Puan vermedi·320 syf.··
2025 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 20:09
Selamlar herkese! Bu yılın kapanışını benim için çok özel ve uzun soluklu bir yolculukla yaptım. Nazan Şara Şatana’nın “Ayasofya’da Gece Buluşması” kitabını bitireli aslında birkaç gün oldu ama etkisinden çıkıp ancak paylaşabiliyorum. 2025’in son kitabı olarak hafızamda yerini aldı bile. Kitap, sizi o bildiğimiz tarih anlatılarından çok farklı bir yere götürüyor. Türü için tam bir tarihi gizem ve mistisizm harmanı diyebilirim. Ayasofya’nın o devasa kubbesinin altında; Fatih Sultan Mehmet’ten Bizans İmparatoru Justinianus’a kadar tarihin dev isimlerinin fısıltılarını duyuyorsunuz. Ama sadece bir tarih kitabı değil, aynı zamanda çok derin bir ruhsal yolculuk... Görsellerde paylaştığım o satırlar hala kafamı kurcalıyor: “Kıyamet sadece dünyanın yok olduğu gün müdür? Yoksa herkesin kıyameti kendisine midir?” cümlesi üzerine uzun uzun düşündüm. Bir yandan Kutsal Kâse’nin peşindeki gizemleri kovalarken, bir yandan da “Avni” mahlasıyla yazan Fatih’in o duygusal şiirlerinde kayboluyorsunuz. Sindire sindire, her sayfasında Ayasofya’nın o mistik havasını soluyarak okuduğum bir eser oldu. Eğer tarihin tozlu sayfaları arasında saklanmış sırları, sembolleri ve insanın iç dünyasına dokunan o derin sorgulamaları seviyorsanız; bu kitap mutlaka kitaplığınızda olmalı. Yılı böyle anlamlı bir kitapla kapatmak beni çok mutlu etti. Sizin bu yıl bitirdiğiniz son kitap hangisiydi? Hadi, yorumlarda biraz kitap sohbeti yapalım!
İnceleme
Ayasofya'da Gece BuluşmasıNazan Şara Şatana · Destek Yayınları · 201511 okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2025 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 15:02
Kitapları birer meyveye benzetirim bazen. Bazısını okurken dişiniz kamaşır ama tat öyle güzeldir ki devam edersiniz yemeğe, bazısı şekeriyle mest edip keser sizi,bazısı hararetinizi geçirir. Şule Gürbüz'ün kitaplarında ilk tadılan egzotik meyveler gibi her ısırışta başka şaşkınlık oluşuyor damağınızda ya da dimağınızda... Yeniden yıkılıp yeniden yaratılıyor gibi kurduğu evren. Her kitap hakkında üç beş cümle muhakkak edilir ama karlı bir kış günü başladığım bu kitabı bitireli çok olsa da anca şimdiye yazabiliyorum. Anladıklarım anlayamadıklarımın belki küçük bir nüvesi o da. Dört bölümden oluşan bir kitap, bölümler anlattıkları itibariyle bağımsız olsa da birbirlerine üslup ve dil yönüyle çok kuvvetli bağlılar. Şule Gürbüz,bu kitabıyla da hayata dair hiçbir eminlikle rahatlayamayan ruhlara "senin bildiğin için utandıkların onların oltasıymış."diyor. Hayatı, inancı, dünyayı ve onun düzenini sorgulamaya ve bulduklarının karşısına geçip düşünüp "Öyle miymiş?" Demeye itiyor.Diline ve kinaye mesafesine alıskın olmayan birine ise kendi içine kapanan bu kitap pek de bir şey söylemiyor. Bu kitaba dair ne yazacaksam sanki yazar kenardan muzip gülümsemesiyle "öyle miymiş?"diyecek gibi geliyor... Derinliğine düştüğüm birkaç cümle örneği versem belki kitabın içeriğine dair daha güzel bir veri elde edebilirsiniz: Tövbe,aynı katmandan sıyrılmak için yeniden düşünmek demekmiş. Sabah bir uyanma değil doğrulmadır,yeni değil devamlıdır, taze değil hep önceki günlerden kalmadır. Her ölümden bir keder duymayanın ve bir yanı sallanmayanın tek kişilik kederleri yüzünden keder dünyada kimsenin olmayan, adina vakıf kurulmuş,kimin kurduğu da belirsiz bir kültür mirasıdır, üzülmek bir kültür işidir... Ömür bir rüya-yı sadıkadır, yani görüldüğü gibi çıkan bir korkulu rüyadır. Aklını
