Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dünya üzerindeki ilk hak, egonun hakkıdır. İnsanın ilk görevi kendine karşıdır. Ahlaki yasası birinci amacını asla başka kimselere bağlamamaktır. Ahlaki sorumluluğu da istediğini yapmaktır, yeter ki istediği, diğer insanlara birincil derecede bağımlı bir şey olmasın. Buna yaratıcı zihnin tümü dahildir... düşünüşü de çalışması da. Fakat buna bir gangsterin alana dahil olmadığı gibi bir hayırseverin bir diktatörün alana da dahil değildir.
Konu çarptırılmış, insana başka seçenek bırakılmamış, özgürlüğü yok edilmiştir. İyilik ve kötülük kutupları açısından iki kavram sunulmuştur ona. Biri "bencillik" öbürü de "hayırseverlik"tir. Bencilliğin anlamı, başkalarını kendisi için feda etmek olarak tarif edilmiştir. Hayırseverlik ise, kendini başkaları için feda etmektir, denilmiştir. Bu durumda insan her iki halde de diğer insanlara bağlanmış, kendisine iki acıdan birini çekmesi söylenmiştir. Ya başkalarının uğruna kendisi acı çekecektir ya da kendisi uğruna başkalarına acı çektirecektir. Sonunda insanoğlunun kendi acılarından zevk alması gerektiği de söylenince tuzak iyice kapatılmıştır. İnsan artık mazoşizmi kendi ideali olarak kabul etmek zorunda kalmıştır çünkü bunun karşısında ancak sadizm vardır. İnsanoğluna oynanan en sahtekarcı oyun bu olmuştur. Böylece bağımlılık ve acı çekme hayatın esasları olarak gösterilmiştir.
Başkalar için yaşamaya kalkışan kişi, bir bağımlıdır. Amaçları açısından bir asalaktır, hizmet ettiği kimseleri de asalak haline getirir. Bu ilişkiden doğabilecek tek şey, birlikte yozlaşmaktır. Kavram olarak imkansız bir şeydir bu. Gerçek hayatta buna en yakın olan şey, başkalarına hizmet etmek için yaşayan kişidir ki o da köledir.
Eğer fiziksel kölelik bile iğrenç bir kavram gibi gözüküyorsa, ruhsal kölelik bundan ne kadar daha iğrenç bir kavram olmalıdır! Savaşta ele geçirilen bir kölenin kendine göre bir gururu vardır. Karşı koymuştur ve içinde bulunduğu durumu kötü bir şey olarak görmektedir ama kendini kendi isteğiyle köle haline getiren, bunu sevgi uğruna yaptığını söyleyen adam, yaratıkların en aşağılığıdır. İnsanlığın onurunu düşürmekte, sevgi kavramını küçültmektedir. hizmet hayır ve yardım doktrinin altında yatan budur.
İnsanlara en yüce erdemin, başarmak değil, vermek olduğu öğretilmiştir. Oysa insan yaratılmamış bir şeyi veremez. Yaratma, dağıtmadan önce gelmek zorundadır, yoksa dağıtılacak bir şey bulunamaz. Oysa bize, kendi üretmediği hediyeleri dağıtan adamı, o hediyeleri mümkün kılandan daha çok takdir etmek öğretilmiştir. Bir yardım, bir hayır olayını överiz. Bir başarı karşısında omuz silkip geçeriz.
* Yaratıcının derdi doğayı fethetmektir. Asalağın derdiyse insanları fethetmektir.
* Hiç kimse başkaları için yaşayamaz. Vücudunu paylaşamadığı gibi, ruhunu da paylaşamaz. ama ikinci elci, yardım etmeyi bir sömürü silahı olarak kullanmakta, insanoğlunun ahlaki ilkelerini değiştirmektedir. İnsanlara yaratıcıyı mahvetmenin bütün yolları öğretilmektedir. Bağımlılığın bir erdem olduğu öğretilmektedir insanlara.