Necip Fazıl Kısakürek’in 1937 yılında yazdığı "Bir Adam Yaratmak" isimli eseri, baş karakterimiz Hüsrev'in iç dünyasını yoğun psikolojik tahlillerle ele alan dramatik bir tiyatro eseridir. Kitap, piyes yazarlığı yapan Hüsrev'in "insan bir kader resmedebilir mi?" düşüncesi neticesinde bir piyes karakteri yazmasıyla başlar. Kitap da, ironik bir anlam ile adını buradan alır. Yazar; kaderin, iradenin, aklın denge hâlinde olmasının ve ruh sağlığının kıymeti gibi temaları işler.
Kitabın baş karakteri Hüsrev'in geçmişi, onu kaderi zorlama noktasına iter. Allah (c.c.)'ın yaratma sıfatına özenir ve kendince piyes yazma vesilesiyle bunu denemek ister. Bu trajik başkaldırıdan çıkamayan Hüsrev, kendi kurgusunda hapsolur. Hüsrev kibrin getirdiği hadsizlikle bir kader çizme çabasına girişse de, olayların kontrolden çıkması ve çaresiz kalışıyla öfkelenir. Örümcek ağına takılanın kurtulmaya çalıştıkça daha çok dolanması gibi, Hüsrev de bu örüntüden çıkamaz.Ancak acziyetini fark etmesi ve teslimiyet ile sıkıştığı mengeneyi fark eder. Kader inşa edeyim derken öyle bir boşluk oluşturur ki içinde, hesabı ödemeden tam olarak kurtulması da mümkün değildir. Yazar bu karakter üzerinden, insanın kader karşısındaki acziyetini muhteşem bir resimle ortaya koyar. Karakterin düşünsel ve psikolojik iç dünyası haricinde, yaşadığı olaylar ve çevresindekileri kader üzerinden kurgulayan yazar, insanın haddini gösteren etkileyici bir tiyatro eseri yazmıştır. Hayatta da öyle değil midir, ben yaptım deyip Rab olmaya soyunulan noktada, üretilen şey her neyse canavara dönüşüp sahibini yemiştir. Allah (c.c.) yaratır, insan ancak üretir. Onun bile sonuçlarını tam olarak kontrol edemez.
Kitabın mesajlarından biri de ihanettir. İnsan hayatındaki imtihanların çetinliğiyle boğuşurken yanında güvenebileceği