Puan vermedi·136 syf.··
2022 264. kitabı
Sanık, Yılmaz Güney’in Selimiye Üçlemesi’nin üçüncü ve son kitabıdır. İthaki Yayınları tarafından yayımlanan bu eser, Güney’in 1972-1974 yılları arasında Selimiye Cezaevi’nde geçirdiği döneme dayanan otobiyografik bir anlatıdır. 1975 yılında ilk kez basılan kitap, Güney’in hapishane deneyimlerini, adaletsizlik ve sorgulama süreçlerini derinlemesine işler. Eser, hem bireysel hem de toplumsal düzlemde adalet arayışını ve sistemin baskıcı yapısını eleştirir. Sanık, Güney’in Selimiye Cezaevi’nde geçirdiği dönemi temel alan bir anlatıdır ve bir mahkûmun, Yaşar adlı karakterin gözünden cezaevi yaşamını, sorgulamaları ve adaletsizlikleri aktarır. Kitap, Güney’in kendi deneyimlerinden yola çıkarak, bir “sanık” olarak sistemle yüzleşmesini ve bu süreçteki psikolojik ve politik çatışmaları işler. Eser, bir yandan bireyin içsel dünyasını ve öz eleştirisini, diğer yandan toplumsal düzenin adaletsizliklerini gözler önüne serer.Hapishane koşulları, gardiyanların baskısı, sorgulamalar ve mahkûmların dayanışması gibi unsurlar, Sanık’ta çarpıcı bir şekilde tasvir edilir. Güney, eserdeki anlatımıyla, bireyin sistem karşısındaki çaresizliğini ve direnişini güçlü bir dille ortaya koyar. Kitap, aynı zamanda Güney’in sanat ve mücadele anlayışını yansıtan bir manifesto niteliğindedir. Sanık, Güney’in edebiyatta ve sinemada gerçekçilik anlayışını yansıtan bir eserdir. Yazar, yalın ama etkileyici diliyle, hapishane koşullarını ve bireyin sistemle mücadelesini çarpıcı bir şekilde aktarır. Güney, sanatı bir direniş ve bilinçlendirme aracı olarak görür; Sanık da bu anlayışın bir örneğidir. Eser, Güney’in politik duruşunu ve ezilenlerin yanında yer alma kararlılığını net bir şekilde ortaya koyar. Sanık, Güney’in 1972-1974 yıllarında, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi militanlarına yardım
SanıkYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017639 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2022 213. kitabı
Salpa, Yılmaz Güney’in Selimiye Üçlemesi’nin ikinci kitabıdır ve 1975 yılında Güney Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Bu eser, Güney’in cezaevi deneyimlerinden izler taşıyan, toplumsal ve bireysel sorgulamaları derinlemesine işleyen bir romandır. Selimiye Üçlemesi’nin ilk kitabı Hücrem’in son satırında tanıştığımız Mehmet Salpa adlı karakterin hikâyesini anlatır. Kitap, Konya’dan İstanbul’a uzanan bir süreçte Mehmet Salpa’nın sert yaşam koşulları içinde bilinçlenmesini, toplumsal düzenin adaletsizliklerine karşı farkındalık geliştirmesini ve içsel çatışmalarını konu edinir. Salpa, Mehmet Salpa’nın çocukluğundan İstanbul’daki zorlu yaşamına kadar uzanan hikâyesini ele alır. Konya’da başlayan hayatı, İstanbul’un karmaşık ve acımasız dünyasında devam eder. Salpa, bir yandan geçim mücadelesi verirken diğer yandan toplumsal düzenin dayattığı eşitsizlikleri, adaletsizlikleri ve insanın bu düzen içindeki yerini sorgular. Kitap, bireyin toplumsal normlar, gelenekler ve sistem karşısında kendi bilincini oluşturma sürecini çarpıcı bir şekilde aktarır. Güney, Salpa’nın zihnindeki çelişkileri, korkuları, umutları ve cesaretini detaylı bir şekilde işler. Öne çıkan bir alıntı, Salpa’nın düzenin görünmez güçlerini sorguladığı şu satırlardır: “Kimdir bu vapur, otobüs, tren, uçak seferlerini, onların yolcularını ayarlayanlar? Kimdir radyolarda falan saat reklamlar, yurttan sesler, filan saat Henry Mancini orkestrası diyen? Kimdir yüz beş liralık ayakkabıyı iki yüz doksana, dört yüz kırk liralık ceketi altı yüz on liraya fırlatan? İnsanları geleneksel bir telaş ve yetmezlik içinde oradan oraya koşturan, Afrika’ya beyaz kadın kaçıran, namlulara mermi süren, acımasız tetik çektiren, öğrencileri kırdıran, ezen, çocukları ağlatan kim?” Bu sorgulamalar, Salpa’nın sadece kişisel bir
SalpaYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017700 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·140 syf.··
