"Sadece çocuğun oynamaya çıkacak yerde dolabın üstünde elinde kitapla saatlerce oturmasına şaşıyordu bazen.Böylece Kolya,yaşı bakımından henüz okuması gerekmeyen şeyleri de okudu."
8 MART NEDİR, NE DEĞİLDİR?
8 Mart, feminist bir hareket olarak değil, proleter kadınların hareketi olarak doğmuştur; hareketin kahramanları bu biçimde ifade etmeseler de sınıfsal olduğu kadar, feminist bir karaktere de sahiptir.
8 Mart, feminist hareket bakımından olduğu gibi sınıf mücadelesinde de bir milattır; bir bakıma kadın işçilerin 1 Mayıs’ıdır.
8 Mart, tarih sahnesine çıkışı itibariyle burjuva karaktere sahip olan feminist hareketin, işçi kadınların mücadelesiyle ortaklık kurması bakımından tarihi bir öneme sahiptir.
8 Mart vesileyle bir kez daha vurgulamak gerekirse: Feminizmin maksadı, ataerkinin olmadığı bir toplumdur. Politik karşılığı ise kadınların erkeklerle hak ve imkân eşitliğine sahip olması ve erkek egemen kültürün bütün sonuçlarıyla gündelik hayattan dışlanmasıdır.
Onun, antikapitalist devrim ya da “insanlığı özgürleştirmek” gibi bir misyonu yoktur; olması da gerekmiyor; buradan hareketle tenkit edilmesi, rakip ya da “sınıf hareketini bölen” bir hareket olarak mütalaa edilmesi yanlıştır.
Feminizmin eleştirisi, yine kadın mücadelesi zemininde yapılmış, bunun neticesinde de anarko feminizm, sosyalist feminizm benzeri toplumsal kurtuluşçu feminist akımlar (feminizme rakip olarak değil) tarih sahnesine çıkmıştır.
Yaşasın 8 Mart ve Kadınların Eşitlik Mücadelesi!
Nin E.
"Zaman değişiyor. Gençliğimde delikanlılar kızlara felsefe kitapları verir ya da onlarla Maeterlinck'in Mavi Kuş adlı eserini tartışırlardı. Şimdi ise gençleri ancak kompleksler ve aşağılık duygusu bir araya getiriyor. "