Bazı kokuların endişeli hallerimizi azalttığını biliyoruz. Bu, önemli bir şey! Çünkü endişe, doğal yapısı içinde yükselen eğri çizen bir duygudurumu; dağdan yuvarlanan çığ gibi, büyüyerek gelişiyor. Endişe belirtileri göstermeye başladığınızda, kaçınılmaz olarak daha da, daha da, daha da endişeli olmaya doğru ilerleyen bir yola girmiş oluyorsunuz. Topluluk önünde konuşma yapanlar, bu durumu çok iyi bilirler. Kalabalığa hitap eden bir konuşma yaparken, bir kez ellerinizin titrediğinin, sesinizin çatallaştığının, ağzınızın kuruduğunun farkına vardınız mış bittiniz demektir. Çuvallama korkusuna kapıldıkça daha da beter çuvallarsınız. Beklenti, olacak olandan daha da tehlikeli bir hale gelir ve işleri iyice çıkmaza sokar, hatta Allah göstermesin, Murphy'nin meşhur yasaları bile solda sıfır kalabilir.
Dizisini görüp bir bölüm izleyince arama motoruna yazdım ve filmi de olduğunu gördüm. Dedim dur, önce kitabını oku yazar nasıl hayal ettirecek sana sonra izleme faslına geçersin.
Kitap pamuk gibi. Saf, narin, fantastik...
Zamanda yolculuk hepimizin hayali belki de. Hayalimizin bir versiyonu belki. Henry-Clare... Yazdıklarım spoilera girmesin diye uzatmayacağım. Kafa dinlendirmelik, yumuşacık, keşke dedirten bir roman
Çalışırken herkes emekli olmak, yani üretmeden tüketmek ister. Ama emekli olduktan bir süre sonra kazın ayağının öyle olmadığını anlar. İnsan, bir şeyler ürettiği ve çevresine katkı yaptığında daha mutlu olur.