Ancak dünyanın kendisi, gerek çevremizdeki, gerek içimizdeki varlık asla tek taraflı değildir. Asla bir insan ya da bir eylem tümüyle Sansara, tümüyle Nirvana değildir, asla bir insan tümüyle kutsal ya da tümüyle günahkar olamaz. Böyle gibi görünmesi yanılmamızdan, zamana gerçek bir nesne gibi bakmamızdandır. Zaman gerçek değildir, Govinda, ben sık sık yaşadım bunu. Zaman da gerçek değilse, dünya ile sonsuzluk, acı ile mutluluk, kötü ile iyi arasında var gibi görünen çizgi de bir yanılgıdan başka şey değildir.
"Nasıl yani?" diye sordu Govinda telaşla.
Beni iyi dinle, dostum, iyi dinle! Benim gibi, senin gibi bir günahkâr, günahkardır; ama bir gün yine Brahman olacak, Nirvana'ya ulaşacaktır, bir gün yine Buddha olacaktır. İşte bu 'bir gün' yanılgıdır, bir benzetmedir yalnızca! Günahkâr dediğimiz kimse, Buddha yolunda ilerleyen biri değildir: Her ne kadar biz düşüncelerimiz de nesneleri başka türlü tasarlayamazsak da, günahkar bir kimse bir gelişim sürecini yaşamaz. Hayır, gelecekteki Buddha günahkâr kişinin içinde şimdiden, bugünden vardır, geleceği içindedir onun, onda, sende, herkeste oluşan, olası, gizli Buddha'ya tapmak gerekir.