Saqelenge

Saqelenge
@saqelenge
Azla mutluluk çokla didişmekten iyidir. Denis Diderot

Saqelenge

, bir kitabı okumaya başladı
Şermin Yaşar
8.3/10 · 8,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
acıları güldürerekte anlatabiliyor insan..
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2018 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2018 10:37
göçüp gidenler; bazen güldüren, bazen düşündüren, bazen de gidenlerin bıraktığı anılardan, geriye kalan hüzünlerin ağırlığını omuzlarımıza değil yüreğimize bindiren bir kitap. Yazarın kendi iç dünyasından esinlenerek verdiği yerler çok daha etkili.
Göçüp Gidenler KoleksiyoncusuŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202413,3bin okunma

Saqelenge

, bir kitap okudu
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2018 36. kitabı
Şermin Yaşar
8.5/10 · 13,3bin okunma
Geçtiğimiz kırk gün evde görünmez bir ateş yaktım,kırk gün kırk gece kızılcık şerbeti kaynattım. Kazanın başından hiç ayrılmadım, gözlerime dumanlar doldu, ateşi kendimle besledim, çok yandım. Yalnız dikkat edelim, kan kusup kızılcık şerbeti içtim demedim; yüzdüm kaynar kazan içinde, kızılcık şerbeti içinde piştim. Ne hammışım ben meğer, bunu anladım.
Kuş gibi çıkıyorum o sabah evden. Saçlarım kanat olmuş, sana uçuyorum bir cumartesi sabahı. Bütün gecemi, uykumu, uyku arasındaki dönüşlerimi, rüyalarımı, yastığın soğuk yüzünü, bacaklarımın arasındaki yorganı, doğan güneşi, babamm kapıyı çekip gidişini, annemin çay kaşığı sesini, ekmeği, çayı hep sana yoruyorum. Seni hep oturduğumuz kafenin aynı masasında, pencere kenarında çakılı buluyorum. Kalkmıyorsun, bakmıyorsun. Garson “Bir şey ister miydiniz?” diye soruyor. Başını sallıyorsun. Garson gidince bir de ben soruyorum. “İstemez misin bir şey?” deyip gözünün içine bakıyorum. Ne istesen yapacağım, öyle bakıyorum. En olmayacak şeyi, en yapamayacağım şeyi istiyorsun benden. Diyorsun ki: “Ayrılmak istiyorum.” Aldığım nefesi verdim mi, yoksa hâlâ o iç çekişi mi taşıyorum ciğerlerimde bilmiyorum. Ben damarlarımdaki kanın “neden?” diye aktığını, kalbimin “neden?” diye attığını, şakaklarımın “neden?” diye zonkladığinı duyarken; sen ağzımdan çıkan o cılız “neden?”i zor duyuyorsun. “Hiç” diyorsun. “Öyle gerekiyor.” Sonra kalkıp ve öyle gerektiren yere gidiyorsun. Renkli yayın burada kesiliyor. Son renkli görüntü o sabaha ait.