Yine, ne güzel denk geldi...
"Ne ailem kalmıştı ne arkadaşlarım. Ne gülüşüm kalmıştı ne sesim. Ne inancım kalmıştı ne hedefim. Her şey bitmişti, mahvolmuştu ve gitmişti. Benden hiç yoktu artık elimde, bu yüzden tekrardan başlayamamıştım. “Ateşe hükmetmek için önce yanmalısın.” demiştim Leyla’ya. “Yanmalı ve en değerlilerini kaybedene kadar küle dönmelisin.” Yetmezdi. Küle döndükten sonra, tekrar tutuşabilmek lazımdı. __Küller yanmazdı.__ İşte, sırf bu yüzden kendimden biraz saklamalıydım tekrardan tutuşabilmek için ama ben, kalan son parçamı da kendi ellerimle kül etmiştim." Ateşten İpler, Yan Karakter Yine denk geldi. Genelde olduğu gibi. Ve, yine iyi ki denk geldi. Kendimi tüketiyorum. Tükeniyorum. Zihnim bana savaş açmış durumda. Bedenim bana savaş açmış durumda. Etrafım bana savaş açmış durumda. Ve ben yine olduğum yerde kalmak için kalan benliğimi tüketiyorum. Hani, tekrardan tutuşmak için kendimden biraz saklamalıydım? Ne oldu kendime verdiğim onca öğüde? Ne oldu, o kıyamadığım benliğime? Şimdi mahvoluyor işte. Öncekinden daha farklı. Çünkü şimdi kale dıştan değil, içten parçalanıyor. Şimdi uçuruma kendi ayaklarım götürüyor beni, başkaları iteklemiyor. Başkalarının ellerinden kurtardım kendimi, kendiminkilerde boğuluyorum şimdi. Zihnim, beni yok etmeye yeminli gibi. Ya delilik bu yolun sonu, ya yokluk. Hangisi bilmiyorum. Sonu çıkmaz sokak, sonu çıkmaz, bunu biliyorum. Ama yolda sapak var mı, işte bunu bilmiyorum. Olmalı. Bir yerlerde olmalı. Çünkü çıkmaza girmek için erken. Çünkü hala bir yerlerde sakladığım o benden biraz olmalı. Yalnızca, bunu istiyorum işte. Hala olumlu konuşuyorum. Hala olumlu konuşmaya çalışıyorum. Hala kimseyi kırmamaya gayret ediyorum. Hala herkese gülümsüyorum. Hala nasılsın? diyene gülümsüyorum. Hala devam ediyorum. Hala
Sevdiklerimin Arasından
Derince bir kesik at gövdeme, Çizen yahut ben bileyim yerini. Vakti zayi derken şu veda, İzleri silinir sapak ruhumda. Rüzgâr tersine eserken Çalınsa kulaklarıma inanacağım. Samimi ve hoş bir eda, Yükünü bırakır bulutlar, Akar sîretinin çatlaklarına. Fırtınaya galip gelen, Kendinden büyükçeymiş gölgesi. Nankörlüğü sindiremiyormuş, Tam ortadan çatırdamış gövdesi. Savrulmuş yaprakları dört bir yana, Kimine göre yarasından Kesik küçük belki ama Bu yarayı açan Sevdiklerimin arasından. Mustafa Arda Koç⚖️
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
beni sen yaratmadın, beni sen öldürme
open.spotify.com/track/5Y06T8cc7... dünya yuvarlaksa eğer aşıklar da bir gün kavuşur eğer o aşk hak ediyorsa milyonda bir bile olsa bir an için uzadıkça uzar gece iki zıtlık birbirine birkaç sapak uzaklıkta kalır
Beden ve ruh son kez selamlaştı. Belki son bir görüşme, belki de ilklerin ilki. Son sapak. Son işkence. Son buruk veda.
Yanlış Sapak
Yanlış yolların sizi nereye götüreceğini merak ediyorsanız bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz. ✨️ edebiyatevi.com/yazi/322508/yan...
Kaderin labirenti ve tercihler
Hayat bazen bizi öyle bir noktaya getirir ki, attığımız her adımda duvara çarpıyor gibi hissederiz. "Kader" dediğimiz o devasa mekanizma ile kendi "tercihlerimiz" arasındaki o ince çizgiyi, özellikle de önümüzün kapalı olduğunu düşündüğümüz çıkmaz sokaklarda daha net görürüz. Kaderin Labirenti ve Tercihlerin Pusulası Çoğu zaman hayatı geniş bir bulvar sanırız; oysa yaşam bazen bizi dar, karanlık ve sonu görünmeyen bir çıkmaz sokağa iter. Bu noktada insan kendine şu soruyu sorar: “Buraya kader mi getirdi, yoksa yanlış tercihlerim mi?” Çıkmaz Sokak Bir Son Değil, Bir Duraktır Bir sokağın çıkmaz olması, yolun bittiği anlamına gelmez; sadece o yönde ilerleyemeyeceğinizi gösterir. Kader, bazen bizi durdurmak ve içimize baktırmak için bu sokakları kullanır. Koşarken göremediğimiz detayları, durmak zorunda kaldığımızda fark ederiz. Tercih: Geri Dönmek mi, Duvarı Yıkmak mı? Kader size sokağı sunar, ancak o sokakta ne yapacağınız tamamen sizin tercihinizdir: * Sokağın başında oturup neden burada olduğunu sorgulayarak zaman kaybetmemeli. * Yanlış bir sapak olduğunu kabul edip yeni bir yol aramalı, bu bir mağlubiyet değil, stratejik bir geri çekilme diyebilmeli. * Belki de o duvarın ardında hiç keşfedilmemiş bir bahçe vardır diye düşünmeli. İradenin Gücü Kader, oyunun sahasını belirler; tercihler ise sizin oyun tarzınızdır. En dar sokakta bile göğe bakma tercihi size aittir. Çıkmaz sokaklar, aslında karakterimizin test edildiği, "gerçekten ne istiyoruz?" sorusunun cevabını bulduğumuz laboratuvarlardır. Unutmalı, her çıkmaz sokak, aslında bize yanlış yöne gittiğimizi söyleyen şefkatli bir uyarıdır. Duvara çarpmak can yaksa da, yön değiştirmek için en somut sebeptir. nefes-kelam.blogspot.com/2026/01/kaderin...