Önünden geçerken içerisine nedense sık sık baktığı, sıcak bir hava yaratabilmek için çaba gösterildiği halde endüstri olmaktan kurtarılamamış bir ortam.
Bazı durumlar dışında, insana kendi hikayesini yaratma hakkı tanınmıştır. Hikayesini yaratanın kendisi olduğunu kabul etmemekte direndiğinde, hikayesi tragedyasısızlığın tragedyası olur.
… fakat o zamandan beri metruk kalmış bu ev yıkık duvarları, çökmüş çatısı, dökülmüş kafesleri, her taraftan ayrılmış sıvalarıyla eski bir mezar gibi ölümü düşündüren bir hal almıştı. Onda her çarpan nazarı korkutan bir renk, her geçene: “Siz de, herkes de benim gibi olacaksınız, yıkık duvarlar içinde yosunlu, eğri bir taş, üzerinizde eşinen bir iki köpek, o kadar!“ diyen bir ses vardı.
Bu bir devir idi ki, yalnız askeri bir felakete inhisar etmiyordu; içtimai cihetten de dünyanın en korkunç, usandırıcı ve kemirici bir devresi idi; koca bir insan nesli, mecalsiz babalar, ezgin analar, gıdasız çocuklarla, bilhassa bozulan bir ahlak ile kavruk, yatkın, çürük kalmıştı.