*odandaki sessizliğe zaman artık girmiyor, ama sürekli çevreliyor seni, bakmamazlık edebileceğin bir çalar saatin akrebiyle yelkovanından daha ısrarlı, daha mevcut ama sen saati bilmiyorsun, Saint-Roch'un çanı ne çeyreği, ne buçuğu, ne de üç çeyreği ayırt ediyor, Saint-Honore ile Pyramides sokaklarının kavşağındaki trafik ışıkları her dakika değişmiyor, su damlası her saniye düşmüyor.Saat on, belki de on bir, çünkü doğru duyduğundan nasıl emin olabilirsin ki, geç oldu, henüz erken, gün doğuyor, gece oluyor, sesler tam olarak kesilmiyor hiç, zaman bütünüyle hiç durmuyor, görünmez olsa bile: sessizlik duvarındaki ufacık gedik, iki damla arasında yavaşlamış, unutulmuş, neredeyse yüreğinin atışlarıyla karışmış mırıltı.