Evlenmek, bir aile kurmak, doğmak isteyen bütün çocukları kabullenmek, bu güvenilmez dünyada onları var etmek ve hatta biraz da yol göstermek benim inancıma göre bir insanın ulaşabileceği en üst noktadır.
Beni çileden çıkaran şeyin etkilemesi gerekmez artık ya da tersi, senin için masumiyet olan benim için suç sayılabilir ya da tersi; sende sonuçsuz kalan bir şey beni mezara götürebilir.
Işçiler çoğu zaman günde on iki saat buz gibi soğuk bir fabrikada çalışıyordu. Ücretler o kadar kötüydü ki, çocuklar ve lohusa kadınlar bile çalışmak zorundaydı. Anlatılamaz bir toplumsal ortamdı bu. Bazen ücretin bir kısmı ucuz içki olarak veriliyor, kadınlar fahişe olarak çalışmak zorunda kalıyordu. Müşterileri de tabii kentin hali vakti yerinde kibar beyleriydi. Kısacası: Aslında insanın en soylu yanı olması gereken emek, işçileri hayvandan farksız hale getirmişti.
Ya uyusan? Ve uyurken rüya görsen? Ve rüyanda cennete gidip hiç bilmediğin çok güzel bir çiçek koparsan? Ya uyandığında çiçeği hala elinde tutsan? Ne olurdu o zaman?