Selam!
Bugün sizlere kaleminin güzelliğini çokça duyduğum fakat bir türlü okumaya fırsat bulamadığım @nurcanblknlikitaplari ’nın yeni kitabı #AşıklarTiyatrosu ile geldim
Yazarın kalemi; akıcı, okurken yormayan, karakterlerin dünyasını iliklerinize kadar hissettiren bir yapıya sahip. Bazı sahnelerde kahkahalar atarken, yan karakterlerin hikâyeye dahil oluşunu da hiç yadırgamıyorsunuz. Sıcacık, samimi ve keyifli bir okuma sizi bekliyor.
Gelelim kitabımıza…
İdil, yıllardır çalışmaktan bir türlü tatil yapma fırsatı bulamamış biridir. Tatil yapmak istediğinde ise arkadaşlarının programı uymayınca yalnız başına yola çıkmak zorunda kalır. Kum, güneş, deniz derken bu kez gezilecek yerler aramaya başlar.
Arslan Araslan ise babasından kalan şirketin başına geçmiş, yatırım yaptığı yeri görmek için yola çıkmıştır. Gidecekleri yere ulaşım yalnızca köy minibüsüyle mümkündür ve o dar sapak yollar hiç de kolay değildir.
Minibüse bindiği andan itibaren söylenmeye başlayan, her şeye müdahale eden İdil…
Olan biteni gülerek izleyen Arslan…
Derken Arslan, İdil’in kulağına öyle bir şey söyler ki hem kafasına çantayı yer hem de “sapık” diye minibüsten atılır
Eee, etme bulma dünyası… Çenesiyle milleti bıktıran İdil de sonunda minibüsten atılmadan duramaz
Yolları tesadüfen yeniden kesişir ve birlikte devam etmek zorunda kalırlar. Gittikleri yer antik bir tiyatrodur… Onları karşılayan bir çoban ve yıllardır anlatılan bir aşk efsanesi… Kemerin altından geçtikleri anda kalplerinin ritminin değiştiğini fark eden iki yabancı…
Arslan Araslan, yıllardır tatil yapmadığını bahane ederek İdil’le dört gün geçirmek ister. Adam çapkınlığın önde gideni… ama her kuşun eti yenmez Arslan Bey
İdil arkadaşlığı kabul etse de Arslan’ın alışık olduğu türden biri değildir. Çapkınlığı dillere destan, evliliğe