SALİH CANBAŞ

SALİH CANBAŞ
@salihcanbas
Yaşama, ancak gerçeğin bilgisi ile tahammül edilebilir.
İnşaat Mühendisi / Harita Teknikeri
SAÜ/AKÜ
YOZGAT
YOZGAT, 10 Ağustos 1993
99 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Doğru ise sansasyon yaratacak bir bilgi...
Yapılan ilk Kur'an çevirilerinde Arapça, Farsça sözcük oranı neredeyse %0.5 Türkler, benimsedikleri dinin Arapça kutsal yazılarını, neredeyse birebir oranında Türkçe'ye çevirmişlerdir. 1000 yıllarında yapıldığı uzmanlarınca saptanan bir Kur'an çevirisi İstanbul Türk ve İslam eserleri müzesinde 73 numara ile korunmakta olup, Karahan Türkçesi ile eksiksiz bir çeviridir.
Sayfa 35 - Otopsi
Reklam
Dil dinden gitti; din dilden gitti.
Araştırmalar sırasında, ulusumuzun dilinin (din bilgiçlerince) dinsel kaygılarla bozulduğunu; bozulan dilin, başta din olmak üzere bütün alanlarda düşünsel kavrayışı bozduğunu görüyoruz.
Sayfa 30 - Otopsi
Din
Mehmet Akif Ersoy... Mükemmel
"Kanaat"i, "tevekkül"ü, "sabır"ı, hepsini yanlış anladık. "Sabır" nedir?... Bize göre "sabır", sureti mutlakada "katlanmak" demektir. Neye katlanmak? Her şeye. Daha doğrusu katlanılmayacak şeylere. Mesela aşağılık olmaya, hakaret görmeye, dövülmeye, sövülmeye; özetle insanlık onurumuzu lekeleyecek musibetlerin hepsine. Aman yarabbi. Kur'an ne söylüyor, biz ne anlıyoruz. "Sabır" katlanmak değil, göğüs germektir. Neye göğüs germek? Sonunda katlanılmayacak acılara katlanmak ızdırabına mahkum olmamak için, önceden her türlü zorbalıklara, her türlü sıkıntılara, mertçesine, insancasına göğüs germek. Hele "tevekkül" hiç bizim anladığımız mahiyette mi? "Tevekkül", Kur'an'ın gösterdiği, hadisin gösterdiği "tevekkül", tüm yolları denedikten sonra olan tevekküldür. Biz cehaletimiz yüzünden dini bu hale getirdik. Dinde bizi bu hale getirdi. İslam dini uyuşukluk dini oldu.
Din
Mehmet Akif Ersoy un inanılmaz güzellikteki tespitleri
Biz Müslümanlar, ben öyle görüyorum, Allah ile pek laubaliyiz! Zannediyoruz ki, Cenab-ı Hak oturduğumuz yerden isteyivermekle hatırımız için ilahi kanunlarını değiştirir. Zavallı bizler. Sana emeksizce yaşamak, çalışmaksızın amacına erişmek hakkını, böyle bir ümidi kim veriyor? Müslümanlık galiba. Belki. Öyle ya, Müslümanlar Allah'ın sevgili kullarıdır. Hani Müslümanlık bir kardeşlik husule getirecekti? Nerede? Bugün Müslümanlar kadar dağınık, katılaşmış bir millet var mı? Her tarafta Müslümanlık cehalet, Müslümanlar ise sefalet içinde mahvolup gidiyor... Müslümanlık bize dünya için bir temiz ve yüksek bir yaşam düzeyi vaat ediyordu. Neye vermedi? İşte hep bizim cehaletimiz yüzünden. Müslümanların hepsi cahil; Arabı cahil, Türkü cahil, Kürdü cahil, Arnavut'u cahil, hepsi cahil. Hepimiz kışkırtmaya kapılıyoruz. Hani müminler kardeş idi? O halde nedir Müslümanların bu hali? 350 milyon mu, 400 milyon mu, cihanda bu kadar Müslüman var; şarkta var, garpta var, şimalde var, cenupta var; hepsi ümitsizlik içinde yaşıyorlar. Biz diyoruz ki; "Müslümanız o halde Allah bize üstünlük-başarı vermelidir". Demek sen Müslümanlığınla Allah'ı minnet altında bırakmak istiyorsun. Ne kadar cüret. Ne kadar ahmaklık. Doğrusu, dünya dünya olalı, gafletin cehaletin, körlüğün, sağırlığın bu mertebesi ne görülmüş ne işitilmiştir. Doğrusu, cehlin bu derecesi de mutlaka tahsil ile elde edilmek lazım gelecek. Ah, biz alık Müslümanlar. Nasıl olmuş da bu kadar azim bir kitlenin umumu birden kötürümler gibi, histen hakaretten mahrum kalmış?
Din