Kristin Hannah ve Sarah Jio müthiş ikili bu 2 yazarın bir kitabını okuyup da beğenmemek mümkün değil evden çok uzak da onlardan biri , savaşın ne kadar vahşice bir şey olduğunu insanların hayatlarını nasıl mahvedip alt üst ettiğini çok güzel bir şekilde resmetmiş yazar , sıcak bir aile kitabı gibi başlayıp tüyleriniz diken diken olmuş şekilde bitirdiğiniz ama okurken iyi ki okumuş diyeceğiniz muhteşem bir kitap
Evden Çok UzaktaKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20131,970 okunma
Okuyucuda 'fantastik bir film izliyorum' algısı oluşturan güzel bir eser. Moskova'da ortaya çıkan İblis ve avaneleri ortalığı birbirine katarken insanların hayatındaki değişimi anlatıyor. Aynı zamanda yazar olan 'usta' karakteri ile de roman içinde roman kurgusu oluşturulmuş. Usta'nın yazdığı eser de MS 25-30lu yılların Kudüs'üne götürüyor bizi. Mel Gibson'un yönettiği Tutku-Hz. İsa'nın Çilesi filmini izlediyseniz eğer, filmden sahneler de gözünüzde canlanacaktır. Ancak Hz. İsa'ya yapılan (tabiki Hristiyan öğretilerine göre olan!) işkenceden ziyade onu idama götüren vali Pontius Pilatus olayların merkezinde. Vali Pontius, yargılama sırasında Hz. İsa'nın masum olduğunu sezmiştir ancak makamını kaybetme korkusu yüzünden kendinden öncekilerin kararını bozmaz ve idamı onaylar. Ancak bir yandan da infazı geciktirip halk oylaması ile İeşua'yı kurtarmayı ümit etmektedir. Zira yaklaşan bayram sebebiyle gelenek olduğu üzere halk idam mahkumlarından birini affetme yetkisine sahiptir. Ancak beklenen olmaz. Pontius'un korkusu, kısa sürede fani hayatında olduğu gibi ölümden sonraki arafta bekleyecek Pontius için de bir vicdan azabına dönüşür. Öyle ki İeşuaya ihanet eden Yahuda'ya karşı bir faaliyet içerisine girip, vicdan rahatlatma/affedilme ummaktadır.
Tabi bütün bunlar tarihsel bir düzlemde değil bana göre kara mizah zemininde kurgulanmış. Çünkü bir hiciv söz konusu romanda. Dinî, ahlâki ve toplumsal değerlere, tüm insanlığa bir hiciv var. Mesela hak etmediği şeylere ulaşmak için her türlü rezilliği yapan insanlar bu hallerinden utanmıyorken, o iğrenç tutum ve davranışların semeresine bedel biraz eziyet çekince utanç duyuyorlar. Korku, diyor Bulgakov, aslında en utanılası zayıflıktır. Çünkü korku, insanları haksızlığa ve suskunluğa iter. İnsan elindekileri kaybetmemek için göz