Korkma! Dağlar koni, bulutlar küre, yıldırımlar şakuli değil! Doğrusal denklemler, sahici dünyanın mecazdır, gerçek, doğrusal denklemlerden ibaret değil!
Yerel, küreselden farklı olabilir. Bileşik sistemlerde insicam, çalkantıyla el ele yürür. KAOS, oluşanın bilimidir, geçmişin değil. Mekandan münezzehtir, tutarlıdır, hesaba gelir. KAOS’tan korkma!
Bu şehirde akide şekerinin yapıldığı günleri hatırlar mısın? Ya da annenin talaş böreğini? İki ucundan çekilip sündürülen, ortadan katlanan ve tekrar sündürülen şekeri? Yaprak yaprak ayrılan hamuru? Pişmaniyeyi? Maddenin her çekilişi, her katlanışı, onu oluşturan yan yana tanecikleri savurur ama bütün, yeni bir düzene oturacaktır. Yerel savrulurken, bütün dingindir. Savruluş, aslında bir serüvendir, serüvenden korkma!
Büyük meseleleri, büyük programların halledebileceğini düşünüldüğü günler geride kaldı. Küçücük müdahalelerin, kendileri gibi küçücük sonuçlar doğuracağı düşünüldüğü için küçümsendikleri günler de öyle. Zaman ve mekanın mutlaklığı Newtonsal illüzyondan ibaretti, görecelik yıktı. Kuantum teorisi ölçümleme sonuçlarının kesinliğine ilişkin rüyalardan uyandırdı. Laplace’cıların geleceğin öngörülebileceğine dair fantezilerini de KAOS bilimi yok edecek.
Dinamik sistemler hayal bile edemediğimiz karmaşık kurallara göre çalışır. Bugün, İstanbul’da kanat çırpan bir kelebek, bir ay sonra Pir’in Dergâhında kasırgalara neden olacaktır.
İnan ve Korkma!