Filtreli Şatolar, Yalınayak Gerçekler:)
Ekran arkasında kusursuz birer prenses gibi parıldayıp, gerçek hayatın acımasız sıradanlığında kaybolanlar; sadece beğeni butonlarıyla beslenen, ilk gerçekçi rüzgarda yıkılacak pamuk ipliğinden şatolarda yaşıyorlar. By Hakan
Hayata Dair
Bazen aynaya baktığımda, orada bir yetişkin değil de, hala bir vitrin camının önünde bekleyen o küçük kız çocuğunu görüyorum. Kaybolan çocukluğumun izlerini sürerken, en çok da "sevgi" denilen o yabancı duygunun evimizdeki eksikliğine çarpıyorum. Babamın bakışlarında hiç bulamadığım o sıcaklık, annemin her cümlesinde hissettiğim o açıklanamaz nefret... Bir çocuk için dünya ne kadar büyükse, benim o dünyadaki yerim o kadar daraltıldı. Herkesin anılarında şekerden şatolar varken, benim anılarım hep "olmayanlar" üzerine kuruluydu.Kafam da kurduklarımla mutlu olurdum.Mesela o meşhur uğur böcekli pasta. Üzerindeki benekleri sayarak dilek tutamadım. Ya da o rengarenk uçan balonlar... Gökyüzüne bırakıp arkasından el sallayacağım bir balonum hiç olmadı çünkü elime tutuşturulan ipler hep çok erkenden kesildi. Kendi küçük dünyamda teselliyi en basit şeylerde aradım. Bir paket Haribo'nun içinde dünyaları bulmaya çalışırken, bir Piko'nun tadında hayatın acılığını unutmaya çalıştım. O şekerler benim için sadece tatlı birer atıştırmalık değildi; babamın vermediği o güvenin, annemin sunmadığı o şefkatin plastik ambalajlara sığdırılmış haliydi. Sevmediği şekerleri yiyerek kendini cezalandıran ruhların aksine, ben o şekerlerle kendimi hayata bağladım. Şimdi "Neden bazen sadece sessizliği seçiyorsun?" diye soruyorlar." Bilmiyorlar ki; sevilmemek bir insanın en büyük kimliği olabiliyormuş. İçimdeki o uğur böceği hiç uçamadı, o balonlar hep yerde kaldı. Hayatımdaki gürültüleri susturup yalnızlığı seçmem, aslında sadece o hiç kutlanmamış doğum günlerinin yasını tutmak için. Belki de sadece, bir gün birinin o Haribo paketindeki her rengin aslında birer gözyaşı olduğunu anlamasını bekliyorum. Benim hikayem, eksik kalan her şeyin hikayesi. Ve bazen en büyük güç, o eksik parçalarla bile ayakta
Duygu ve Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Meğer severmişim Nazım Hikmet Yıl 62 Mart 28 Pırağ-Berlin tireninde pencerenin yanındayım akşam oluyor. Dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer. Akşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim. Toprağı severmişim meğer toprağı sevdim diyebilir mi onu bir kez olsun sürmeyen Ben sürmedim. Platonik biricik sevdam da buymuş meğer. Meğer ırmağı severmişim. İster böyle kımıldanmadan aksın kıvrıla kıvrıla tepelerin eteğinde doruklarına şatolar kondurulmuş Avrupa tepelerinin, ister uzasın göz alabildiğine dümdüz. Bilirim ırmak yeni ışıklar getirecek, sen göremiyeceksin, bilirim ömrümüz beygirinkinden azıcık uzun, karganınkinden alabildiğine kısa. Bilirim benden önce duyulmuş bu keder benden sonra da duyulacak. Benden önce söylenmiş bunların hepsi bin kere,
Şiir
BAŞKALARINDAKİ BEN, BENDEKİ BAŞKALARI
Kendi iç değerlerinin, kendine has kıymetinin farkında olmayan kimselerin zaman içinde bu kompleksleriyle baş edebilmek için kendine koruma kalkanları edinmesine de sıkça rastlıyoruz. Böyleleri belli statik fikirler ve ezberler üzerinde kişiliklerini sabitliyor, hattâ kilitliyorlar. Zihnî anlamda ulaşılması, nüfûz edilmesi imkânsız karakterler hâline geliyorlar. Kendilerini, fikirlerini, duruşlarını kafadan doğru, faziletli, şaşmaz kabul ediyor ve tartışmaya tamamen kapatıyorlar. Bu zihnî anlamda çevrelerine duvarlar örmeleri ve bu duvarlar sebebiyle dünyayı, hayatı, başka fikirleri, başka açılımları göremez hâle gelmeleri demek... Zihinlerinde iskambilden şatolar kurdukları için dışarıdan gelecek her türlü cereyandan endişe ediyorlar. Bu kapalılık zamanla kemikleşiyor ve kendini bir kibir zırhının ardına saklayarak korumaya çalışıyor... -Gökhan Özcan, "Başkalarındaki Ben, Bendeki Başkaları", yenisafak.com, 28 Ekim 2024-
gökhanözcanyazıları
SEVERMİŞİM MEĞER Yıl 62 Mart 28 Pırağ-Berlin tireninde pencerenin yanındayım akşam oluyor. Dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer. Akşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim. Toprağı severmişim meğer toprağı sevdim diyebilir mi onu bir kez olsun sürmeyen Ben sürmedim. Platonik biricik sevdam da buymuş meğer. Meğer ırmağı severmişim. İster böyle kımıldanmadan aksın kıvrıla kıvrıla tepelerin eteğinde doruklarına şatolar kondurulmuş Avrupa tepelerinin, ister uzasın göz alabildiğine dümdüz. bilirim ırmak yeni ışıklar getirecek, sen göremiyeceksin, bilirim ömrümüz beygirinkinden azıcık uzun, karganınkinden alabildiğine kısa. bilirim benden önce duyulmuş bu keder benden sonra da duyulacak. Benden önce söylenmiş bunların hepsi bin kere, benden sonra da söylenecek.
severmişim meğer
Yıl 62 Mart 28 Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayım Akşam oluyor Dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer Akşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedimtoprağı severmişim meğer Toprağı sevdim diyebilir mi onu bir kez olsun sürmeyen Ben sürmedim Platonik biricik sevdam da buymuş meğer Meğer ırmağı severmişim İster böyle kımıldanmadan aksın kıvrıla kıvrıla tepelerin eteğinde Doruklarına şatolar kondurulmuş Avrupa tepelerinin İster uzasın göz alabildiğine dümdüz Bilirim aynı ırmakta yıkanılmaz bir kere bile Bilirim ırmak yeni ışıklar getirecek sen göremeyeceksin Bilirim ömrümüz beygirinkinden azıcık uzun karganınkinden alabildiğine kısa Bilirim benden önce duyulmuş bu keder Benden sonra da duyulacak Benden önce söylenmiş bunların hepsi bin kere Benden sonra da söylenecek Gökyüzünü severmişim meğer Kapalı olsun açık olsun Borodino savaş alanında Andırey’in sırtüstü seyrettiği gök kubbe Hapiste Türkçeye çevirdim iki cildini Savaşla Barış’ın Kulağıma sesler geliyor Gök kubbeden değil meydan yerinden Gardiyanlar birini dövüyor yine Ağaçları severmişim meğer Çırılçıplak kayınlar moskova dolaylarında predelkino’da kışın çıkarlar karşıma Alçakgönüllü kibar Kayınlar rus sayılıyor kavakları türk saydığımız gibi İzmir’in kavakları
Şiir