Diriltmenin yolu aslında ölürcesine bir aşk ile dini yaşamaktan geçiyordu. Erkâm’ın evinin talebeleri de diriltmek için adeta ölmüş, ölmeden önce ölümü öldürmüşlerdi.
Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmıyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözleri kalbinde
cezaya dönüyor. Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor.
Baktığın bütün sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılıktan çok önce acı veriyor. Dünyanın bütün cenazeleri
evinin önünden kalkıyor. Her gün bir arkadaşın büyüdüğünüz zamanlarda kayboluyor. Girdiğin çıktığın bütün kapıların önünde yabancı, ardında yalnızlık olup kalıyorsun. Ne,
biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun.
Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarından soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun.
İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet degil.