Rhys’in yüzü aniden solgunlaştı. “Burada değiller.”
Cassian dükkâna girip Emerie’nin kapısının kilidini kırmadan önce beklemedi. Biri onlara zarar verdiyse, aldıysa...
Arkadaki rahat odada kimse yoktu. Ama aniden bu odada sanki içeri girmişler gibi erkek kokuları vardı.
Illyrialılann böyle bir büyüsü yoktu.
Illyrialılann eski, vahşi bir güce sahip olduğu bir gece hariç.
“Hayır.” Merdivenleri tırmandı, merdivenler erkek kokularıyla ve dişilerin korkusuyla sıralanmıştı. Nesta’nın odasını ilk o buldu.
Kavga etmişti. Yatak odanın öbür ucuna itilmişti, komodin ters dönmüştü ve yerdeki su birikintisinin kokusunda kan vardı - erkek kanı akmıştı. Ama uyutan merhemin keskin kokusu, bir atı bayıltacak kadardı.
Rhys onun yanına geldi, yüzü aynı korkuyla bembeyazdı. Devlon her şeyi doğruladı. “Kan Ayini gece yarısı başladı.”
Gwyn, Emerie ve Nesta yataklarından kaçırılmıştı. Ayin’e katılmak için.
"Emek dediğimiz şey biraz çaba istiyor ya. Bence birbirini dinlemek de emek sayılmalı. Çünkü kimse kimseyi gerçekten dinlemiyor, anlamıyor, kelimeler havada uçuşuyor ama geriye kalan tek şey, beni anlamıyorsun cümlesi oluyor. O yüzden bana göre evde en görülmeyen emek, dinlemek. Herkesin elinde bir bıçak var sanki, sadece kendi payına düşeni kesiyor."
Kardeşim biriciğim
Bazı yaralar yararlıdır buna inan
Bazı yaraların ortasından küçücük bir el
Sanki geçmişe çiçek uzatır
Bazı yaralardan sızan kanla
Tüm geleceğin yıkanır
Bazı yaralar
Dünümle bugünüm, inişlerim ve çıkışlarım arasında öyle farklılıklar var ki, sanki sadece bir değil, birbiriyle hiç ilişkisi olmayan birkaç yașamdan gecmiș gibiyim. Çünkü ağzımdan düşünmeden "yaşamım" sözü çıksa, "Hangi yaşamım?" diye sorarken yakalıyorum kendimi sık sık.