Samet Sundu

Samet Sundu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.·
49 günde okudu
·
2025 7. kitabı
Abdulfettah Ebu Gudde
9/10 · 7,4bin okunma
Reklam
Anam babam sana feda olsun ya Resulullah
Puan vermedi·437 syf.··
2025 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2025 19:49
İnsanlığın yaşadığı hayat, akreplerin ve eşi benzeri olmayan yılanların yaşadıkları dikenlerle dolu karanlıklara dönüşmüş durumda... Sözünden başka silahı olmayan bir insan bütün bunlara nasıl karşı koyabilir? İnsan hangi sözleriyle bu dikenli yolu aşarak iyiliğin bayraktarlığını yapacak devleti kurabilir? Kör ve kısır ufuklarda insanın çaresizliği ile alay eden barbarları ezecek ordular nasıl kurabilir? Gerçekler sadece sermaye sahiplerinin tekellerindeydi. Asıl gerçeklik hazinesi ise, çilekeş yüreklerin düşlerindeydi.Vahyin aydınlığı ile o çilekeş yürekleri, aydınlığa çeviren Muhammed (as) bu aydınlık uğruna kendi yurdundan akrabalarından müşrikler tarafından Nebi olmadan önce ona verilen prestijinden ve diğer tüm menfi durumlarından vazgeçerek Allah'ın yardımı ile mustaazafları gerçek değerlerine ulaştırmıştır. Yazar Şarkavi eserinde Muhammed'in (as) diğer insanlar gibi olduğunu göz önüne alarak bir Siret ortaya koymuştur. İnsan olduğunu gözler önüne sermesindeki amaç müminlerin, kutlu Nebi'nin ahlakıyla ahlaklanmayı onun gibi olmak uğruna ölümü dahi göze almayı göstermek istemesidir. Eser de müminlerin hatalarını daha sonra tövbelerini yapmış oldukları hatalara karşı nasıl tövbe edildiğini okurların gözleri önüne sermiştir. Bereketli okumalar...
Din
Özgürlük Peygamberi Hz. MuhammedAbdurrahman Şarkavi · Düşün Yayıncılık · 200885 okunma

Samet Sundu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·384 syf.·
37 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2025 00:43
·
2025 2. kitabı
Nazan Bekiroğlu
8.4/10 · 14,6bin okunma
Meşakkat dünyasıydı bu dünya. Adem hepi topu bir buğday boyu yol almıştı. Ekmeğin bilgisini Kelimeler Kitabı'ndan seçti. O da ateşle iç içeydi. Kara ocakta ateş yaktı. Acıydı hatırası, ânında eli yandı. Bir o yandan esti rüzgâr, bir bu yandan. Bir sarsmakla yetindi, bir vurdu devirdi. Ateşini söndürdü Adem'in. Dünya çok sertti. Ama Adem de ezilecek gibi değildi. Tekrar denedi. Tekrar emek verdi. Emeğinin karşılığını aldıkça hayatla doldu içi. Ufaladı taneleri. Öğüttü, inceltti. Kendisinden başka bir şeye benzetti. Islah etti. Su kattı. Yoğurdu. Hal hamur etti, pürüzsüz hale getirdi. Her biçimi başka güzel, her hali nimetti. Buğday. Ne mübarekti. Gözünü açtığında etler, elini uzattığında hoş kokulu meyveler bulmaya, tahtlara yaslanıp altın bezekli koltuklara uzanmaya alışkın cennet âdeminin, bir parça ekmek uğruna gözlerine duman yangını, tırnaklarının arasına is karası bulaştı. Alnından ter damladı. Bu ter ilk ekmeğin hamuruna karıştı. Hamurunu Adem, hamdı, müsait hale getirdi. Közlenmiş ateşten geçirdi, pişirdi. Nihayet ilk ekmeği ortasından ikiye böldü. Kokusunu içine çekti. Ekmek ve cennette yediği yasak meyve? Bilmedi ki hangisi daha güzeldi. Her defasında ekmek ateşinin karşısında yandıkça pişti Adem. Ezildikçe inceldi. Üzerine bir olgunluk geldi, önce kalbine indi, sonra gözlerinin içine yerleşti. Hoşnut oldu dünya zahmetinden Adem, dünyaya selâm etti. En fazla da ekmekle dünyalık olduğunu bildi. Ekmek dünyaydı cennet değildi. Cennette ekmeğin adı yok, cennet âyetlerinin arasında onun adı bile geçmedi. Hayır, Adem'e cennetten bir ekmek hatırası kalmış değildi.
Din
Reklam