7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 179. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 17:59
Merhabalar dostlar İlginç bir yolculuğa çıkaran bir kitapla geldim .. Mart'ın Doğusu Mart hayatın keşmekeşinde yaşamaya çalışan bir genç. Hayli ilginç bir babası varmış Mart ın .Eylül, Temmuz gibi ay isimleri var ,neden Mart olmasın diyip koymuş adını.Onu kaliteli müzikle tanıştırmış küçüklükten. Ama bir motosiklet sevdası varmış ki ,erkenden koparmış bu hayattan. Annesi soğuk bir kadınmış. Babasını kaybettikten kısa bir süre sonra onu da kaybetmiş. Mart bir gün arkadaşlarıyla buluşuyor. Ortamda Merve diye bir kız hayatın anlamını soruyor Mart a.Mart bu soruya cevap veremiyor ve kız arkasını dönüp gidiyor. Bu cok zoruna gidiyor ve felsefeye giriş yapmaya karar veriyor. Tabi ki bu girişi Siddharta ile yapıyor . Bir gün bir rüya görüyor. Rüyasında uçakla Hindistan a gidiyor .kucağında da bir kedi .Araştırma yapıp felsefeyi de en guzel yerinde ogrenecegini düşünüyor ve her şeyi satıp Hindistana bilet alıyor . Yan komşusu piyanist kadının kedi fobisi ona bir de yavru kedi veriyor. Schubert.Onu sahiplendiremedigi için yolculuğa o da geliyor . Yolculuk başladığı andan itibaren ilginç deneyimleri de başlıyor .Hele bir falcı Devanshi var ki evlere şenlik. Yaşamı bir sanat eserine dönüştürme fikri cok iyiydi . Ve anlam arayışı başlıyor. Açıkçası ben kitabı anlam arayışından çok ,Hindistan ı çok merak ettigim için o tarz bir keyifle okudum . Ee peki neymiş Mart ın buldugu anlam derseniz ?Amann ne anlamı ya ,kısacık dünya .. Çellist Yaprak ın en başta söylediği gibi guzel yerler gör,güzel yemekler ye ,güzel insanlar sev .... Peki sizin için hayatın anlamı ne ? Kitapla kalın dostlar.. Mart'ın Doğusu Adnan Arduman
Mart'ın DoğusuAdnan Arduman · Tara Kitap · 202611 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 77. kitabı
MART'IN DOĞUSU . 28 yaşında ve bilgisayar mühendisi mezunuydu Mart. Anne babasını kaybedeli on sene olmuş, yaşam mücadelesinde koşturuyordu kendince. Aslında tüm hikaye Merve'nin Mart' a sorusuyla başlamıştı: " Merhaba yeni çocuk, hayatın anlamı nedir bakalım senin için? " Damdan düşer gibi sorulmuş bu soru, kendisini aşağılanmış, ezilmiş, yenilmiş hissettirmişti. Beğendiği bir kız tarafından bu tür bir aşağılanma, moralini altüst etmesine yetmişti. En yakın arkadaşı Hakan'ın da arkadaşlarıyla yapmış olduğu felsefi konuşmalar ise yeni yolculuğunun ayak sesleriydi adeta. Görmüş olduğu rüya ile birlikte Hindistan ve Uzakdoğu'ya seyahat planlamış, komşusunun hayatını kurtarırken kendisine de bir yol arkadaşı bulmuştu. Yolculuğunda Altunlulara katkı sağlayacak bir deney yaptığı Kozmik Lale, şövalye misali görünüp kedisini sahiplendirdiği Hintli Anaya, katılmış olduğu unutulmaz sahnesiyle iz bırakacak düğün ile Anjali ve son olarak uyguladığı tuhaf testler ile Elena, hikayesinde ana karakter olmayı başarmışlardı. Anaya'nın kocasının vermiş olduğu işaret ve ardından da Mumbai'den Jaipur'a geçerken uçaktaki yaşlı amca_Aaray_ da metafizik dünyaya uzandırmıştı Mart'ı. Onun için hayatın anlamı, ' Yalnızca şimdiye uzaklanıp her anı doya doya yaşamak" olan Anjali'den gelen teklif ise ilginçti! Mart'ın anlam yolculuğu Schubert ile birlikte başlamış, Devanshi sayesinde de Goa'ya doğru devam etmişti! Sonrası mı? Hepsi ve daha fazlası minik felsefik bilgiler, tarihi mekanlar ve Schubert müziği ile Nietzsche sözleri eşliğinde farklı düşüncelere uzandıran detaylar #martındoğusun da. #terskargaylaokuyoruz grubumuz ile birlikte okuduk. Keyifle. .
