Puan vermedi·70 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:37
Lou Andreas-Salomé'nin Fenitchka adlı kısa romanı, aşkı, özgürlüğü ve kadın kimliğini dönemin toplumsal kalıpları üzerinden sorgulayan zarif bir eser. Hikâye, genç ve bağımsız bir kadın olan Fenitchka ile onu anlamaya çalışan insanların etrafında şekillenir. Salomé, karakterlerinin iç dünyasını büyük bir incelikle işlerken, aşkın sahip olmak mı yoksa anlamak mı olduğu sorusunu da okura bırakır. Kısa olmasına rağmen düşündüren, insan ilişkilerine farklı bir pencereden bakmayı sağlayan etkileyici bir klasik. "Bazı kitaplar olaylarıyla değil, bıraktıkları düşüncelerle hatırlanır. Fenitchka da onlardan biri.
Felsefe
FeniçkaLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,5bin okunma
Yazarın Kibrine Kurban Giden Bir Hikaye
7/10
·244 syf.··
2026 13. kitabı
Güzel hikaye, çöpe atılmış karakter gelişimi. Yazarı az çok tanıyorsan, onun kendi kibrini Ruth'un ruhuna üflediğini anlarsın. Hikaye de bunun üzerinden gidiyor zaten. 19. ve 20. yüzyıllarda bir kadından beklenen evlenip çocuklarına bakmasıdır fakat karakterimiz Ruth, okuldaki arkadaşlarının aksine, zihninde çok daha başka dünyalar dönen ve bambaşka zevklere sahip olan bir kız. Yazma yeteneği de oldukça yüksek. Eric ise Ruth'un öğretmeni. Ruth'taki bu ışığı görüp onu kendi elleriyle şekillendirmek istiyor. Kendi evine alıp eğitmeye başlıyor. Bu eğitim sırasında aralarında hafif romantik anlar yaşanıyor. Eric, eşine rağmen Ruth'a aşık oluyor ve Ruth da buna karşılık veriyor hatta daha doğrusu teslim oluyor. Bu teslimiyet bir süre sonra Eric'in tanrı kompleksine girmesine neden oluyor ve Ruth'u kısıtlamaya başlıyor. Buraya kadar klasik bir 19. yüzyıl romantizmi diyebilirsin ama asıl saçmalık bundan sonra başlıyor. Ruth bir süre sonra kendisini kısıtlanmış hissediyor ve evden ayrılıyor. Gittiği yerdeki genç bir askerle durup dururken öpüşüp evlenme kararı alıyor. Erkekleri parmağında oynatmaktan zevk alan bir kız nasıl oluyor da bir anda evlenme kararı alıyor? Özgürlüğüne bu kadar düşkün olan ve aşık olduğu adamın evinden özgürlüğü uğruna ayrılan bir kız, nasıl oluyor da kendinden yaşça küçük, dümdüz bir adamla daha doğru dürüst tanımadan evlenmeye kalkıyor :D Karakter gelişimi saçmalığı bitmiyor bu arada. Ruth'a aynı zamanda Eric'in oğlu da aşık, adı Jonas. Jonas döneme göre duygusal, naif/feminen görünen ve kitap boyunca ailesi tarafından aşağılanan bir karakter (gerçi hak etmiyor da değil :D). Ancak bu kadar naif olan Jonas karakterinin, hikayenin sonunda Ruth'a saldırıp elini ısıran ve kalçalarını avuçlayan birine dönüşmesi tamamen yazarın narsist kişiliğinden
1000Kitap
RuthLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20184,394 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sapıkça davranışları normalleştirmeyin
Puan vermedi·%22 (108/480 syf.)·
Açıkçası bu kitaptan gerçekten de yüksek bir beklentim vardı ve bunun en büyük sebebi de Damla'nın (samimiokur) bu kitabı çok beğenmiş olmasıydı. Maalesef pek de düşündüğüm gibi çıkmadı. Belki ilerleyen sayfalarda daha ilgi çekici oluyordur ancak sabredemeyeceğime karar verdim. Yarım bırakmama sebep olan şeylerden bahsedeceğim, belki birileri için yararlı olur. Dikkatimi çeken ilk şey yazarın anlatımıydı. Cümleleri genellikle "şu olduğunda bu oldu" şeklinde kurmuş. Daha anlaşılır olması için birkaç örnek: 1. Çatık bakışlarım onu bulduğunda ürperdim. 2. Karşısında aptal gibi durduğumu anlayıp, kendime öfkelendiğimde elimdeki kalemi tezgahın üzerine bırakıp başımı dikleştirdim. 