Öyle miymiş?Şule Gürbüz · İletişim Yayınları · 20162,048 okunma
Reklam
Puan vermedi·280 syf.··
2024 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2024 12:42
Merhabalar, Eşekli Kütüphaneci kitabını severek okuduğum yazardan bu defa Yılanların Öcü'nü okudum. Kitap yoksul ve güzel bir köy olan Karataş'ta geçiyor. Dul Irazca, oğlu Kara Bayram ve gelini Hacce 3 çocuk ile sessiz sakin bir yaşam sürmekte. Ta ki köy muftarı Cımbıldak Hüsnü, heyet üyesi Haceli'yi kayırarak Irzca'ların evinin önünü ev yapmaları için satana kadar. Fakir Baykurt bu kitabında da köy halkı arasındaki dengelerden yola çıkarak 'memleket meselelerine' değiniyor. Ezilen yoksul halk, siyasi bağlantılarına ve varsıllığına güvenip yoksulu ezdikçe ezen diğer kesim. Okudukça kah öfkelenip kah üzülüyoruz. Irazca'nın diline ve öfkesine kuvvet dedim çoğu yerde. güzel bir kitaptı, yazarın kalemini sevenlere tavsiyemdir. Selam ve dua ile.
Yılanların ÖcüFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20217,3bin okunma
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2024 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2024 21:53
Bazı insanlar, birinin dış görünüşü farklıysa içinin de farklı olacağını düşünüyor.... Bu eser sizi ; iki kız çocuğunun aileleri tarafından hor görülmesi, sevgiden uzak yetistirilmesi ve bu kadarı da olmaz diyeceğiniz bir hikayeye doğru götürecek.... Lilly doğduğunda annesinin kucağına verildi ama annesi hayal kırıklığına uğradı çünkü bebeğinin bir kusuru vardı "Albino" Annesi bunu kabullenemedi çünkü bu ailesi için utanç verici bir durumdu Kızını 9 yaşına kadar çatı katında yaşamaya mahkûm etti. Taa kiii onu kasaba kasaba dolaşan bir sirke satana kadar ..... O zaman dünyanın nasıl bir yer olduğunu öğrendi, sirkteki çektiği acılara sadece orada tattigi sevgi sayesinde dayanabildi ve hayvanlarla olan bağı ona farklı duygular yaşattı. Hiç bilmediği anne sevgisini yavrusundan ayrılan bir Filin gozyaslarinda hissetti ... Ten rengi farklı olduğu için benimsenmeyen birinin aslında kusurun onda olmadığını, asıl sorunun ise teni, yüzü, yaşamı farklı olacak insanları kabul etmeyenler de olduğunu sarsıcı yönle anlatıyor. Veee Julia , anne ve babası tarafından sevgisiz büyümüş bir çocuktur. Yıllar sonra annesi ve babası öldüğünde Blackwood Çiftliği ona kalıyor. Blackwood Çiftliğine geri dönen Julia burada öğrendikleri karşısında ne yapacak ? Peki ya Julia ile Lily arasında ki bağlantı ne ? Kitabın sonunda yazarın kısa bir röportajı yer alıyor ve şöyle bir cümle kullanmış; "Hayvanlara hayvan gibi davranılması beni her zaman delirtmiştir" Gündemde olan bir konuyla ne kadar benzerlik gösteriyor değil mi kitap !!!!! Ben çok beğendim herkese tavsiye ediyorum .
