9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 65. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 14:44
Cihanı titreten bir hükümdar Yavuz Sultan Selim... Müslümanları kırıp geçiren Şah İsmail... Osmanlının geleceğine damga vuran bir casus Orhun Çelebi, nam-ı diğer Vehimi ... Dünyanın kaderini değiştiren bir savaş: Çaldıran. Yavuz, düşmanlarının da dediği gibi yaşamak için değil, ölmek için yaşıyor adeta. Daha şehzadeyken ismi bile düşmanı bozguna uğratan biridir o. Orhun Çelebi, Şah İsmail'e gidecek heyetin seçmelerine katılan yüzlerce kişiden biridir. İyi bir ailenin oğlu olan Orhun Çelebi kumar batağına saplanmış, çareyi kızı Ayşe'yi hasta yatağında bırakıp asker olmakta bulmuştur. Eğer bu zorlu müsabakayı kazanan on kişiden biri olmayı başarırsa ailesinin hayatı da kurtulacaktır. Müsabakaları kazananlar Yavuz'un bizzat kendisinin kurduğu "Çelik Hilal" adlı özel birliğe katılır. Bu teşkilatın fedaileri hep onun yanı başındadır. Yavuz, bu teşkilatı gözünü budaktan sakınmayan, kıyıcı ve belalı haydutları itaat altına alarak oluşturmuştur. Kurduğu bu teşkilat ve haber alma ağı sayesinde düşmanın her adımından haberdar olur. Babası Beyazıt'ın Şah İsmail'e karşı aldığı tedbirler yetersizken, Şah Müslümanları kırıp geçirirken, onlara türlü zulümler ederken eli kolu bağlı bekleyecek biri değildir Yavuz. Nitekim iktidar sırasında 3. olmasına rağmen askerleri arkasına alıp tahta geçmeyi başarır. Şah, fazladan adam beslememek ve ordumuzun maneviyatını bozmak için esirlerin birer uzuvlarını kesik ya da kırık, kimilerini de kör olarak serbest bırakırken "Siz esirleri incitmeyin." diyen bir Yavuz var karşımızda. Cesaretlerini şarap fıçlarının ve afyonun arttırdığı adamlarla, güçlerini hak davalarına sadakatten alan adamlar bir olur mu hiç? Nitekim olmuyor da. Çaldıran'da 12.000'i bulmayan neferin karşısına korkup tam 50.000 kişi ile çıkıyor Şah İsmail. Sonuç? Tabii ki
Kurt ve KuzgunOkay Tiryakioğlu · Timaş Yayınları · 2017158 okunma
Ya kuşların felsefesi bize çok şey fısıldadıysa?
Puan vermedi·159 syf.·
2026 61. kitabı
Bir kuş bilimci ile bir felsefecinin elinden çıkan bu küçük hacimli deneme kitabı, kuşların doğal davranışlarını tatlı bir popüler bilim diliyle anlatırken, arka planda insana dair çok temel yaşam dersleri fısıldıyor; o güzel dostların dilinden. Bu kitabı, bu platformda bağımın çok eskilere dayandığı, hayal gücüne ve derin analizlerine her zaman hayran olduğum ama artık buralarda "olmayan" çok sevgili bir dostumla ortak okuma olarak bitirdik. Zihnimizde küçük küçük yeni pencereler açıp algılarımızı bir kat daha güçlendirdi diyebilirim. Artık bahçede banyo yapan bir tavuk gördüğümüzde (kumlarda debeleşen) yüzümüzde bir tebessüm beliriyor; eşine çok sadık bir kuşa şaşkınlıkla bakıyor ya da metindeki o meşhur "Epikürcü kuşlara" şarap ısmarlamak istiyoruz. Dünyanın gürültüsünden kurtulup, anlık da olsa hafiflememize sebep oldu kısacası. Doğadaki yaşamın o kadar çok ortak yönü var ki, bazen inanması güç geliyor. Bu yaşamların ne kadar birbirine bağlı olduğunu hatırlatan bir kitap Kuşların Felsefesi Dostumun kitap bittikten sonra yaptığı yorumlardan bir kısmını özetle paylaşmak istiyorum: (kısaltmasam burada topa tutulurdum, önce kendim kendimi boğarım) :P "Evrimsel sürece bakarsak kuşlarla benzerliklerimiz muazzam. Peki, insan türü modernleştikçe gerçekten daha mı iyi oldu, yoksa doğadan koparak birer mutantlaşma sürecine mi girdik? Acaba kuşlar mı, yoksa biz mi gerçek insanız? Gerçekten de teknoloji geliştikçe ve hayat hızlandıkça o çok güvendiğimiz 'kuş bakışı' açısını, yani bütünü görme yeteneğimizi ve hissetmeyi unuttuk. Kitapta cesaretten göçe, aile bağlarından özgürlüğe kadar farklı farklı temalar çok sistematik işlenmiş. Bilimsel kısımları Philippe, işin felsefi sorgulamalarını ise Élise o kadar güzel dengelemiş ki, okurken fonunuza kargaların, martıların ve kumruların
