Puan vermedi·160 syf.··
2026 67. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 09:22
SAKARYA MİTİ . Manisa, Aydın, Ayvalık dahil olmak üzere İzmir ve çevresi işgal edilmiş, Bursa düşmüş ve Yunanlılar Trakya'ya saldırmıştı. 2 hafta içinde Edirne'den Çatalca'ya kadar olan bölge işgal edilmiş ardından ağır koşullar içeren Sevr Barış Antlaşması imzalanmıştı. 1 ve 2 İnönü Muharebeleri sonrası Eskişehir, Afyon, Kütahya Yunan işgaline uğramıştı. Ankara'da ise yeni kararlar alınmış Mustafa Kemal Paşa'ya Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkileri yanında Başkomutanlık yetkisi de verilmişti. Artık Mustafa Kemal'in ağzından çıkan kanun demekti. Ölüm kalım mücadelesi başlıyor, Mustafa Kemal'in milletine olan sarsılmaz güveni devam ediyordu. Sakarya'nın doğusunda kazma, kürek, elde avuçta kalan her türlü cephane, silah, malzeme toplanıyor; yeniden orduya alınmalar yapılıyordu. Öte yandan Yunanlılar da boş durmuyor ve " Türk askerleri; amacımız Türk askerini yok etmek değil, Türk halkını Mustafa Kemal'in işkencesinden kurtarıp Anadolu'da güven ve huzuru sağlamaktır. " gibi bildiriler atıyordu. Yunan ordusu, doğu yönünde harekâta başlanmıştı. O sıralar gönüllü olarak cephede çalışmak için müracaat eden Halide Edip, yaşananlar için ateşle imtihanın son safhası demişti. Ve tarih 22 Ağustos 1921. Iki Ordu Anadolu'nun ortasında, bu çorak ağaçsız topraklarda muharebeye başlamak için artık karşı karşıyaydı. Muharebenin ilk günü Mangal Dağı, ardından da Türbe Tepe'nin kaybı Türkler tarafından büyük bir moral çöküntüsü yarattı. 2. gruba gelen ölümle nişanlı olmak anlamındaki Tümenler, son erleri ölünceye kadar mevzilerini kesin olarak savunacaklardır komutu hayatları pahasına kabul edilmeliydi. Unutulmaması gereken şuydu ki Türk ordusu her neye mal olursa olsun Sakarya'da ölümüne direnecekti. " Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır! Vatanın her karış
Sakarya MitiOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 014 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 132. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 01:02
"SAKARYA MİTİ" "Tek bir ağaç gölgesi olmayan, bir avuç suya hasret çekilen, bir kaşık sıcak yemek yemeden, bu kavurucu yaz sıcağında, gece gündüz sekiz gün boğuşmasına rağmen Türk askerinde henüz bir çözülme emaresi yoktu." 22 gün 22 gece... Bu süre, dünya savaş tarihinin en uzun meydan muharebelerinden birine sahne oldu . 23 Ağustos 1921'de başlayan ve 13 Eylül 1921'de sona eren Sakarya Meydan Muharebesi, Türk milletinin "ya istiklal ya ölüm" parolasını tüm dünyaya haykırdığı anların adıdır. Bugün Sakarya denildiğinde, sadece bir nehir, sadece bir coğrafya anlaşılmasın. Sakarya, bir milletin yeniden dirilişinin adıdır. Zor zamanlar... İnsanın içini kemiren, ufku karartan o anlar. Öfkeli rüzgârların, barut kokusunun ve nihayetinde şafak güneşinin adıdır. Bu topraklar, ölümle kalımın burun buruna geldiği, kaderin saatlerini belirleyen o mukaddes köprüdür. Havasında ölüm kokusuyla barut kokusu iç içe geçmiştir. Ve en sonunda, bütün o karanlığı yırtan bir şafak güneşi vardır. Emekli bir komutanın disipliniyle yazılmış, ancak bir romancının hassasiyetiyle akıp giden eser, Türk Kurtuluş Savaşı’nın en kırılgan anına ışık tutuyor. Başkomutan Mustafa Kemal, 27 Eylül 1921’de, Alagöz Karargâhı’ndan Batı Cephesi Ordusu’na şu emri verdiğinde, aslında bir çağın kaderini yazıyordu: “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır! Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” Bu sözler, bildiğimiz savunma anlayışını yıkan bir devrimdir. Artık çizgilerle belirlenmiş siperler yoktur. Artık “buraya kadar düşman, ötesi bize” diyecek bir harita çizgisi kalmamıştır. Savunulacak olan şey, bütün vatandır. Her karış toprak, üzerine düşen her damla kana kadar kutsaldır. Kitapta önemli bir yer tutan konulardan biri de Mustafa Kemal'in Sakarya
Edebiyat
Sakarya MitiOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 014 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·128 syf.·
2026 10. kitabı
"Kişinin kendine ettiğini, edemez kişiye hiçbir fâni." Mevlana (s. 69) Bozuk Satıh Adnan Bülent Baloğlu Hoca'nın, Diyanet Aylık Dergi'sinin 'Büyüteç' köşesine yazdığı on beş makaleden oluşmaktadır. Yazarın önsözünde ifade ettiği gibi, "Kapitalizm ve küreselleşme ekseninde hem bir İslâm dünyası hem bir Avrupa, daha genel bir ifadeyle, bir Doğu-Batı okuması denemesidir..." "İnsanî, vicdanî, ahlâkî ve dînî değerleri hiçe sayan, insanı metalaştıran ve sömüren bir zihniyet kapkara bir bulut misali her yere çöküyor. Nefret söylemleri, ırkçılık, kirli siyaset ve terör, yaşam ve özgürlük alanlarımızı her gün biraz daha daraltıyor. Bu genel manzaradan maalesef İslâm dünyası da nasibini fazlasıyla almış durumdadır. 'Bozuk Satıh' ise bölük pörçük olmuş İslam dünyasının bata çıka ilerlediği delik deşik asfaltının bir ifadesidir." (Arka Kapak) * Bozuk Satıh * Modern Dünyanın Kilit Kavramları * Vurgun Yemek * Krizlere Uyanmanın Dayanılmaz Sancısı * Hakikat Tekelciliğinin Ağır Faturası * Küreselleşmenin Eliyle Terörün Küreselleşmesi * Bir Çelişkiyi Anlamak : Din ve Şiddet * Medeniyetler Yıkımın Tohumlarını da Taşır * Çivisi Çıkmış Dünya * Kıyametin Doğulu Tellalları * Kıyametin Batılı Tellalları * Tuhaf Bir Manifesto * Aydınlanmanın Mumu * Can Çekişen Batılı Kent Kültürü * Yalnız Yılan Doğar Zehirli Yılanlardan başlıklarından oluşan makalelerde; Batı'nın durumu ve İslam'a bakış açısı, İslâm dünyasının içinde bulunduğu durumu eleştirel bir gözle anlatmaktadır yazar. "İskandinavya yollarında binlerce kilometre yol gittim, bozuk satıh levhasına rastlamadım. Asfaltı düzeltmektense levhayı dikivermek kolayımıza gelmiş." (s. 11) dediği gibi yazarın, ilk önce dönüp de bir aynaya bakmamız gerekiyor. √ Vurgun Yemek √ Hakikat Tekelciliğinin Ağır Faturası √ Küreselleşmenin Eliyle Terörün
Deneme
Bozuk SatıhAdnan Bülent Baloğlu · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 202051 okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 22:32
Bu nasıl bir dünyâ, hikâyesi zor; Mekânı bir satıh, zamânı vehim. Bütün bir kâinat muşamba dekor, Bütün bir insanlık yalana teslim. (NFK) Sıradışı, etkileyici bir roman. Benim için en etkileyici tarafı, bir milletin dilini yozlaştırarak, kelimeler atıp kelimeler icat ederek düşünme yeteneğini kısıtlayıp nihayetinde de halkının geçmişiyle, tarihiyle tüm bağlarını koparan bir diktatörlük rejiminden bahsetmesi oldu.
