"İnsan güzellikten önce korkuyu görüyormuş.Şimdi dünya eşiklerde bir salkım gözyaşı.Kimse odalara sığmıyor. Yollar bir yalnızlık ıslığı.Herkes topuklarında bir tomurcuk arzuyla uyuyor. Şimdi dünya başsız sonsuz bir alın çizgisi. İçinde bütün kadınlardan bir anne. İçinde bütün babalar sigara dumanı.
Sen bir basma entarisin ki gittiğin her yer eteklerinde çiçekleniyor."
Bildiğim bir şeyler var, hepsinden eminim ama sana ne anlatabilirim ne de tarif edebilirim. Sadece bazen sen de bilirsin. Anlarsın, duyarsın, görürsün. Bazen hiç çaba gerektirmez, ki öyle söylediği gibi de çaba gerektirmez her zaman. Öyledir, öyle olduğu için seversin. Gerçeklik durağandır. Sevgi de öyle. Kovalamak zorunda kalmaz, oturup öylece izlersin. Uyuyakalırsın ve bazen koltukta uyuyakalmak en rahat yatakta uyumaktan daha güzeldir. Bu da böyle işte. Anlatamadığımız ama bildiğimiz o his.
"Büyük kentin en iyi yanı ne biliyor musunuz? Her şey sizi yeni, başka bir düşe götürüyor. Hiç tanımadığınız insanları düşünmeye başlıyorsunuz. Başka yerde yüzyılda göremeyecekleriniz yüz adımda önünüzde. Hiçbir şey imkânsız değil burada. Kalabalık öyle bir korunak ki gizlenmek için duvarlar gerekmiyor. Yalnız değilsiniz. Ya da yalnızlıklardan oluşan kocaman bir örgütün bir üyesi de sizsiniz. Herkes bir arada burada. Evlerden ve akşamlardan payınıza düşen bir uzaklık olsa da sokaklar herkesi aynı yakınlıkla kabul ediyor. Kendisine sahip çıkmaktan başka bir olanağı olmadığını öğreniyor insan."