...Ancak konuyu ne kadar akıllıca ve mantığa uygun muhakeme ederse içindeki huzursuzluk bir o kadar artıyor, çekilmez bir hal alıyordu. Bu durum, bakir bir ormanda kendine yer açmaya çalışan bir münzevinin baltasını ne kadar gayretle sallarsa sallasın ormanın bir o kadar gürleşmesine ve çoğalmasına neden oluyordu.
El ele mi ayrılcaklar ordan, yoksa herkes kendi yoluna mı gidecek? Şeytan bekle diyor, öğrenmek için yanıp tutuşuyorum. Ama yok bu kadarı yeter, artık uzaklaşmalıyım.
Yolda durmuş merakla, şefkatle onları seyredenler var. Ben böyle bakamam onlara. Ben yoldan geçen biri değilim.
Peki ya gelmeyince ne oldu, onu mu merak ediyorsunuz? Sorunuzun cevabı içinde. Gelmemenin bir vakti yoktur. İnsan çoşkuyla beklerken ne kadar zaman geçerse, o büyük günün yaklaştığına o kadar inanır. Bir yıl mı geçmiş? Ne yapalım, dersiniz, hazırlanması en az bir yıl sürerdi zaten... İki yıl mı geçmiş? Gelmesinin eli kulağındadır...