Artık çocuk olmadığımı biliyordum ama “yetişkin” de değildim.
Çocukluğun neşeli umursamazlığı ve yetişkinliğin acısı ile hayal kırıklığı arasında asılı kalmıştım. Eskisi gibi umursamaz ve mutlu olmak istiyordum; ama çocukluğun sına erdiğini biliyordum.
Yalnız kalmak , terk edilmek , unutulmak… Bunların hangisinden daha çok korkuyorum?
Belkide unutulmak en kötüsü.
Yalnız kaldığımda bir yerlerde birinin beni düşündüğünü hayal edebilirim hep.
Terk edildiğimde özlendiğimi ,o kişinin yaptığından pişman olduğunu hayal edebilirim.
Unutulduğumda ise hayal edecek hiçbir şey bulamam.
Sanki bu dünyada hiç var olmamışım gibi…
En kötüsü de beni unutan kişiye öfkelenmem söz konusu bile olamaz çünkü o bunu bilerek yapmamıştı ki.
Yabani bir kuşum, beni okşamak zordur, kendi kafasına göre yaşayan bir kuşum,canım nereye isterse oraya gidiyor, içimden ne yapmak geliyorsa onu yapıyorum.
Başkalarının varlığından rahatsız olan bir kuşum, beni evcilleştirmek zordur, başkalarından korkan ama “Tüylerin ne kadar güzel!” cümlesini duyabilmek için yinede başkalarına ihtiyacı olan bir kuşum, yalnız kalamamaktan korktuğu kadar yalnız kalmaktan da korkan bir kuşum.
Yalnızlık, özgürlük için ödenen bedeldir.