkısını söylüyor Aylin Balboa, "İnsan üzülmekten hasta olabilen aciz bir canlıydı." Hiçbir şeyim yok, diyor Nermin Yıldırım, sahi, ne kadar hiçbir şeyimiz yok değil mi? Damardan giriyor Gökhan Dağıstanlı, "Suçlusu da yok suçu da yok bu hikâyenin. Bana hiç uğramayan bir hayale kanmışım." Saplantılı bir aşkın anatomisinden bahsediyor Beyhan Budak: Limerence, sıcağı sıcağına kitabını bitirmişken... #306430650 Ve şiir gibi Bedia Ceylan Güzelce, "Dünyanın bütün kapılarını yükleyip ruhun gemisine, seni bir de öyle sevmek vardı." İnsan bazen olması gerekeni değil, kendisini mahvedecek şeyi seviyor. Gitme iki gözüm, "Mauro Emanuel İcardi Rivero" youtube.com/shorts/kpxnhBAW... "Yüz kere Eyşan, bin kere Eyşan diyen Ömer gibi, yüz kere Icardi, bin kere Icardi." Toksik bir ilişkinin dışavurumu gibiydi Hilal Serbes'in yazısı. "Can Kırıkları" çıktım "Hangi Şebnem Şarkısısın" anketinde. Hiç kimseye huzur yok, derken Murat Menteş, Ferdi Tayfur düştü aklıma, "Huzurum kalmadı, şu fani dünyada." Günün Hikâyesi'ni anlatıyordu Cem Davran, zihnimin arka fonunda Ferdi Baba
Dergi
Kafa Dergisi - Sayı 141 (Haziran 2026)Kafa Dergisi · Kafa Grup Yayıncılık · 202640 okunma