Kar tanelerini seyrettim. Hafif hafif salınarak aşağı iniyorlar, derken bir noktada sanki kararsız kalıp benzerlerini izliyorlar, sonra kararsızlıklar içindeyken, belli belirsiz bir rüzgar bastırarak onları alıp götürüyordu. Arada bir, bir kar tanesi boşlukta bir an salındıktan sonra, havada bir an kıpırtısız duruyor, birden bir şeyden vazgeçmiş, düşüncesini değiştirmiş gibi davranarak gerisin geri ağır ağır göğe doğru yükselmeye başlıyordu. Pek çok kar tanesinin aslında çamura, parka, asfalta ya da ağaca konmadan gerisin geriye gökyüzüne döndüklerini gördüm. Kim biliyordu, kim dikkat etmişti onlara?
Evlilik ve ona eşlik eden sahip olma duygusu ve kıskançlık, ruhu tutsak eder. Bunlar benim üzerimde asla egemenlik kuramayacak. Doktor Breuer, ne kadın ne de erkeğin artık zayıflıklarıyla birbirlerine zulmetmeyecekleri günlerin geleceğini umuyorum.
Elimizden akıp giden, karanlık, kasvetli, bizi zavallı kılarak boğan günlere yemeklerle, buğularla, kokularla, seslerle güzel bir gün süsü veririz. Kahveler içer, sigaralar tüttürürüz bunun için.
Oysa sabah vakit daha kolay geçer, müzik dinleyip kitap okurum, öğleden sonra hiçlik başlar, akşama doğru pekişir, güneş battığında kitaplar, müzik ve yeryüzü düşmandır artık bana.