İşte bu ve benzeri durumlar eğer kişiye anlatılırsa, gönlünde, ölen arkadaşının, tanıdığının ve benzerlerinin ölümleriyle ilgili olarak ayrıntılı bir bilgi edinilirse, nasıl bir ölümle dünyadan ayrıl dığı hatırlatılırsa, adamın o güzelim şekil ve suretinin toprak altında ne hal aldığı gözleri önünde canlandırılırsa, adamın neşeliliği, gençliği, hayat için ve hayatta kalabilmek için ne kadar çalışıp çırpındığını, ne kadar koşuştuğunu gözler önüne serilirse, ölümü hiç hatırlamadan, ölümün kendisini nasıl alt ettiğini ve bir de, hep sebeplere bakarak nasıl aldandığını gözler önüne sermek gerekir ki, insan ölümden ibret alsın ve aklını basına devsirebilsin. Aynı zamanda insanın hep gençliğe ve güce yönelip durduğunu, bir gün yaşlanacağını ve kuvvetinin yok olacağını hiç düşünmediğini, hep gülme ve oynamayla, oyun ve eğlenceyle gününü gün etmek istediğini, buna rağmen gözlerinin önünde gerçekleşen ölüm olayından nasıl da habersiz ve gafilce yaşadığını hatırlamak ve hatırlatmak gerekir. Böylece, hızlıca kendisini helâk ve yok oluşa nasıl da terkettiğini kişiye hatırlatmalıdır. Önceleri nasıl hızlı hareket ettiğini ve canlılığını hatırlatmalı, fakat şu andaki durumlarının ise pek de iç açıcı olmadığını, neredeyse eklemlerinin birbirinden ayrılacak bir konuma geldiğini hatırlatmalıdır. Daha önce insanın nasıl güzel bir hatip olarak konuştuğunu, şimdiyse o güzel konuşan dilini böceklerin ve yer altında kurtların yeyip tükettiğini; bir zamanlar nasıl güldüğünü, ancak şimdi toprak altında dişlerinin toprak tarafından nasıl da yenildiğini hatırlatmak gerekir. İnsan, geleceği için, dünyada iken yirmi yıl sonraki bir gelecek için çalışıp çırpınıp durdu; hatta, kendisinin ihtiyaç duyamayacağı kadar fazla mal varlığını edindi. Öyle ki, kendisiyle ölüm arasındaki mesafe belki de bir