Alıntı
Kuşların FelsefesiPhilippe J. Dubois · Domingo Yayınevi · 20201,642 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
··
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 22:37
Biraz reading slump, biraz taşınma işleri derken bu ay elime kitap alamadım desem yeridir. Tamam, "Köhne Dünya" da okunması kolay bir roman değil ama yine de haksızlık ettim bence. Zaten ilk yüz sayfayı devirince gerisi bir şekilde akıyor. Ancak şunu da söylemem gerekiyor, Adil Yakubov'u "ULUĞBEY'İN HAZİNESİ" ile tanımamış olsaydım bu kitapta ilk elli sayfayı bile okuyamazdım. Hele de içinde bulunduğum dönemde. Oysa İbn-i Sina, Birûnî, Gazneli Mahmud, şair Unsurî gibi tarihî şahsiyetler bir yana, Melikül Şarap, Pir-î Bukrî, Ebul Hasenek gibi yan karakterler de hikâyeyi oldukça ilginç kılıyor. Okuduğuma pişman değilim ama her okura hitap etmeyeceğinin de farkındayım. =)
Köhne DünyaAdil Yakubov · Selenge Yayınları · 200333 okunma
Yirmidört Ayar Saf Pislik: Çürümüş Bir Hayatın Raporu
Puan vermedi·176 syf.··
2026 75. kitabı
Eğer elindeki kitaptan kibar aforizmalar, ruhunu okşayacak edebi numaralar ya da hayatını düzene sokacak o sahte felsefe kırıntılarını bekliyorsan, o lanet kapağı hemen kapat ve o steril odanın güvenli köşesine çekil. Çünkü Charles Bukowski, Pis Moruğun Notları ile edebiyat yapmıyor; o ucuz bir motel odasında, leş gibi ucuz şarap, kusmuk ve tütün kokan parmaklarıyla hayatın o en dibindeki, o lağım kokan gerçeğini suratımıza kusuyor. Bu kitabı okurken odanın havası ağırlaşıyor, sanki masamda yarım kalmış sıcak bir bira ve ağzına kadar izmaritle dolu küllük duruyor. Bu adam ne bir bilge ne de bir kahraman; o, sistemin parlak ışıklarının arkasında, o pırıl pırıl caddelerin hemen altındaki lağımda yaşayan huysuz, kart ve arsız bir moruk. Bukowski’nin o köşe yazılarından derlenen bu notları okurken, modern hayatın bize dayattığı o kariyer, evlilik, düzenli iş ve taksitle satın alınmış konforlu hapishane hayallerinin nasıl tel tel döküldüğünü görüyorsun. Moruk bize hipodromları, kaybeden ayyaşları, fahişeleri, sabahın köründe girilen o lanet fabrikaları ve ertesi günün akşamdan kalma baş ağrılarını anlatıyor. Bunu yaparken ne bir acındırma derdi var ne de bir romantizm. Hayatın ne kadar acımasız, ne kadar çiğ ve ne kadar anlamsız olduğunu, tıpkı kırık bir şişe darboğazını gırtlağına dayar gibi dürüstçe fırlatıyor yüzüne. Onun dünyasında iki kere iki hiçbir zaman dört etmiyor; o hesaplar ancak bir sonraki biranın parasını denkleştirene kadar geçerli. Kitaptaki o marazi deha, aslında hepimizin içten içe hissettiği ama o sahte kibarlık maskelerimizin arkasına sakladığımız o hayvani, o çiğ ve filtresiz dürüstlükte saklı. Herkesin bir yerlere yaranmaya çalıştığı, bir unvanın arkasına sığındığı bu dünyada, Bukowski çıkıp "Ben bir hiçim ve bundan çok memnunum" diyor. O pis motel
Pis Moruğun NotlarıCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20182,446 okunma
Kitabın arka kapak sözleri ...
