"Portakal mı seversin mandalina mı?" diye sordu.
Cevap vermeye çalıştım, ama sesim çıkmadı. O güne kadar kimse bana portakal mı mandalina mı sevdiğimi sormamıştı. Babam bana hiç meyve almazdı, amcamla kocam da ne istediğimi hiç sormadan alırlardı. Açıkçası, ben de mandalinayı mı, portakalı mı tercih ettiğimi hiç düşünmemiştim.
"Kendisinin bilmediği bir şeyi nasıl itiraf edeceğini mi sormuştun bana az önce? Kendisi bilmiyorsa bileceğini düşündüğü başka birinin kim olduğunu söylemesini de biz itiraf olarak kabul ediyoruz. Bileceğini düşündüğü o başka biri de bilmiyorsa, bile bileceğini düşündüğü kişiyi bilen başka birini bize söyler. O kişi de bilmiyorsa, bilebileceğini düşündüğü birini bulabilecek olan birini bilen birini söyler, olur biter."
Seçimden seçime
Başımıza devletle getirdiklerimiz
Milletçe başımıza zorla bela ettiklerimiz
Öyle seviyorlar ki milleti
Millet adına
Millet aşkına
Millet uğruna
Milletin gözünün içine baka baka
-Kaçıncı bu?- O kahrola
YOL - MOL yoluna
Yoluyorlar milleti
"Bu gözlere baktıkça, bu erimiş ellere dokundukça, bağışlamak zor," dedi Heathcliff. "Öp beni yine, gözlerini de gösterme! Bana yaptıklarını bağışlıyorum. Ben kendi katilimi seviyorum; ama seninkini, onu nasıl sevebilirim!"