Mart'ın DoğusuAdnan Arduman · Tara Kitap · 202611 okunma
Reklam
Serenad
Puan vermedi·481 syf.··
2026 36. kitabı
Zülfü Livaneli’nin Serenad kitabını bitirdiğimde, bir süre kitabın kapağına bakıp öylece kaldığımı hatırlıyorum. Bazı kitaplar sadece bir hikaye anlatmaz; sanki sizinle dertleşir, hatta bazen sizi hiç bilmediğiniz bir geçmişin yüküyle baş başa bırakır. Serenad tam olarak böyle bir eser. Hikaye, İstanbul Üniversitesi’nde halkla ilişkiler görevlisi olan Maya Duran’ın, Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner’i ağırlamasıyla başlıyor. İlk başta sıradan bir karşılama gibi görünen bu olay, sayfalar ilerledikçe bizi 60 yıllık devasa bir aşkın ve tarihin tozlu, bir o kadar da acı veren sayfalarına götürüyor. Livaneli’nin kalemini seviyorum çünkü çok ağır tarihsel gerçekleri bile o kadar duru ve insancıl bir yerden anlatıyor ki, kendinizi bir anda Struma gemisinin o soğuk sularında ya da II. Dünya Savaşı'nın karanlık atmosferinde buluyorsunuz. Kitabın en çarpıcı yanı, sadece bir aşk hikayesi olmaması. Serenad, aynı zamanda kimlik, öteki olmak ve devletlerin acımasız politikaları arasında ezilen masum insanların hikayesi. Profesör Wagner’in Şile sahilinde kemanıyla çaldığı o melodi, sanki satırların arasından çıkıp odanızın içine doluyor. Maya’nın kendi aile geçmişindeki sırları keşfetme süreci ise okuyucuyu kendi köklerini sorgulamaya itiyor. "Her insan bir tarihtir," sözünün ne kadar doğru olduğunu bu kitapla bir kez daha anlıyorsunuz. Eğer hem kalbinize dokunacak hem de size yeni bir bakış açısı kazandıracak bir şeyler arıyorsanız, Serenad rafa kaldırılacak bir kitap değil, başucunda tutulacak bir yol arkadaşı. Okurken yanınıza mutlaka bir paket peçete ve belki de arka planda çalacak bir Schubert bestesi alın. Zira bu roman, bittiğinde bile zihninizde uzun süre yankılanmaya devam ediyor. Tarihin sadece rakamlardan ibaret olmadığını, her rakamın arkasında yarım kalmış bir
1000Kitap
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
Dayan, geçer…
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 22:16
Livaneli denildiğinde zihnimde ilk beliren eser hep “Serenad” olur. Aşkı, siyaseti ve savaşın gölgesinde kalan insan hikâyelerini böylesine zarif ama sarsıcı bir dille anlatan bir romanla karşılaşınca, kendimi çoğu zaman kitabın sayfalarında değil, tam ortasında bulurum. Okudukça hikâyenin içine çekildim; karakterlerin acıları, umutları ve bekleyişleri bana da dokundu. Serenad, yalnızca okuduğum bir roman değil, iz bırakan, kalbimde yer eden kitaplardan biri olmayı başardı. Bazı kitaplar vardır, bittiğinde rafınıza değil, zihninize ve kalbinize yerleşir; Serenad da benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. “Bekle Beni “kitabı da benim için benzer bir etki yarattı. Aşkı ve siyaseti hızlı ama akıcı bir anlatımla işlemesi, romanın temposunu hiç düşürmeden ilerlemesini sağlıyor. Okurken zaman zaman farklı yazarların izlerini hissetmek, hatta “Acaba başka bir yazarı mı okuyorum?” (Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Ahmed Arif…)diye kapağa bakma ihtiyacı duydum ve Livaneli’nin anlatımındaki zenginliğini bir kez daha hissettirdi bana. Romanı bir solukta okudum. Sonunun güzel