Tarih boyunca farklı coğrafya ve dönemlerde insanların bir arada yaşamak, güven toplumunu gerçekleştirmek gibi gayelerle veya vicdani gerekçelerle yoksullukla mücadele ettikleri görülmektedir. Mamafih bu mücadele yoksulluğun kökenlerini kurutmaktan, yoksulluğun sebeplerini ortadan kaldırmaktan çok yoksulların karınlarını doyurmaya, anlık ihtiyaçlarını gidermeye yöneliktir. Yoksullukla mücadele bu tür stratejinin de yoksulluğu bitirmediği, yoksulları zenginlere bağımlı hale getirdiği muhakkaktır. Geçici çözüm barındıran ve esasen yoksullukla mücadeleden ziyade mevcut durumun sürekliliğini sağlayan bu yaklaşımın bugün dahi devam ettirilmesi dikkat çekicidir. Kuşkusuz bunun en büyük sebebi "açgözlü" zenginliğin hiçbir değer tanımaksızın sömürüyü kendi adına caiz görmesidir. Buna karşı duracak olanların ise adeta "sus payı" ile tatmin olup kendilerini bu cenderenin bir parçası haline getirenlere dua etmesi, insanlığın sürekli yaşadığı ağır ironilerden biri olsa gerek.
Duyduk ki, bir daha
Kuş getirmek sınıfa
Intihar olmuş cezası
Hal ve gidiş tüzüğünde
Biz kuşları tutmuyoruz ki
Kapıda koyveriyoruz
Dönüp onlar ceplerimize giriyor.
N'apalım?
beni delinme
beni parçalanma isteği
beni taylarını saldığı gün cam yiyen bir at
beni kardeşlerini çiğneyen genlerim
beni tam ortasında kaldığım Dünya
beni Allah
günde beş defa
olmamışım diye geri çağırıyor
Sen beni çağırma