Bin Dokuz Yüz Seksen DörtGeorge Orwell · Can Yayınları · 2010200,4bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 7. kitabı
#jeanPaulSartre #ÖzgürlükYollarıÜçlemesi #AkılÇağı-1 "İnsan özgürlüğe mahkümdür; çünkü bir kere dünyaya atıldıktan sonra yaptığı her şeyden sorumludur." “Akıl Çağı: Bir uyanış mı, yoksa bir yüzleşme midir?” Özgürlüğün ; insanların kendi istekleriyle yarattıkları durumlara tam karşıdan bakmalarını ve o durumların sonuçlarına katlanmaları gerektiğine inanıyorum.. _________________________ Merhaba okur arkadaşlarım 🪽 “Kendi kararlarının ağırlığı altında ezilmeden gerçekten özgür olabilir misin?” diye soran Sartre'nin "Özgürlük Yolları" üçlemesinin, ilk halkası olan “AKIL ÇAĞI” , felsefeyi tozlu raflardan indirip Paris’in puslu kafelerine , ter kokan sokaklarına ve bir bireyin en mahrem çıkmazlarına taşıyor.. Sartre’ın o dumanlı, varoluş sancısı kokan dünyasına bir kez daha ,bu eser ile birlikte felsefi bir metnin edebi bir ustalıkla nasıl ete kemiğe büründüğüne şatih olduk.. “Kendi kararlarının ağırlığı altında ezilmeden özgür olabilir misin?” diyen Sartre: Bizi sadece karakterlerle değil, "kime göre , neye göre" dediğimiz içinden çıkılmaz bir durumla da karşı karşıya bırakıyor..!! Başkarakterimiz Mathieu üzerinden "kayıtsız şartsız özgürlük" kavramını sorgularken, aslında hepimizin bazen içinde boğulduğu o durağanlık hissinide tanımlıyor satırlara yedirerek: "Bıkkın ve kararsız bir bugün, geçmişin eskimiş geleceğinden başka ne olabilir ki " Mathieu için özgürlük; "hiçbir şeye ait olmamak" "hiçbir şeye bağlanmamanın lüksüdür. " Fakat bu "bağlanmama/ ait olmama" hali onu özgürleştirmez.
1000Kitap
Akıl ÇağıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 20192,658 okunma
Özel Olmayan Sitem
Puan vermedi·124 syf.·
2026 11. kitabı
Merhaba, Eser, büyük şairin en güncel yazılarının bir araya getirilmesinden müteşekkil. Sondan İki de neşrolundu. Onu da alır okuruz inşallah. Okuruz da Özel'le ilk tanışmamdaki etkiyi alamıyorum. Almak zorunda mıyım? Elbette değilim. Halen onu, dediklerinin kıymetli olduğunu düşündüğüm nadide kimselerden görüyorum. Peki bu onu ırgalar mı? Sanmıyorum. Kitapları neden hem Latin harfleriyle hem de eski Türk alfabesiyle yayınlıyor, onu da bilmiyorum. Madem dilimize dönüş, ki bu dönüş onda Türkün, vatanın, imanın, İslamın ve diğer her yüce şeyin başlangıcı, olacak tüm kitapları eski Türkçe yayınla olsun bitsin. Çok kişi olmanın kıymetli olmadığını zaten ısrarla belirtiyorsun. Okuyacak olan yine okur. Bu şekilde insanın aklına hoşa gitmeyecek düşünceler geliyor. Kimin hoşuna gitmeyecek? Elbette İsmet Bey'in değil. O bizleri pek umursar bir tavırda değil gibi ama aynı zamanda öyle gibi. Çünkü belkili konuşmayı pek seviyor. Ayrıca sadece bu yazı dili meselesi de değil. Ondan daha önce, daha önemli gördüğüm bir durum var. Benim ibadetlerim neden modernliğe, hakim kuvvetlere, müşriklere karşı bir tavır olmak durumunda? Benim ibadetim ancak Allah rızası için değil mi? Mesela orucu neden kafirlere bir şey ispat etmek adına bir duruş olarak tutayım? Niyetim neden bu olsun? Yine kendi deyimiyle; neden onlara bir şey ispatlamak, kendimi kanıtlamak zorundayım? Ben onlara bir şeye ikna etmek konumunda mıyım? İnanmıyorlarsa canları cehenneme! Değil mi? Neden başkaları üzerinden kendimi ve inancımı tanımlamalıyım? Tamam medeniyet tek dişi kalmış canavar, tamam teknologi (şair bu kitabında ideoloji, sosyoloji gibi teknolojiyi de "j" harfiyle değil "g" ile yazıyor) dostumuzdan çok hasmımız. Kabul. Bunları hoş görmeyelim. Kabul. Haklısın kesinlikle. Peki çözüm nedir? Dile dönüş ve
Sondan Birİsmet Özel · Tiyo Yayınları · 202531 okunma