june

Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

june

, bir kitap okudu
10/10
·223 syf.·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2019 21:58
·
2019 16. kitabı
10/10
·136 syf.··
2018 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2018 00:08
Fransız Edebiyatının en çok ürün veren ‘Romantizmin en güçlü beyni’ olarak nitelendirilen şair ve yazar Victor Hugo, “Bir İdam Mahkumunun Son Günü”nü yazdığında henüz 26 yaşındaydı. Eserini ilk önce dönemin koşullarından dolayı isimsiz olarak 1829 yılında yayınladı. Fakat bundan üç yıl sonra 1832’de, kitabın beğeni toplaması ve savunduğu düşüncelerin taraf bulduğunu, desteklendiğini görmesiyle Hugo kitaba ‘ölüm cezasına karşı savunma’ niteliğinde bir de önsöz ekleyerek yeniden okuyuculara sundu. Kitap tam bir romantik dönem eseri. Aşk ne kadar etkileyiciyse ölüm de bir o kadar etkileyicidir. Ne de olsa insan bir kez ölür ve bu unutulmaz bir andır. Biz de bu ‘unutulmaz an’ için adını bile bilmediğimiz mahkumun son altı haftasından kesitler okuyoruz. Mahkumun öldürdüğü adam hakkında hiçbir şey bilmiyor, suçunu tam olarak anlamıyoruz zaten asıl odak noktamız da burası olmamalı. Çünkü yazarın amacı, herhangi bir suçlunun özel savunmasını yazmak değildir; şimdiki ve gelecekteki bütün ölüm mahkumları için genel ve kalıcı bir savunmayı miras bırakmak, Beccaria’nın açtığı yolu kendince genişletmektir. Kitabın amacına ulaşması içinse Fransa’da 150 yılın geçmesi gerekmiş; ulusal jiletleri ‘Madam Giyotin’, 1981’de idam cezasının kaldırılmasıyla tarihe karışmıştır. Hugo, bir insanın hayatına son vererek onun sadece düşüncelerinin ve bedeninin değil aynı zamanda annesinin, babasının, eşinin, çocuklarının da öldürüldüğünü savunur. Kocasına ölüm cezası verilmiş bir eş nasıl dimdik hayatta kalabilir, çocukları boyunları bükülmeden nasıl yaşar? Kim ister babası idam edilmiş bir çocukla şekerini paylaşmayı, kim ister kocasının kafası Greve Meydanı’nda dizerinin önüne düşmüş bir eşe iş vermeyi? Kitabın en etkileyici kısmı da tam burası: Mahkumun kızını son kez gördüğü anlar. Sanki
Edebiyat
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma
9/10
·368 syf.··
2019 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2019 16:35
Ekim Devrimini konu alan bu eseri anlamak için Rusya'nın 1905'ten 1917'ye kadar olan politik, siyasi ve ekonomik tarihini bilmek faydalı olacaktır. Ön okuma yapmanız kişileri, kurumları ve olayları daha iyi kavramak için şart fikrimce. Bilgim dahilinde biraz bahsetmek gerekirse: 20.yüzyılın başlarında dünyanın saygın devletlerinden olan Rusya monarşi ile yönetilen bir çarlıktı. Ülkenin başındaki isim Çar II.Nikolay Romanov'du. Kendisi Rus İmparatorluğu'nun son imparatoru. Hükümdarlık yaptığı süre boyunca Rusya'yı hem ekonomik hem de askeri anlamda dibe çekmiş bir hükümdar. II.Nikolay'dan genel olarak irade yoksunu olarak söz edilirmiş, çariçenin sözünden hiç çıkmazmış. Hatta dönemin Rusya'sında hayli ünlü olan mistik güçlere sahip Rasputin'den devletin geleceğini tayin edecek bilgiler alıp uygularmış. Kötü yönetime ve sefalete daha fazla dayanamayan Rus halkı için kaybedilen ve koca Rus Baltık Filosunun yok olmasına neden olan Japon-Rus savaşı bardağı taşıran son damla oldu. 1905 Devrimi sonrasında halk artık siyaseten hesap verilebilir bir hükümet istiyordu. Böylece çarın yetkileri budandı ve meşruti monarşiye geçildi. Fakat bu hükümet sistemi de 20.yüzyıl Rusya'sının isteklerini uzun süre karşılayamadı. 1914'te çıkan I.Dünya Savaş'ı Rusya'yı daha kötü günlere sürüklemeye başladı. Nüfusunun çoğunluğunu köylü sınıfının oluşturması sebebiyle Sanayi Devriminden nasibini pek alamamış Rusya git gide fakirleşmekteydi. Yeni yeni oluşan proletaryanın çalışma standartları ise çok kötüydü. Yiyecek ekmek kalmamış, işsizlik hat safhaya ulaşmıştı. Ancak meclisteki liberal kapitalist temsilcilerin ve çarın halkı umursadığı yoktu. Her geçen gün cepheye yeni birlikler gönderiliyor, halktan kanlarının son damlasına kadar savaşmalarını istiyorlardı. 1917 Şubat ayının sonlarında
Dünyayı Sarsan On GünJohn Reed · Yordam Kitap · 2017490 okunma