Kierkegaard'a göre risk olmadan iman olmaz. Eğer biz tanrının var olduğunu bilseydik, onun var olduğuna dair elimizde kesin kanıt olsaydı, o zaman imana gerek olmazdı. Tanrının varlığına ilişkin bir kanıtımız olmadığı için iman olanaklıdır. Çünkü kanıt nesnel açıdan kesin olan bir şeyi göstermek demektir. Oysa"kesinlik ile tutku bir araya gelemez"ve tutku(kesinlik lehine) dışta bırakılırsa iman ortadan kalkar. İmanın olanaklı olması için nesnel olarak kesinlik bulunmadığı halde, kişinin bu belirsizliğe rağmen Tanrıya tutkuyla bağlanması gereklidir. Dolayısıyla, iman Kierkegaard'a göre Tanrının var oluşu paradoksal olmasına ve inanma kararı sonsuz bir teslimiyet içinde olmasına rağmen, Tanrıya kişisel bir şekilde inanmaya karar vermektir.