tamamlanması da içimde ayrı bir huzur bıraktı. Evet, belki birçok kişi daha çarpıcı, daha iz bırakan bir son beklemiş olabilir; ancak umudun galip gelmesi, bekleyişin karşılıksız kalmaması bana iyi hissettirdi. Bazen bir hikâyenin en kıymetli tarafı, okuru karanlığın içinden geçirirken eline küçük de olsa bir umut ışığı tutuşturabilmesidir. Ve tabiki Livaneli’nin eserlerini okurken Serenad’de Schubert, Bekle Beni de ise; Cem Karaca “Bekle Beni” ve Kaan Tangöze “Allı Turnam” satır aralarına usulca yerleşti. Umudu hâlâ mümkün kılan nice eserlerine…
Duygu ve Düşünce
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 7. kitabı
Yapay zekanın okumam için önerdiği yazar Amélie Nothomb. Daha önce hiç okumamıştım. Kış Yolculuğu tanışma kitabımız oldu. Bir aşığın radikal dönüşümünü anlatıyor yazar. Bunu anlatırken mitolojiden, felsefeden ve politikadan faydalanıyor. Kısacık bir anlatıya bunları ustalıkla serpiştirmiş. Kitapta yazar olarak yer alan karakterin var oluş şekli beni ayrıca etkiledi. Aşkta yaşananlarda bu karakterin yerine istediğinizi koyabilirsiniz bence. Kitap adını Schubert'in Kış Uykusu (Winterreise) adlı eserinden alıyor.
Kış YolculuğuAmélie Nothomb · Sahi Kitap · 0228 okunma
Puan vermedi·176 syf.·
2026 64. kitabı
Vladimir Putin Kimdir? Vladimir Vladimiroviç Putin 7 Ekim 1952 yılı Leningrad, SSCB doğumlu Rus siyasetçi ve Rusya devlet başkanı. Tüm detayları ile Putin'in hayatı ve yaşamından izler taşıyan bir yaşamı Vladimir V. Putin okuduk,yazarın kaleminden Wolfgang Seiffert Baba tarafından dedesi, Sovyetler Birliği kurucusu Vladimir Lenin'e, Lenin'in eşi Nadejda Krupskaya'ya ve Stalin'e belli sürelerde aşçılık yapan Spiridon Ivanoviç Putin olan Vladimir Putin, 7 Ekim 1952 tarihinde SSCB döneminde adı Leningrad olan St Petersburg kentinde Vladimir Spiridonoviç Putin ve Maria Ivanovna Shelomova çiftinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Leningrad Devlet Üniversitesi Hukuk Bölümü'nden 1975'te mezun olan Putin, yüksek lisansını ekonomi alanında yaptı. Mezuniyetinin ardından, 1975'ten itibaren KGB'de çalışmaya başlayan Putin, bir süre Almanya'da görev yaptı, Leningrad'a dönmesinin ardından da üniversite yönetiminde görev aldı. 1990'da Leningrad Şehir Konseyi'nde danışmanlık yapan Putin, 1991-1992 yıllarında da belediye başkan yardımcısı ve belediye konseyi dış ilişkiler komitesinin başkanıydı. Putin, 1996 yılına kadar St. Petersburg yönetiminde çeşitli kademelerdeki görevlerinin ardından, 1996'da Kremlin Sarayı Mülkiyet İdaresi Başkan Yardımcılığı'na atandı ve bu görevini 1997 yılına kadar sürdürdü. 1997 ve 1998'de Devlet Başkanlığı İdaresi Başkanı ile Devlet Başkanlığı Denetim İdaresi Başkanı olarak yaptı. Putin, 1998-1999 yıllarında, Rusya Federal Güvenlik Servisi'nin (FSB) başkanlığını yaparken, aynı zamanda, Sovyetler Birliği sonrasındaki yeni Rusya'nın politbürosu olarak da adlandırılan Rusya Güvenlik Konseyi'nin sekreterliği görevini yürüttü.Putin, 9-16 Ağustos 1999 tarihleri arasında başbakan yardımcısı ve başbakan vekilliği, 16 Ağustos'tan itibaren de başbakan olarak görev yapmaya
Biyografi siyaset politika
Vladimir V. PutinWolfgang Seiffert · Gendaş Kültür Yayınları · 20045 okunma
Reklam
Reklam