Beyaz Filin GözyaşlarıEllen Marie Wiseman · Arkadya Yayınları · 20181,141 okunma
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2024 50. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2024 08:58
Modern hayat gözümüze ne kadar güzel görünürse görünsün aslında hastalıkları, kronik yorgunluğu, stresi ve daha neleri hayatımıza soktu biliyoruz hepimiz. Ve esasında şifa kaynağımız o kadar yakınımızda ki... Harika bir araştırma kitabı! Doğa ile bağımızı koparmamamız için bir uyarı. Eğer bağımız kopmuş ise yeniden bağlanmanın çağrısı. Ben bu kitabı; "toprağa yakın olmak istiyorum, İstanbul'dan gitmek istiyorum, toprak iyidir, iyileştirir ve beni çağırıyor" diyerek internette gezinirken keşfettim. Zaten toprak diye sayıklarken bu kitaba rastlayınca malum hemen aldım ve sindire sindire okumaya başladım. Yazana, çevirene, basana, ciltleyene, satana herkese müteşekkirim. Şu modernlik saçmalığının içerisinde mutlaka okunması gereken ve doğal olanın her zaman daha iyi olduğunu bir kez daha kanıtlayan bir kitap. Kitapta özetle; topraktan uzaklaşmanın zararlarından ve toprakla ilişkimizin, bağımızın devam etmesinin bizi iyi yönde nasıl etkileyeceğinden bahsediliyor. Üzerinde yaşadığımız gezegen, ayaklarımızın altındaki toprak muhteşem bir şifa gücü barındırıyor. Fakat biz, modern yaşam içerisindeki koşturmacalarımız, topraktan uzak evlerimiz, toprakla bağlantımızı kesen muhteşem ayakkabılarımızla bunun farkında bile olmadan yaşıyoruz. Ve sürekli hastalıktan, yorgunluktan dinlenememekten, stresten, uykusuzluktan bahsediyoruz. Çoğunuz ben toprağın gücünü biliyorum diyebilir lakin bunu kullanmadıktan sonra bilmek yalnız başına bir fayda sağlamıyor takdir edersiniz. Not: Bu arada kitapta topraklanma matı, topraklanma çarşafı gibi bazı şeylerden bahsedilmekte. Ben çok araştırdım (kitapta da araştırmalardan, deneylerden ve kullananların yorumlarından bahsediliyor) ve yurtdışı altyapılı bir siteden topraklanma matı buldum (çarşaf bulamadım maalesef) sipariş verdim gelip
TopraklanmaClinton Ober · 202118 okunma
10/10
·182 syf.··
2024 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2024 00:14
Mustafa Kutlu'nun kalemini oldum olası çok sevmişimdir. Onu okurken kitap okumak yerine bir arkadaşımla sohbet ediyormuşum gibi hissediyorum. Hikaye boyunca hep sohbet havası hakim zaten. Yazarın en sevdiğim yanı da sanırım bu. Kitapta hayatın içinden yani gerçek bir konu işlenmiş. Zehra karakteri de yine kendi halinde, bir şekilde günlük yaşantısını sürdüren bir genç kız. Ailesi ile birlikte zeytinliklerde, tarlada çalışıp topladığı mahsullerle geçimini sağlıyor. Ta ki abisi Ahmet onu para için İpsiz Kemal'e satana kadar. Paragöz bir adam olan Ahmet, İpsiz Kemal para karşılığında kardeşini istediğini söyleyince hiç düşünmeden kabul eder. İpsiz Kemal bu anlaşmanın ortaya çıkmaması için Zehra'yı İstanbul'a kaçırır. Zehra, burada İpsiz Kemal'in dini nikahlı eşi olarak yaşar. Tabi buna yaşamak denirse. Bir süre sonra İpsiz Kemal Almanya'ya kaçar ve Zehra bir başına kalır. Pavyonlarda çalışarak hayatını kazanmaya çalışır fakat bu hayat daha fazla dayanamaz ve baba evine döner. Abisi ve tüm kasabalı halkı onu namussuzlukla suçlar. Koskoca kasabaya sığdırmaz ederler. Ama Zehra pes etmez. Örme bebekler yapıp kasabanın esnafına satarak dik durmaya çalışır. Zehra'yla gurur duymamak elde değil. Yaşadığı onca şeye rağmen korkarak sinmeyi ve pes etmeyi reddediyor. Kendini sonuna kadar savunuyor. Böyle güçlü kadınları okumak büyük zevkti benim için. . . . #kapılarıaçmak #mustafakutlukitapları #kitaplayasamak #hikayekitabı #dergahyayınları #ipsizkemal #kapılarıaçmakmustafakutlu #okudumbitti #kitapanalizi #tavsiyekitap #okuyunokutun #bookblogger #anadoluinsanı #mustafakutluokumak
Kapıları AçmakMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20173,224 okunma
Reklam
Reklam