Sesim çıkmaz. Çağırdım, ne dedimse gelmez. Oturmaz yamacıma. Bu hüzünleniş bilmem neye. Bilmem neye savruluş. Bunca insana ne var anlatacak yıldızları gizlenmiş koştururlarken. Oysa koşmaya, gerçekliği yaran o koşmaya canıyla kim açar bahsi... Ey dilim söz sende. Susarsın. Yazarım bunu! Sırası gelmemiş, vazgeçtiğim, yazılmayı bekleyen satırlar; Saymacalardan varmışlar yokmuşlar Mışçasına edişler içine dileyişler Adıyla okunan adlarda Okunmaz adımdan başkası Gel gör ki Yalnızca bana bakan aynalara, küstüm çiçeği sardı Ufuktan bir göz Ufaktan bir buluta dokunsa Gel gör ki Hayal mayal hatırlarım şimdiyi koluma taktım yol ayrımı! Yarına mı yârına mı Aymazlardan oğlu susturur Aylak tanesi, evladiyelik tanrısını Kurmaca bir saat gibi İşler tıkırında Guguk kuşunun Şiş boğazında
Yürümek: Kaçış mı, Direniş mi, Savruluş mu?
Kaçış bir sığınak, direniş içten bir başkaldırı, savruluş ise yönsüz bir arayış. Ela ve Memet, bu üç hâl arasında gidip gelirken hiçbirine bütünüyle tutunamaz. Yürümek, tam da bu tutunamama hâlinin romanı. "Yürümek”te Sevgi Soysal, bireyin içsel çatışmalarını; toplumun dayattığı roller, politik atmosfer ve sınıfsal eşitsizlikler üzerinden ortaya koyar. instagram.com/p/DX4DBTcjBpn/?...
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İçimde sessiz bir çöküş var; kimse görmüyor ama ben her an onunla mücadele ediyorum. Sanki bir rüzgârın ortasında kalmışım, ne yana tutunsam elimden kayıyor. Düşüncelerim darmadağın, duygularım yönsüz… Bir gün güçlü hissediyorum, ertesi gün en ufak şeyde kırılıyorum. Kendime bile yetişemediğim anlar oluyor. Ama yine de vazgeçmiyorum. Çünkü biliyorum, bu savruluş bir son değil. Belki de kendimi yeniden bulmadan önce kaybolmam gerekiyordur. İçimde hâlâ küçücük de olsa bir umut var; beni toparlayacak, beni yeniden ben yapacak bir güç… Necla 30 Nisan
Asylum
"Göçmen bir kuştum diye vurdular beni Bir kafese kapatıp yordular beni." Dizinin her bölümü aynı çarpıcı cümle ile başlıyor. "Bu dizide geçen kişi ve kurumlar "umarız" tamamen hayal ürünüdür. Ummak!.. Bu kelime bu dizi için ümit etmekle içi doldurulamayacak kadar eksik bir anlam taşıyor. Dizinin senaryosu giriş cümlesindeki tüm "ummak"ları küstürüyor. Yeryüzünün tüm umutları bir araya gelse gerçeği hayale dönüştüremeyen yaşanmışlığın izlerini silemiyor. Aylan bebek, Sedneya ve daha niceleri... Vatansız kalmak savrulmak demek. Her savruluş zalimin elinde bir oyuncak. Allah'ım... Bizi savurmalarına fırsat verme. İçim sızlayarak seyrettiğim Asylum için "çok güzel" demeye içim el vermiyor. Çok güzel olan "umarız" denileni çok güzel bir şekilde aktarmış olmaları. "Kanadımı koparıp saldılar beni Göklerden tutup yere çarptılar beni Çırpındım çırpındım..."
Dizi/Film
O denli yorulmuştum ki hiçbir yere sığamıyordum. Tüm duvarlar, ağır ve sessiz bir inatla üzerime yaklaşıyor; kulaklarımda kesintisiz bir uğultu, kalbim ise yerinden çıkacak gibi, resmen ağzımda atıyordu. Sesler boğuk ve anlaşılmaz hâle gelmişti. Nereye adım atsam bir çıkmaz… “Büyümek sorumluluktur.” derler büyüklerimiz. Sorumluluk dedikleri böyle bir şey midir ki? Oysa sorumluluk dedikleri şey, insanın ruhunu böylesine daraltan bir yük müydü? Bakıyorum büyüklerime; hepsinin yüzlerinde yorgunluğun izleri, omuzlarında görünmeyen ağırlıklar… Durmaksızın çabalıyorlar ama sonuç, çoğu zaman sessiz bir hiçliğe karışıyor, yine ve yine. Sonra düşünüyorum: Büyüklerimizin zamanında da mı böyleydi? Lâkin anlattıklarında, emeklerinin karşılığını almış oluyorlar. O karşılığını almış, buruk bir gülümseme belirirdi suratlarında; “yine olsa yine yapardım” der gibi. O buruk gülümseme öyle bir içine işlerdi ki unutamazdın. Bazen “keşke”leri dedirtirdi yaşanmışlıkları. Velakin şimdiki zamanda ise o buruk gülümsemeler maskenin altında saklanmış; çıkmak için cesaret dahi edemiyor, orada büzüşüp “belki bir gün” diyerek kalakalıyor. Hâlâ vardı ya işte o küçük bir umut… Şimdi ise sorumluluk dediğimiz şey, bir anlamdan çok mücadeleye dönüşmüş. Yaşamak, yalnızca var olabilmek için verilen bitmek bilmez bir savaş hâline dönmüş. Ben ve benim gibiler, görünmez bir kuvvet tarafından oradan oraya savruluyoruz. Her savruluş, bedenimizde bir iz daha bırakıyor; insanın içinde derin bir yarık açılmasına müsaade ediyoruz. Yine de dönüp dolaşıp geldiğimiz yer, başlangıç noktasıydı. İnsan, kendi kendine sormadan edemiyor: Biz nasıl bu hâle geldik?
Edebiyat
Gece uzun olabilir… ama sabahın yolu hep açıktır. İnsan bazen dağılır, bir rüzgâr gibi savrulur kendi içinde. Ama her savruluş, yeniden toparlanmanın provasını yapar. Bir gün… hiç ummadığın bir anda içinde küçük bir ışık yanar. Sessiz, ama inatçı. Ve sen anlarsın: Kaybolmadın, sadece yeniden doğmayı öğrendin. Nergis Top