"Başkaları" dediğimiz şey, akışkan, soyut, kimlerden oluştuğu net olmayan, kişinin üzerinde asılsız, tamamen kendinden menkul güç bulunduran bir kavramdır. "Başkaları" dediğimiz şey, aslında yoktur. Ama "başkaları" diye bir şeye inanırsanız ve onun kendi üzerinizde bir güç unsuru olmasına izin verirseniz, kendinizle ilişkinizi ve çocuğunuzun kendisiyle ilişkisini ciddi şekilde baltalarsınız.
"Yazmasaydınız çıldırır mıydınız?" diye soranlara, "Yazmayan değil, ama herhangi bir şey üretmeyen herkes çıldırır. Nitekim çıldırmış durumdalar," cevabını veriyorum.
Olumsuz ruh hallerine sebep olan şeyin, insanın iç sesinin kendisine karşı sertleşmesi olduğundan söz etmiştim. Burada bahsettiğim türde bir iç ses, yüzünüze doğru parmak sallayarak size yanlış yaptığınızı söyleyen, hatta ihtar eden, size bir doğruyu dikte ederek o doğruya uymanızı bekleyen, uyamadığınız, adapte olamadığınız takdirde size kendinizi "yanlış", "yetersiz", "başarısız", "kötü" ve daha birçok olumsuz şey hissettiren bir iç ses.
Kendi kendinize "En kötü ne olabilir ki?" derseniz, kötüden o kadar korkmazsanız, endişeleriniz hafifliyor ve "iyi" olmanın önündeki engeller kendiliğinden kalkıyor. Leo Buscaglio "Siz zaten mükemmelsiniz. O mükemmelliği siz bozuyorsunuz," derdi. Ne kadar da doğru.