Samet Çalışkan

Samet Çalışkan
@sameeit
Bazen, sadece su içmek istersin. Çünkü dudağın kurumuştur..
"Ama ölü değil ki " diye karşı çıktı Belacqua. " Onu canlı canlı kaynar suya atamazsın." Kadın şaşkın gözlerle baktı. Belacqua kendinde değil miydi ne ? ... ... Kadın ıstakozu iyice havaya kaldırdı. Hayvanın yaşayacak otuz saniyesi kalmıştı. Öyleyse, dedi Belacqua içinden, hızlı bir ölüm olsun. Tanrı bizimledir. Değil ama.
Sayfa 20 - Ayrıntı (Dante ve Istakoz)
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Denizler Altında Yirmi Bin Fersah
Denizler altında yirmi bin fersah Az Ben olsam girdim mi bir kere denizin içine Hiç çıkmam. Orada ne ses Ne düşünce Ne de insanın insana Maruz kalma sıkıntısı Sadece balıklar ve Diğer su mahlûklarıyla Paylaşılan ortak huzur. Oksijen yetmezmiş! Aman efendim eksik olsun O oksijen değil mi zaten Bunca insanın kafasını Bu kadar güzel eden Oksijendir bizi delirten Oksijen valla oksijen.. Eksik söylemiş Jul Vern Denizler altında yirmi bin fersah Az Ben olsam daldım mı bir kere suyun dibine Hayatta çıkmam.
Sayfa 98 - ithaki
Bilim, hastalıkların ve ağır işlerin yükünü hafifletmiş, çevremiz ve rahatımız için yararlı aletler üretmiş olabilir, ama bize gizemsiz bir dünya bıraktı. Günbatımlarımızdan artık dalga boyları ve frekanslarla bahsediliyor. Evrenin karmaşası matematiksel denklemlere indirgendi. Hatta insan olma kıymeti bile ucuzlatıldı. Bilim, Dünya gezegeni ile onun üstünde yaşayanların , evrensel boyutta önemsiz noktacıklar olduğunu söylüyor. Kozmik bir kaza. "Duraksadı. " Bizi birleştirmeyi vaat eden teknoloji bile bizi birbirimizden ayırıyor. Artık her birimiz tüm dünyayla elektronik bağlantı içindeyiz, ama aslında son derece yalnızız. Vahşet, ihtilaf, ayrılık ve ihanet bombardımanına tutulduk. Şüphecilik fazilet oldu. Alaycılık ve kanıt talebi, aydınlanmış düşünce diye kabul ediliyor. İnsanlığın artık tarihteki herhangi bir dönemden çok daha fazla buhrana sürüklenmesine ve hayal kırıklığına uğramasına şaşmamak gerek. Bilimin kutsal saydığı herhangi bir şey var mı ? Bilim, doğmamış ceninleri inceleyerek cevaplar bulmaya çalışıyor. Hatta bilim kendi DNA'mızı yeniden sıraya dizmeye cüret ediyor. Anlam aramak adına Tanrı'nın dünyasını gitgide daha küçük parçalara ayırıyor... ve tek bulabildiği aslında daha fazla soru." Morarti dehşetle dinliyordu. Camerlengo neredeyse herkesi uyuşturmuştu. Hareketlerinde ve sesinde ... Adamın sesi inanç ve üzüntüyle doluydu.
Sayfa 386 - Altın Kitaplar
Hayali düzen dışında bir yol mümkün değil. Etrafımızdaki hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe koştuğumuzda aslında daha büyük bir hapishanenin geniş bahçesine doğru koşuyoruz.
Sayfa 126 - Kolektif Kitap
Kadıköy'deki Bahariye Caddesindeki Belvü Apartmanı'nda, 4 Haziran 1933'te, saat 15:00'e doğru yatağından fırlar. Karısı çıplak ayakla yere basmaması için terlik getirir. Haşim, her zamanki gibi yine söylenir. Ve yatağa yığılıverir. "Ölüm yatağında kendisini ziyaret eden Ahmet Hamdi Tanpınar ile Ahmet Kutsi'ye şu son mısrasını" söyler: "Şairlerin en garibi öldü." ... Haşim için şiir bir boşalma ya da avunma yolu değil de sanki hiçlenmeye yönelmiş benliğini varlaştıran bir eylemdir. ... Bir çeşit varoluş şekli... Bir çeşit 'ab-ı hayat'... ... Oscar Wilde'ın dediği gibi: "Hayat kaybettikçe sanat kazanır."**
Sayfa 121 - Malzemeden Çalan Şair (Murat Batmankaya)