Peki ya tarih boyunca kimse harbe katılmak istemeseydi, kimse cepheye gitmeseydi; imparatorlar, krallar, komutanlar bir arenada toplansaydı, diye düşündüm imkanı olmayan bir düş kurarak. Kim kime meydan okumak istiyorsa, kim kimin toprağını almak istiyorsa, ringe çıkıp yumruklarıyla dövüşseler, kazanan o çok istediği gücün sahibi olsa; kocaları, babaları, evlatları toprak altına sokmadan, annelerin o toprakları gözyaşlarıyla ıslatmasına izin vermeden, sadece harbi çıkaranların dövüştüğü bir cephe düşledim çaresizce.
Sanciyan tüm noktalarıma büyük bir acı ile karşılık veriyorum
Biliyorum dağıldı bu sofra
Sayısız nimet onumdeyken kuşlar uçurdular hepsini kendileri gibi hiçliğe..
Naif ses tonun bir alacaklı gibi artık
Ruhumu kucaklayan o samimiyet söndü bir günde
Sevgim yetim kaldı.
Sanki sevgimi yüreğimden ruhumdan kuşlar aldı.
Kuşlar uçtular kalbimle.
Bulutlardan aşağı bıraktılar ağlamaklı anıları.
Mutlu olanları da attılar sonu hep bahar mevsimi ülkelere.
Artık rahat bu bedenim
Dikene değse de tenim
Kus misali kollarım
açılır boşluğa kanatlarım
Sen ve hatıran bir boşluk artık yüreğimde
Günah çıkaran hiç ait olmadığım bir dinin insanıyım sanki ya da
İçli bir tövbe gibi hissettiğim
Derin pişmanlıkların hüzünle kavruldugu acı tatta bir yemek, yazında kışında tenimi yakan bir kumaşmis gibi sevdan.
Kurtuldum belirsizlikten.
Sahte gelen sevgisizlikten
İçi boş ilgi yumağı bu dünyadan.
Nasıl hoyrat ve alaycı artık ruh duvarim
Yipranmaz hemen
Eskimez artık
Mutluyum yokluğunda
Yolum aydınlık