Bu kitabı okuyanların incelemelerine baktım da hepsi güzel bir şekilde analiz yapmış fakat ben tabii ki öyle yapmayacağım. Yazamıyorum özet veya inceleme işte, aklıma ne gelirse yazacağım şimdi...
Kitapta 4 tane hikaye var. Kitaba ismini veren Mürebbiye hikayesi ilk sırada yer alıyor.
Ardından Yaz Novellası adından zalim bir adamın genç bir kıza sahte aşk mektupları yazıp o kızla sinsice oynamasını okuyoruz.
Üçüncü sırada ise Geç Ödenen Borç var. Ki bu hikaye benim en sevdiğim oldu. O iki kızın Peter'a olan saplantısı çok iyi bir şekilde anlatılmıştı. Adam kadını dinlerken o heyecanı ben hissettim. Düşünsenize, yıllar sonra sizi gerçekten sizden daha iyi tanıyan biriyle tanışıyorsunuz ki bulunduğunuz ortamdaki herkes sizinle dalga geçerken yaşıyorsunuz bunu. Nasıl da mutlu olurdu insan...
Son sırada da Kadın ve Yeryüzü var. O da güzel bir hikayeydi. Önerim, pek sevmediğim birisi olsa da Kadın ve Yeryüzü hikayesinin yorumunu Oğuz Aktürk adlı şahıstan okumanız. Oğuz Bey'i pek (hiç) sevmesem dahi gayet güzel incelemişti bu hikayeyi.
Ve bu inceleme ile sonunda sıkı okur oldum. Üşencime bir türlü 3. incelemeyi yapmıyordum, bu kitaba kısmet oldu. :)
"Hep doğruyu söyleyeceksin ama kimse sana inanmayacak."
Aslında bu alıntı, sadece mitolojik bir kitaptaki doğaüstü yetenekleri olan Kassandra için geçerli değil. Şu anda da doğruyu söylesen de kimse inanmayabilir sana. Sonuçta neredeyse hepimiz artık yalan söylemesek, sadece kararsız dâhi olsak sürekli değişen fikirlerimiz nedeniyle doğru olan kararımızı söylesek de kimseyi inandıramayabiliriz. Neyse, konumuzdan sapmayalım...
Bu kitabı çok üstten anlatacağım. Şöyle ki Kassandra, Truvalı Paris'in kız kardeşi ve bir tanrının onunla birliktelik yaşaması isteğini reddetmesi üzerine lanetleniyor ve kehanet yeteneğine sahip olmasına rağmen asla kendini başkalarına inandıramıyor.
Hatta, bilinenin aksine Helene için çıkan savaşın aslında ortada olmayan bir kadın için çıktığını okuyoruz. Sonra Helene, Paris tarafından kaçırılıyor ve Kassandra bunun kötü sonuçlar doğuracağını söylüyor. İnanmıyorlar. Ama haklı çıkıyor. Helene kaçırılıyor kaçırılmasına ama Truvaya getirilirken yolda Agamemnon tarafından Mısır'a kaçırılıyor. Kassandra bunu da önceden görüyor ama yine inanmıyorlar.
Yani anlayacağınız, bu Kassandra ne kendine inandırabiliyor insanları ne de kendini sevdirebiliyor. Çünkü Kassandra sürekli kehanetlerde -koşullar nedeniyle bu kehanetler hep kötü+ bulunduğu için kimse ona bir şey anlatmıyor. Ailesindeki herkes olayları bilirken ondan gizliyorlar. Daha fazla anlatamayacağım çünkü bundan sonrası spoiler oluyor.
Okuyun. Okutturun. Okumazlarsa dinlettirin. Dinlemezlerse kafalarına vura vura sokun bu kitabı.
Keyifli okumalar...
Kitap incelemesi yapmayı veya konu anlatmayı hiç beceremediğim için kitap hakkındaki düşüncelerimi ve duygularımı kısaca anlatıp geçeceğim
Oscar Wilde ın şu sözünü bilerek kitabı okumaya başlayın:
"Basil Hallward, ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda..."
Aynı zamanda bu kitabın basıldığı dönem Oscar Wilde yönelimleri nedeniyle 2 yıl hapis yatmış.
Kitap hakkındaki düşüncelerime gelecek olursak... Şöyle ki birçok insanın düşünceleri aksine ben Lord Henry'nin fikirlerini ce aforizmalarının oldukça bana göre olduğunu gördüm. Evet, çok fazla aykırı ve yanlış yönlendiriyor olabilir -bazı insanlara göre böyle ama benim düşüncelerim farklı- ama oldukça cezbedici ve manipüle edici bir yapıya sahip Henry Harry Wotton. Dorian'a etki için "tamamen gayri ahlakidir" demişti ve buna rağmen hâlâ birçok insanı etkisi altına almaya devam ediyor. Aynı zamanda şöyle bir düşüncem var ki, eğer şu anda Lord Henry ile konuşuyor olsaydım bir kitaptan böylesine etkilendiğim için kınardı.
Sözün özü şu ki ben, her şey rağmen hayatın tadını ve zevkini çıkarak yaşamayı öneren ve buna göre bizi yönlendiren Lord Henry'den razıyım.
Dorian hakkında söylenecek çok şey var ve hatta söylenmesi de gerekiyor ama dediğim gibi, ben böyle şeyleri anlatmayı pek beceremem ve sevmem de. O yüzden "Burası açık bir platform ve kimse bana solah zoruyla yazdırmıyor," deyip burada noktalıyorum.
Okuyun. Okutturun. Okumazlarsa dinlettirin. Dinlemezlerse kafalarına vura vura sokun bu kitabı.
Keyifli okumalar...