Ya istiklal ya ölüm
ben kendi vatanımda parça parça bölüğüm birgün biter bu zulüm ya istiklal ya ölüm bir emperyal düzende sömürge öz vatansa köle yaşamaktansa ya istiklal ya ölüm Kurt bir çağrı ünledi bir şahika üstünden bin facia hüznünden ya istiklal ya ölüm kutsal ATA buyruğu yürekte bitmez takat bir oluş bir ittihat ya istiklal ya ölüm bir yola baş koymuşsan kavga bir özsaygıdır bin yıllardan vargıdır ya istiklal ya ölüm inan mutlak bitecek şu karanlık geceler söyler sırra erenler ya istiklal ya ölüm
Şiir
Şahika
Şahika, zirve, birşeyin en tepesi,
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
KUSURSUZ İNSAN MI, ZAVALLI MI ??? * Bilindik bütün efsane - destan - hikaye - masalların en büyük gayeleri, çoğu zaman birbirleriyle çelişkiye düşseler bile, insanı kendi özüne ve içindeki kalitesine odaklamak - kusursuz insan olmaya zorlamak - şahika veya nirvanaya varmak adına telkinlerde bulunmaktır. Bu yönde harcanacak emeklerin en büyük çelmecisi - engelliyicisi ise, önce, paradır, sonra da, diktadır. Para veya diktanın varolduğu yerde "insan" artık "hiç" sayılmaktadır. Hal bu olunca, savunma ve korunmaya geçen insanoğlu "duygu ve ruh hali" bakımından, sıkı sıkıya kapatılmış ve çifte kilitlenmiş çelik kapıların ardındadır. O kapıyı aşmak ve ardındaki "insan"'a ulaşmak ise hatrı sayılır bir seziş - öngörü - ikna kabiliyeti gerektirir. Mayası da kelimelerin sihrini mükemmel şekilde algılamak ve kullanabilmektir. Dikkate değer yanıysa; o kapıdan çıktıktan sonra, elinde "işe yarayan ve doğru seçilerek alınmış" doneler olmasıdır. Zordur, fakat imkansız değildir. Çoğu insanın ömrü boyunca "zavallı" etiketi ruhuna ilişmiş şekilde yaşıyor oluşunun sebebi; herkesin ondan beklediği kişi olmak için çırpınmasıdır. Mükemmele yakın bir hayırlı evlat - müstakbel doktor - mühendis, hemşire, yönetici - vericiliğin üst limitini yeniden tanımlayan bir yakın arkadaş - gösterdiği samimi duygularıyla en kötü anlarda bile gülümsetip güvende hissettirebilen bir sevgili ya da eş - küfre maruz kalsa da sineye çekebilen alt rütbeli bir asker! Her ne olacaksa olsun, ucunda kusursuzluk ve mümkünse çokça da "pasif itaat" olsun. Ancak kişi, yaşamındaki herkesin bu "farklı ve uçsuz bucaksız" beklentilerini karşılamaya çalışmakla o derece meşguldür ki yıllar yılı, tümünün acizlik ve soytarılıktan ibaret oluşunu anlaması neredeyse bir ömre malolur. Doğal olarak kendi "şahika ve nirvanası"
1000Kitap
"Ben aslında çok mütevazı bir insanım ama mükemmeliyetçiliğim buna izin vermiyor." Avrupa yakası Şahika
1000Kitap
Bir şehir Bir kitap… Herkes şehrini yazsın…
1. Adana — İnce Memed — Yaşar Kemal 2. Adıyaman — Abum Rabum — İskender Pala 3. Afyon — Büyük Taarruz — Selim Erdoğan 4. Ağrı — Ağrı Dağı Efsanesi — Yaşar Kemal 5. Amasya — Öyle Bir Uğradım — Maral Atmaca 6. Ankara — Kürk Mantolu Madonna — Sabahattin Ali 7. Antalya — Karabibik — Nabizade Nazım 8. Artvin — Güneşin Katili — Memet Türkan 9. Aydın — Kuyucaklı Yusuf — Sabahattin Ali 10. Balıkesir — Altı Harfli Bir Tatlı — Şermin Yaşar 11. Bilecik — Devlet Ana — Kemal Tahir 12. Bingöl — Güneşin Savrulduğu Yerden — Ahmet Say 13. Bitlis — Amerika’dan Bitlis’e — William Saroyan 14. Bolu — Koçyiğit Köroğlu — A. Kutsi Tecer 15. Burdur — Onuncu Köy — Fakir Baykurt 16. Bursa — Beş Şehir — Ahmet Hamdi Tanpınar 17. Çanakkale — Diriliş — Turgut Özakman 18. Çankırı — Bozkırdaki Çekirdek — Kemal Tahir 19. Çorum — Barikattaki Çocuk — Ahmet Bozkurt 20. Denizli — Kuşlar Yasına Gider — Hasan Ali Toptaş 21. Diyarbakır — Efsel — İlker Bozdağ 22. Edirne — Azap Toprakları — Emine Işınsu 23. Elazığ — Yarası Saklı — Başak Kızıltan 24. Erzincan — Köprü — Ayşe Kulin 25. Erzurum — Erzurum Yolculuğu — Aleksandr Puşkin 26. Eskişehir — Üç Beş Kişi — Adalet Ağaoğlu 27. Gaziantep — Patasana — Ahmet Ümit 28. Giresun — Paranoya — Hasan Bulut
1000Kitap
“Kendisinde Allah’a ve Rasûlü’ne itaat olmadığı halde, Allah’a ve Peygamberine karşı sevgi iddiası nefsî bir hezeyandır. Kısacası; İtaatsız sevgi hezeyandır.” Şah Muzaffer Sultan (k.s)
Tasavvuf