3. Duyduklarımla dudaklarım aralandığında nefesim kesildi. Yazar bence "ve" kelimesinden nefret ediyor. Bu tarzda kurduğu cümlelerin çoğunda "ve" kullanmış olsaydı çok daha akıcı ve güzel bir anlatım yakalayabilirdi diye düşünüyorum, en azından benim için. Tercih ettiği anlatım beni rahatsız etti, çok gereksiz buldum ve bazı noktalarda anlam da bozulmuştu. Bir örnek: Kaşlarım çatılıp alnımın ortasında ince bir çizginin oluşmasına neden olduğunda, parmaklarımın arasında duran zarfın maksadını çözemedim. Kaşların çatıldığı için mi zarfın maksadını çözemedin yoksa zarfın maksadını çözemediğin için mi kaşların çatıldı? Mantıkken ikinci seçeneğin olması gerekiyor, öyleyse burada cümlelerin sırası yanlış. Sonrasında her şeyin renginden bahsedilmesi var. Bordo kadife kumaş, çizim defterinin kırmızı kapağı, giydikleri her bir kıyafet, Berna ablanın yeşil kazağı, Ekrem amcanın kahverengi gözleri... Karşımıza çıkan neredeyse herkesin göz ve saç rengini biliyoruz. Bazen de aynı şeyin renginden birden fazla kere bahsediliyordu. Feray her tayt giydiğinde taytın renginin siyah olduğundan
Persona 1: KaranlıkAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 2024439 okunma
AKICI
Puan vermedi·80 syf.··
2026 30. kitabı
Karakterlerin ve ele aldığı konuların hoşluğu bir yana, anlatımının temizliği ve akıcılığı ile de dikkat çeken bir kitap. Yazarın kendisi ve hayatı da en az kitap kadar hoş.
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
8/10
·480 syf.··
2026 13. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 19:27
Veeee Noa....korkunç bir yaşam, büyük cesaret ya da korkunun dönüştürdüğü ruh halimi diyeyim. Psikopat bir katil, hastalıklı ruhuyla işlediği cinayetler.... zekâsı... İlk kez okuduğum bir kalemdi. Hediyeyle alıp okuduğum bu eseri hediye eden arkadaşıma teşekkür ederim... Bir sonra ki seriyi alıp okumam gerekiyor. Kısaca özetlemek ve gerekirse, eser hakkında şu yazılanlar size yeterli gelecektir. Oyuncak Müzesi, alışılmış polisiye romanlardan farklı bir anlatım tekniği kullanır. Eserde olaylar yalnızca kurbanların veya dedektiflerin gözünden değil, büyük ölçüde katilin bakış açısından aktarılır. Hikâye, Ravebelg Kasabası'nda peş peşe yaşanan gizemli ölümler etrafında şekillenir. Roman boyunca okuyucu, hem cinayetlerin ardındaki sırları çözmeye çalışır hem de katilin psikolojisini yakından tanıma fırsatı bulur. Romanın en güçlü yönü, okuyucuyu sürekli tahmin yürütmeye zorlamasıdır. Beklenmedik gelişmeler ve karanlık atmosfer, kitabın etkileyiciliğini artırır. Ancak bazı sahneler oldukça gerilimli olduğu için eser daha çok yetişkin okuyuculara hitap etmektedir. ......Herkese Keyifli Okumalar Diliyorum.....
Oyuncak MüzesiEmre Gül · Guardian Yayınları · 20241,740 okunma
10/10
·129 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 20:45
Osman, seni tanımıyorum belki ama bu kitabın gerçekten senden uzun olduğuna yemin edebilirim. Kitabımızda bir kadının ayrılığın ardından tuttuğu yasla başlayıp kendi içine doğru yaptığı yolculuğa eşlik ediyoruz. Bu hikayeyi Osman'dan uzun yapan şey de tam olarak burda başlıyor. Kitap boyunca insanın içine sessizce işleyen bir kabulleniş hissi var. Ve sonunda şunu diyorsunuz: Evet, her şeye rağmen hayat devam ediyor. Öyleyse bende eşlik etmeliyim.. "Sana yanarken kendimi nasıl da ihmal etmişim, halimi hatrımı bile sormamışım resmen. Ama artık tarafıma yaptığım tüm ayıpları telafi ediyorum. Hayatımın bundan sonrasını şahsi beyaz atlı prensim yahut hiç olmazsa atım olarak geçirmeyi planlıyorum." İnsanın kendi elinden tutması bazen de böyle görünür..
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma