Puan vermedi·107 syf.··
2026 32. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 15:47
Antik Yunan mitlerinden yola çıkarak duygularını yazan, aşkın anlamını çok yönlü olarak ifade ederek içindeki coşkuyu şiirsel dille kağıda alan Marguerite Yourcenar aşk bulanımının esridir der kitaba. Phaidra, Akhilleus, Antigone, , Lena, Phaidon, Sappho ve bir çok mitolojik kahramnın yanı sıra derlemeden esinlenip yazdığı Magdalalı Meryem ile iç dünyasındaki ateşi görünür kılmaya çalışmış. Ateşler mitolojik kahramlar üzerinden duygularını yazıya döktüğü şiirsel bir dille yazılmış derin,acı veren ve etkileyen bir kitap. Hani bazı kitapların derin yanı vardır okundukça içe işleyen her karakterde duygunun başka boyutunu yansıtan ve yaşatan. Mitolojik kahramları bilerek okumak daha keyif versede asıl amacın o duyguyu hissettirmesi, okurken yaşatması ve aşkın eninde sonunda acı vermesi üzerine kurulu. Yazarın araya serpiştirdiği düz yazıları aforizmalar gibi onikiden vuruyor. 1936 yılında yayınlanan kitap değiştirilmeden basılmış ve aşkın evrenselliği ve değişmez yanlarını, acısını, yarasını, umudunu, ateşini satır satır anlatıyor. Aşk ateşiyle yanan birinin satırları mutlaka okunmalı. Nereye kaçıp gideyim? Dünyayı dolduruyorsun. Senden ancak sendeyken kaçabilirim. Hayaletlerden korkmam. Yaşayanlar, sadece vücutları olduğu için korkunçtur. Seni yeniden gördüğümde her şey yeniden berraklaşıyor. Istırap çekmeyi kabul ediyorum. O beni ne ölümden,ne kötülüklerden, ne suçluluktan kurtardı, çünkü insan onlar vasıtasıyla kurtulur. O beni mutluluktan kurtardı. Kendimi öldürmeyeceğim. Ölüler çok çabuk unutulur.
AteşlerMarguerite Yourcenar · Metis Yayınları · 1974290 okunma
Aşkın Sanatı.
Puan vermedi·240 syf.··
2026 15. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 15:11
Bence birçok okurun gözden kaçırdığı şey şu: Bu kitap 'modern' bir aşk rehberi değil. Baştan sona didaktik bir şiir; yani amacı insanı romantik duygulara boğmak değil, öğretmek, yönlendirmek, hatta yer yer aşkı kurallara bağlamak. Üç kitaba ayrılması ve her birinde " aşık kişi nasıl elde tutulur, aşık olunca nasıl davranmalı, kadınların sevgisi nasıl kazanılır" gibi oldukça sistemli başlıklar olması da bunu açıkça gösteriyor. O yüzden eseri bir lirik aşk hikâyesi gibi okumak yerine, biraz ironik, öğretici ve zaman zaman da satirik bir metin olarak görmek bana daha anlamlı geliyor. Benim için mesele bu çatışma değildi açıkçası; okurken en çok etkilendiğim şey Ovidius'un kültürel ve edebi birikimiydi. Kitap boyunca Homeros ve Sappho gibi yazar/ şairlere yapılan göndermeler, mitolojik hikâyelerin sürekli devreye girip örnek olarak kullanılması ve Yunan-Roma kültürünün iç içe geçmesi, eseri basit bir aşk hakkında yazılan bir kitap olmaktan çıkarıyor. Daha çok, geniş bir edebi ağın parçası gibi hissettiriyor. Aslında sadece aşk üzerine öğütler vermiyor; aynı zamanda yaşadığı dönemin insanını, kültürünü ve edebiyat anlayışını da taşıyor. Benim okuma deneyimimi en çok zenginleştiren şey ise çeviri notlarıydı. Özellikle mitolojik referansların ve kültürel arka planın açıklanması, metni yüzeyde kalmadan okumamı sağladı. Zaten böyle bir eseri bağlamından koparıp okumak pek mümkün değil ve iyi bir çeviri de bunu görünür kılıyor. Çevirmen Çiğdem Dürüşken'e bu noktada hayran kaldım. Kısacası, bence bu kitabı günümüzle yarıştırmak yerine kendi zamanı içinde okumak gerekiyor. Ancak o zaman ne kadar tuhaf, ne kadar cesur ve aslında ne kadar etkileyici bir eser olduğu gerçekten fark ediliyor.
Edebiyat
Aşk SanatıOvidius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2018747 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
6/10
Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen’i açıkçası ilk okuyuşta vurulduğum bir kitap ismi olmasından kaynaklı alıp okumak istedim. Sappho’nun yazarı ve çevirmenin Cevat Çapan olduğunu görmemle alıp okumam bir oldu. M. Ö. 630 ila 612 yılları arasında yaşadığı rivayet edilen Sappho’nun 4-5 yaşındaki kızları himayesine alıp , evlilik çağına değin yetiştirdiği bilinen bilgiler arasında. Sappho’nun cinsel tercihinin kadınlara yönelik olduğu da tahminler arasında, ama erkeklerle evlilikler ve çocuk sahibi de olmuş. Sappho, “Lesbos” adasında doğmuştur ve tarihteki “lezbiyen” kavramı ise, şairin yaşadığı adadan ismini almıştır. Lesboslu Sappho’dan esinlenerek, iki kadın arasındaki aşk ilişkisini anlatmak için ‘Lesboslu’ sözcüğünü ilk kullanan Atinalı tiyatro yazarı Aristofanes imiş. Sappho, lirik şiirin kraliçesi minvalinde hitabı tek okuduğum eserleriyle kanıtladığını düşünüyorum. Şairin mitolojiye olan düşkünlüğü beni aşırı sevindirdi ve mitolojik göndermeleri de anlamak okudukça sizi daha da mutlu ediyor, en azından benden yarattığı hissiyat buydu. Şairin tam bir Aphrodite hayranı olduğunu, özellikle “Aphrodite Yakarış” isimli şiir tek kelimeyle şahane. Kitabı okumayacaksanız bile, İnter’den şiiri bulup okuyun derim. Şiirden küçük bir bölüm aşağıya iliştiriveriyorum. ... “Gene nen var?” derdin, “nedir gene deli gönlünü çelen? Tılsımımla kimi bafltan çıkarıp yollamam gerekiyor koynuna? Söyle, Sappho, kim seni üzen? Kaçıyorsa kaçsın, bırak, yakında o senin ardına düşecek, bugün almıyorsa verdiklerini, yarın o sana armağanlar verecek, seni sevmiyorsa, istemese de er geç sevecek.”
Nedir Gene Deli Gönlünü ÇelenSappho · Can Yayınları · 20181,200 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 36. kitabı
Sappho’nun Peşinde // Selby Wynn Schwartz Selby Wynn Schwartz’ın "Sappho’nun Peşinde" adlı eseri, geleneksel roman kalıplarını yıkarak biyografi ile kurguyu iç içe geçiren bir metin olarak karşımıza çıkar. Kitapta bireysel bir kahramandan ziyade, tarihin farklı sayfalarından yükselen güçlü kadınların seslerinden oluşan muazzam bir koro (kadınlar korosu) mevcuttur. #sapphonunpeşinde , Avrupa’nın farklı köşelerinde yaşayan ve erkek tekeline karşı duran kadınların hayatlarını konu alır. Metinde baskın olan "biz" dili; keşfedilmelerine izin verilmeyen yeteneklerin, her türden engel karşısında kendi güçlerini ortaya çıkarıp ayakta kalma mücadelesi veren kadınların yankısıdır. Bu ses, patriyarkal kanunların sınırlarına sığmayı reddeden, zorla evlendirilen kızların sessiz çığlığını bir manifestoya dönüştürür. Kadınların kendi kimliklerine sahip olma, mülkiyet edinme, miras hakkı ve her şeyden önemlisi özgürce sevme haklarının toplum tarafından engellenmesi kitabın ana eksenini oluşturur. Bu bağlamda metin; tahrik edici ve baştan çıkarıcı bir estetikle harmanlanmıştır. Antik Yunan şairi Sappho, bu kadınlar için bir "kuzey yıldızı" gibidir. Geçmişin tozlu raflarından çıkan kadın figürlerin hayaletleri, feminist bir mücadelede birleşerek kendilerini bulan güçlü kadınların hikâyesine dönüşür. Bu özgürlük ve hak mücadelesini kendi coğrafyamızdan selamlamak gerekirse; bizlere eşitliği ve birey olma onurunu her şeyden önce sağlayan bir vizyona teşekkür borçluyuz. Anadolu’da bir kadının kendi sesiyle konuşabilmesi, mülkiyet ve miras hakkına sahip olması ve toplumsal hayatın her alanında "ben de varım" diyebilmesi, Cumhuriyet’in kazanımlarıyla taçlanmıştır. Bu nedenle, özgürleşen her kadın "Atatürk’üm, sana binlerce şükür" diyebilmelidir. Ben gibi… #aftersappho
Sappho'nun PeşindeSelby Wynn Schwartz · Livera Yayınevi · 20248 okunma
Ahh Sappho, üzümlü kekim..
10/10
·128 syf.··
2025 47. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 15:39
Sappho’nun okuduğum ikinci kitabı. Her seferinde severek,mest olarak okuyorum. Satırlarda kaybediyorum kendimi, dolanıp duruyorum. Sanki binlerce yıl önceden kalbime düşen bir fısıltı gibi geldi. Aşkı öyle sade, öyle çıplak anlatıyor ki, insan kendi duygularını onun dizelerinde yeniden buluyor. Her satır hem ince hem derin; hem hafif bir dokunuş gibi hem de içe işleyen bir sızı. Bu kitap, unutulduğunu sandığım duyguları yeniden uyandırdı. Az sözcükle çok şey söyleyen, kalbe sessizce sokulan bir güç var Sappho’da. İyi ki okudum; beni yine kendi içime döndürdü.
Nedir Gene Deli Gönlünü ÇelenSappho · Can Yayınları · 20201,200 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2025 91. kitabı
Selby Wynn Schwartz'ın Sappho'nun Peşinde romanı, 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında yaşamış, kendi hayatları üzerinde kontrol sahibi olmak, özgürleşmek ve adalet için mücadele eden bir grup feminist sanatçı ve yazarın hayatlarını yeniden kurgulayan bir eser. Geçmişteki sanatçı ve aktivist kadınların hikayelerini anlatarak, günümüz dünyasında hâlâ devam eden eşitsizlik ve adaletsizliklerle mücadeleye ilham veren, güçlü ve çağdaş bir eserdir. Yazar Selby Wynn Schwartz, bir araya getirdiği bu hayatlarla, kadınların birbirine kenetlenmiş tarihini ve kadın dayanışmasının gücünü görkemli bir şekilde sergiler. Tarihsel biyografilerle kurmaca anlatımı harmanlayan bu roman, özellikle feminist edebiyat ve kadın tarihi meraklıları için kaçırılmaması gereken bir eser. Roman, Sarah Bernhardt, Colette, Eleanora Duse, Lina Poletti, Josephine Baker ve Virginia Woolf gibi ikonik kadın figürlerin yaşamlarından kesitler sunarak, onların arzularını, hayallerini ve toplumsal kısıtlamalarla olan mücadelelerini eşsiz bir portre halinde birleştirir. Bu kadınlar, farklı sanat dallarında ve yaşam alanlarında var olmaya çalışırken, toplumdaki yerlerini ve sanat üzerindeki etkilerini sorgularlar. Kitabın başlığı, Antik Yunan'ın ünlü kadın şairi Sappho'ya bir gönderme yaparak, kadınların yüzyıllardır süren "KENDİNİ" ifade etme ve sevme hakkı mücadelesinin tarihsel köklerine dikkat çeker. Pek çok ödüle aday gösterilen eser hem politik hem de toplumsal yönüyle öne çıkmaktadır.
Sappho'nun PeşindeSelby Wynn Schwartz · Livera Yayınevi · 20248 okunma