2025 78. kitabı
Sol eğilimde her şeyin temelini oluşturur diyebileceğimiz bir cümle vardır; "Eleştiri ve Özeleştri." Buna göre özeleştiri ile kendini değiştirmeye başlar, eleştiri ile de çevresini ve toplumu değiştirirsin. Ama bunda bir sıra var mıdır? Hangisi ile başlamalıyım. Özeleştiri mi, eleştiri mi önce gelmeli? Zira eleştiri yapmaya başlamadan önce gördüğün aksaklıklar seni öncelikle içten eleştiriye götürse de, yaptığın ilk şey eleştiri olacaktır ve bu aksaklıkları düzeltebilmek için de donanımlı bir hale gelmek isteyeceksindir. Bu da seni özeleştiri yapmaya götürecektir. Birini uygulamayı düşünmeye başlamadan önce diğeri ortaya çıkmıyor ki birbirleri ile olan bağlantıları onları bir bütün haline getiriyor. Salpa kitabındaki Mehmet Salpa da burada ortaya çıkıyor. Buna yazarın adlandırmasıyla; 1. Salpa Kurtuluş Savaşı da diyerek Salpa'nın toplumsal aksaklıklar karşısındaki içsel devrimini göreceğiz kitapta. İnsanın doğuştan başında bekleyen ya da o daha doğmadan önce var olan ve doğduktan sonra yavaş yavaş farkına vardığı iki belası vardır. Biri gözünü açtığı anda; öğrendiği, öğretilenler, gördükleri, duydukları, yaşadıkları, hissettikleri, inandığı, inanmak zorunda bırakılanlar...yani kurumlaşmış, kabul edilmiş, sözlü ya da sözsüz yasa halin getirilmiş her şey. Toplumun devamını sağlamak için hem kendi aralarında hem de kurumlarca desteklenen, görmezden gelinen, kabul edilen; çirkinlikler, pislikler, aldatmacalar, dayaklar, kötekler, cinayetler, tecavüzler her iğrenç şey karşısında, -aslında karşısında denemez buna çünkü her birey, yaşanılan her şey karşısında en azından içsel bir tavır sergileyemiyor maalesef- aldığımız tavır da ikinci belamız. Salpa bu ikisini birçok birey gibi acısını tada tada yaşayan biri. Buna veremediği anlam karşısında da afallayan biri Salpa.
Kitap Simyacıları
SalpaYılmaz Güney · Güney Yayınları · 1975700 okunma
Salpa
10/10
·128 syf.··
2024 52. kitabı
Salpa,Yılmaz Güney’in ikinci hapisane dönemin ürünleridir.Yılmaz Güney,bu ürünleriyle,yazın yaşamına yeniden doğarken,bir anlamda,sanatçı konumunun bilincine varışının da hesaplaşmasını yapar,bu akış açısının ilk örneklerini verir.Bir hesaplaşmanın öykü sü olan Salpa’da,geldiği büyük kentte tu tunamayan birinin değişme sancıları ön cesindeki gerçekliği yansıtır.Yaşamı algılayış,kavrayışla birlikte başlayan bilinçlenme sürecinin Selpa’yı ulaştırdığı hesaplaşma ‘an’ı,güvensizlik,korku,tedirginlik ağındaki yaşamında onu sürekli bir sorgulayışa, arayışa iter.Sınıfsal,toplumsal bilincin uyanışıyla,özgür olabilme bilincinin oluşumu da işte bu aşamadan sonra oluşur Salpa’da. Feridun Andaç
1000Kitap
SalpaYılmaz Güney · Can Yayınları · 0700 okunma
10/10
·140 syf.··
2024 18. kitabı
Yılmaz Güney'in eserinde yıllarca "Ezilenlerin" garibanlar olduğunu görebileceksiniz. Bu kitabı okuduktan sonra şu fikire sahip oldum. "Fikirlerin ve düşüncelerinin olmasının bir önemi yok.Zengin bir ailenin bireyi değilseniz,koca bir hiçsiniz." Gariban olmak,Türkiye'de hayata 1-0 yenik başlamak demektir. Yazarda bunu müthiş bir hikayeleme ile bizlere göstermiştir.
1K
SalpaYılmaz Güney · Güney Yayınları · 1975700 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2024 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2024 09:34
Selimiye üçlemesinin ikinci kitabı Salpa. Birinci kitap Hücrem’in son bölümünde tanıştığımız Memet Salpa’nın hikayesini okuyoruz. Salpa, Konya’nın bir köyündendir artık oralara sığamayan Salpa bir gün arkadaşıyla İstanbul’a gitmeye karar verirler. Ancak Salpa kendisiyle beraber çelişkilerini, umutlarını, güvensizliğinide götürür. Salpa bu büyük şehirde ayakta kalabilmeyi öğrenirken bir taraftan kendini ve hayatı sorgulamaya başlar. Salpa’nın fikir ve sorgu dünyasında yolculuk etmeye ve bu yolculukta aynı soruları kendinize sormaya hazır mısınız? O halde İyi okumalar, kitapla kalın.
SalpaYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2017700 okunma