Sayfalar09

Sayfalar09
@sayfalar09
Kendi halimdeyim, ne olur bana ilişmeyin. DM XX Burası benim arşivim. Gün içerisinde ekleyeceğim kimi kitaplar bugün okuduğum kimi kitaplar bugün okuduğum kitaplar değil, bugün buraya eklediğim kitaplar olacak...
169 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı
7/10
·107 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2023 00:12
"Ah Mercimeğim" ifadesinin beni bu kadar etkileyeceğini, yaralayacağını düşünmemiştim... *** Kitap farklı hikâyelerden oluşuyor. Okunması kolay bir kitap. Anadolu insanın dertlerini, çıkmazlarını, umutlarını, hayallerini, zalimliğini, alçakgönüllüğünü nakış nakış anlatıyor. Hikâyelerin tamamında bir baba figürü var. Sanki hikâyeleri baba teması üzerine inşa etmiş. Konular elbette "baba" üzerinden geçmiyor ancak temel açısından "baba"nın önemi büyük. *** "Ah Mercimeğim" isimli hikâye beni çok sarstı. Çok beğendim. Kitap bu hikâye için bile okunur. Mustafa Çiftçi'den okuduğum üçüncü kitap oldu. Samimiyeti sarıyor insanı. Keyifli okumalar...
Ah MercimeğimMustafa Çiftci · İletişim Yayıncılık · 20171,601 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·185 syf.··
Beğendi
·
2022 76. kitabı
Agatha Christie romanlarını okumak beni çok mutlu ediyor. Özellikle düşünme konusunda ağır kaldığım dönemlerde okumayı tercih ediyorum. Düşünce dünyamdaki kıvraklığı arttırıyor Agatha Christie. Bakış açılarımı arttırıyor, duygu durumlarını yorumlama kabiliyetimi geliştiriyor. Bu kitabı kapanmış bir dosyayı aralamak isteyen bir kızın, olayları ve kişileri geçmişe götürmek istemesiyle başlıyor. Ve harika Hercul Poirot ile detaycı, gözlemci, psikolojik yaklaşımlı haliyle dosya gerçek sonuca ulaşıyor. Sona kadar tahmin ediliyor ancak sonunda ters köşe... Hem kolay okunabilir olması hem de düşünceyi, zihni geliştiriyor olması nedeniyle yazarın okunmasını tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
Beş Küçük DomuzAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20234,025 okunma
7/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2022 74. kitabı
Kitabın teatral yanından ziyade mesaj verme yanı ağır basıyor. Üstün nitelikli bir tiyatro olsun, amacının olduğunu düşünmüyorum. Edebiyat eleştirisi üzerine yazılmış bir eser. Şu mesajı vermeliyim ve bunu deneme, hikâye ya da şiirle değil tiyatro türü ile yapmak istiyorum, demiş olabilir yazar. Hiç sevmediğim, ne olduklarını da pek aklımda tutamadığım "-izm"ler veya "-ist"lere yönelik bir eleştiri var. Edebiyat kalıplara sığmaz. Edebiyat durağan değildir. Edebiyat sürekli gelişen, değişen, etkileyen, etkilenen bir alandır. Değişimlere açık olmalı zira toplum sürekli yenilenmekte. Edebiyat dediğimiz şey toplumun damarlarından süzülür. Ve bu damarlarda dolaşan kanın kimi zaman demiri fazla olur kimi zaman magnezyumu kimi zaman alyuvar akyuvar dengesinde sorun olur kimi zaman sorunsuz çalışır vs. Toplum da böyle değil midir? Sürekli değişken. İşte bu yüzden toplumun içinden çıkan edebiyat belli kalıplar içinde yaşayamaz. Kalıplara sokulamaz bile. İki edebiyatçı var eserde. Biri tecrübeli biri henüz genç. İşte bu ve benzeri eleştirileri bu iki yazar üzerinden ortaya koyuyor Çehov. Eleştiriler güzel mi? Evet. Tiyatro güzel mi? Çehov'un daha güzel eserleri var. Keyifli okumalar...