Puan vermedi·288 syf.··
2026 15. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:29
Kendi incelemem değil ama duygu ve düşünceleri oldukça güzel özetlemiş...O yüzden bitirdiğim bu kitabı,arka kapak satırlarını yer vererek noktalamak istedim... ... Bir bardak suda fırtına değil, isyanlar, ayaklanmalar, savaşlar kopuyor bu kitapta ... Dünya tarihine elinizdeki bir bardağın içindeki sıvıya eğilerek bakmak ... Bir bardaktan geçen kare yelkenli keşif gemilerini, Afrika içlerinde avlanıp teknelerin anbarlarına doldurulmuş siyahları, köle tüccarlarını, laboratuvarlarına kapanmış simyacıları,ateş pahası çayı yüksük büyüklüğündeki fincanlarda içen aristokratları,savaş meydanlarındaki kola albaylarını seyretmek ... Tom Standage bu kitapta bunu yapıyor. "Nasıl ki, arkeologlar kullanılan malzemeler temelinde tarihi taş ,bronz çağı,demir çağı vb. dönemlere ayırıyorlarsa" diyor, "dünya tarihini farklı içkilerin egemen olduğu dönemlere ayırmak da mümkün. "Ve ayırıyor da: bira çağı,şarap çağı,damıtık içkiler çagı, çay çağı, kola çağı. Elinizdeki bardağın -ya da kadehin-içindeki sıvı yukarıdakilerden hangisi olursa olsun bu kitabı okuduktan sonra ona bir daha eskisi gibi bakmayacaksınız...
Altı Bardakta Dünya TarihiTom Standage · Kırmızı Kedi Yayınları · 20241,222 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:03
Hayatımda iki şeye sahip olamadım. Biri para öteki de Uşak... Paraya sahip olamadım, çünkü onu saklamayı hak ettiren bir değer göremedim. Her zaman söylerim, kirli ellerde gördüğüm paradan iğrendim. Feleğin kahpe başında paralansın parası... Uşağa gelince, ben bunların en alçakgönüllüleriyle bir saat içinde senli benli olur, yüz göz olur çıkarım. İki saat sonrada hangimizin efendi, hangimizin uşak olduğunu kimse anlayamaz. O da ben de güçsüz ve zavallı kalırız. Ne ararsın tanrı ile aramda Sen kimsin ki orucumu sorarsın Hakikaten gözün yoksa haramda Başı açığa niye örtü sorarsın Rakı, şarap içiyorsam sana ne Yoksa sana Bir zararım içerim İkimiz de gelsek kıldan köprüye Ben dürüstsem,sarhoşken de geçerim. Neyzen kendinden başka padişah tanımamış bir derbederdir.
Çılgın ve ÖzgürHıfzı Topuz · Remzi Kitabevi · 2014275 okunma