Hakan AKAR

Hakan AKAR
@sauda4e
eppur si muove
İstanbul
15 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sabitlenmiş gönderi
Ey TÜRK gençliği! Birinci vazifen; TÜRK istiklalini, TÜRK cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey TÜRK İstikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, TÜRK istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Mustafa Kemal ATATÜRK
Reklam
Kusur, benim imzamdır.
10/10
·269 syf.··
2026 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 14:49
güneş tepede parıl parıl parlarken, kuşlar cıvıl cıvıl öterken ve en sevdiğim çiçek olan papatyalar gözlerimin içine bakarken, girdim bir kütüphaneye. bir kitabı aramaya başladım, bulamadım. "arayan bulamaz, ama bulanlar hep arayanlardandır." elime gelen bu kitabı alayım dedim; demedim, aldım. okudum. okudukça kayboldum. aman Allahım, neredeyim ben? yürüdüm de yürüdüm.. kocaman bir gözetleme kulesini -ki semte adını veren Galata Kulesi imiş- geçtikten sonra bir ney sesi ilişti kulağıma. vicdansız öyle bir terennüm ediyor ki, duysa bülbüller feryad edecek! ben bu sesi bir davet belledim de daha da yürüdüm. ses beni bir kapıya götürdü; attım sağ ayağımı içeriye doğru.. eski İstanbul sokaklarında dolaşırcasına bir okumaydı bu. Fatih ve Beyoğlu semtlerinde gezinirken, "ah, şu zamanda burada yürüsek neler görürdük?" sorusuna bizatihi bir cevaptı. o yolları musiki ile renklendirince, ah ne güzel bir yürümek.. musikinin yanına bir de tasavvuf girince, yorulmak namümkün. ​ son zamanlarda aklıma takılan bir düğümü de çözdü bu yolculuk: "senin buraya gelmenin sebebi sadece bizim 'Gel' dememiz değil, ayrıca onların sana 'Git' demeleri. hiç kimseye 'kötüdür' deme. aslında onlar, bilmeden iyilik eden insanlardır." kalbimi haset ile kirletirken, tazyikli bir darbe, şifalı bir tokat oldu bu bana. teşekkürler İhsan Oktay ANAR
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
ben, dedi.. ben hayatımı hayatımda kaybettim, değil mi? ben aslında.. hayatımı anlamsızca yaşamaya başladığım için kaybettim.. böyle mi.. ben hayatımı, misketlerimi kaybeder gibi, bir şeyi kaybetmiş gibi kaybetmedim. ben hayatımın...
Sayfa 164·Kitabı okudu

Hakan AKAR

, bir kitap okudu
10/10
·269 syf.··
14 günde okudu
·
2026 9. kitabı
İhsan Oktay Anar
8.6/10 · 11,8bin okunma
suskunluğun içinden yaratılış : 1
başlangıçta sükût var idi. ve her yer karanlık idi. ve yaradan yegâh makamında terennüm eyledi. ve bu ışıltılı nağme ile etraf nur oldu. ve nağme boşlukta yankılanıp geri döndü. ve yaradan, bu yegâh
Reklam