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2022 72. kitabı
Martı imgesi üzerinden insana ve insanlığa dair müthiş mesajlar veriyor yazar. Amacın zaten martı kuşunun uçuşlarını, pikelerini, yeme içme durumlarını anlatmak olduğunuz düşünmüyoruz öyle değil mi? Bir insanın düşünmesini değil de bir martının uçmasını temel almış mini bir düşünce kitabı olduğu kanaatindeyim. Daha hızlı uçmalıyım, diyor martı. Sen hızlı uçamazsın, martısın altı üstü; diyorlar. Küçük Kara Balık kitabında da buradan başka yerde yaşam yok, su yok, deniz yok; denmiyor muydu? Ölü Ozanlar Derneği'nde senden tiyatrocu olmaz, doktor olacaksın; denmiyor muydu? Gelelim iki kapak arasındaki satırlardan gerçek hayattaki satırlara... -Şu işi yapacağım, ne dersin? -Yapamazsın, elinde kalır, batarsın. ... -Şiir yazacağım, kitap yazıyorum, bir dergiye yazı gönderdim... -Bir sen eksiktin şair olacak. Ne yapacaksın kitap yazıp? Dergi mi, kim okuyacak onu? ... Çevremizde hep böyle varlığını hissettiren duvarlar yok mu? Hem de ne kadar çok. Kıymık gibi. Duvar batar mı? Batıyor kıymık gibi... Kitabın mesajı bu işte. Neden yapamayasın? Ya da yapamadım, ama denedim; neden demeyesin? Kanatların varsa hızla uçabilirsin. Eee insansan da düşünebilirsin. Bu zor değil. Bu senin işin. Kur'an-ı Kerim'in çeşitli ayetlerinde "Düşünmez misiniz, akletmez misiniz, ibret almaz mısınız?" ifadeleri yer alır. Hiçbir yerde uçmaz mısınız, sürünmez misiniz vs ifadeler geçmez. İnsanın işi düşünmektir. Ama bize düşünme diyorlar, yapamazsın... Evet, biz de kolay olanı yapıyoruz, düşünmüyoruz. Kitabın son kısımlarında kendilerine uçmayı öğreten Kutsal (!) Martı adına tapınak gibi bir mezar yapıyor martılar. Kutsalımız o, diyorlar. Kutsal Martının ilk öğrencileri bu kutsallık atfeden kitleye diyor ki, o şunları şunları öğütledi. Hayır diyorlar, bu imkânsız ama o kutsal bir varlık... Düşünme gücü
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680bin okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2022 70. kitabı
Film seyretme konusunda bayağı tembel olduğumdan ötürü okumak daha kolay daha eğlenceli geliyor. O yüzden okudum. :) Dört katı kural (disiplin, onur, gelenek, mükemmellik) üzerine kurulu bir okulda aykırı bir ses olan Öğretmen Keating'in öyküsü olduğunu düşünüyorum bu kitabın. Sessiz bir başkaldırı. Yıkıcı değil, iyileştirici amaçlı. Mükemmellik çok önemlidir. Ancak hangi ölçüde ve nasıl? Herkes aynı ölçüde mükemmel olabilir mi? Yani herkes doktor, mühendis, öğretmen olabilir mi? Elbette olamaz. Çünkü her insanın hazır bulunuşluk seviyesi, isteği, eğilimi aynı değildir. Mükemmellik aynı tip insan yetiştirme değil, yetişen insanların işlerinde mükemmel olmasıdır. Kitabın temel eleştirilerinden biri bu. Birey öğretmen olmak istiyorsa onu mükemmel bir doktor yapmak zordur. Onu mükemmel bir öğretmen yapmak gerek ki hem bireyin hem toplumun istediği de budur. Doktorlar ordusu istemez bir toplum. Mükemmel doktor ister. Bay Keating sistemi bir kenara koyup (kendisi de aynı sistemde yetişmiş olmasına rağmen) yeni bir teknik deniyor. İsteğe göre mükemmellik. İhtiyaca göre mükemmellik. Ardından disiplin, onur ve gelenek. İstenilmeyen bir işte disiplin de gelenek de onur da anlamsızdır. Tiyatro âşığı bir öğrencinin öyküsü bunu anlatıyor bize. Tüm öğrencileri katı kurallar eşliğinde aynı noktaya doğru sürüklemek disiplin, onur ya da gelenek adı altında değerlendirilemez. Zira bu zorbalık olur. Öğretmen çocuk için şanstır. İyi bir öğretmene denk gelmek belki de hayatın çiçekli bahçelerden inşasıdır. Öğretmen olarak yöntem konusunda bu kitaptan derslerimi aldım. Elbette mükemmel bir öğrenci yetiştirmeli. Ama önce mutlu, huzurlu, ne istediğini bilen ve kararlı öğrenci yetiştirmeli. Sevdiği işe yönelip mükemmel olan, sevdiği işi onuruyla ve toplumun geleneklerini göz ardı etmeden
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202233,1bin okunma