Betül

Betül
@seasparklex
kitty language and literature
10/10
·240 syf.··
2026 40. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 14:38
Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi. Seçilen şiirler olsun yazarın yapmış olduğu açıklamalar olsun her şey yerli yerinceydi. Sayfa düzeninin düzgün olması gözleri yormadan okuma imkanı verdi. Gazellerin Osmanlı Türkçesiyle yazılışının da yer alması kitabı güzel yapan detaylardan birisiydi. Eski edebiyata ilgisi olanların okumasını tavsiye ediyorum.
Gazeller ve Güzeller ÜzerineÖzer Şenödeyici · Kesit Yayınları · 20149 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Betül

, bir kitap okudu
10/10
·240 syf.··
15 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 14:38
·
2026 40. kitabı
Özer Şenödeyici
10/10 · 9 okunma
"Olmazdı giriftâr-ı kafes böyle cihânda Hoş nağme ile gelmese güftâra kanarya" Kanarya, güzel nağmelerle şakımasaydı, dünyada böyle kafes mahkûmu olmazdı. Eskiler, "Marifet, iltifata tâbidir." derler. Ancak yine eskilerden kalan bir söz, "meyveli ağacın taşlanacağını" haber verir. Râşid, ikinci atasözüne riayet ederek bir meziyet sahibi olmanın, olumsuz neticeler doğuracağını belirtmiştir. Nitekim kanarya da her ötüşünde türlü türlü güzel ses çıkardığı için kafese konmuştur. Şair, bu düşüncesinde haksız da değildir. Görüntüsü ve sesi ile insanı cezb eden kanarya, bu özelliklerinden ötürü kafese konarak tabiatından soyutlanır. Onun çile çekmesinin sebebi, sahip olduğu meziyetlerdir. Râşid bu misali, insanların da faziletli ve hünerli oldukları ölçüde cefa çekeceklerini ima etmek için vermiştir. Çünkü bir hüner, tebrik ve takdir topladığı gibi, haset ve gıybeti de çeker. Çoğu zaman yapılan güzel bir iş, onun bitmemesini yahut kötü sonuçlanmasını isteyenlerin saldırılarına maruz kalır. Râşid, hayatında bu türden müdahalelere maruz kaldığından olsa gerek, kanaryanın durumu ile kendi durumunu bağdaştırmıştır.
Sayfa 237·Kitabı okudu
Eskiler duygu ve düşünceyi kesin bir çizgi ile ayırmışlar ve tercihlerini duygudan yana kullanmışlardır. Bu ikilem akıl ve aşk ya da beyin ve kalp unsurlarıyla da temsil edilmiştir. Doğu medeniyeti, aşk medeniyetidir. Bu nedenle yaratılışı bile aşk ile izah etmeye çalışan sufi telakkisi vücuda gelmiştir. Varlığın yaratılışındaki ana neden, Yaratıcı'nın kendi güzelliğine âşık olup onu bilinebilir hale getirmek istemesidir. Durum böyle olunca Fehîm'in "Biz aşk âlemiyiz" demesini yadırgamamak gerekir. Zaten şair de temsilcisi olduğu aşk medeniyeti ile aklı ön plâna çıkaran Batı medeniyeti arasında bir mukayese yapmaktadır. Felsefi düşünceyi yani aklı sembolize eden Platon, Fehîm'e göre aşk ikliminden yeterince feyizlenmemiştir. Bu nedenle o, akıl yoluyla varlığı izah etmek gibi bir yanılgıya düşmüştür. Şairin iddiasına göre, yüz binlerce Platon aklı aşk havasını teneffüs etse, çıldırıp mecnuna dönerdi. Burada hevâ sözcüğünün "arzu, istek, heves" anlamlarına geldiğini de belirtmek gerekir. Aşk arzusu taşıyan kimselerin, mantıklı düşünebilmelerine imkân yoktur.
Sayfa 189·Kitabı okudu
Çarh sözcüğü, yeryüzü üzerine kapaklanan taslar gibi düşünülen felek katmanları karşılığında kullanılır. Yeryüzünün düz bir zemin olarak evrenin merkezinde bulunduğuna inanan eski insanlar, onun üzerinde fanus biçimli gök katmanlarının bulunduğuna inanırlardı. Bu inanışa göre her felek katmanında özel bir yıldız bulunurdu. Örneğin ay birinci felekteydi. Gökyüzünün sultanı olan güneşse, dördüncü kat felekte bulunmaktaydı. Dokuz kat feleğin ilk yedisi seyyare denen gezegenlerin (Kamer, Utarîd, Zühre Şems, Mirrîh, Müşteri, Zuhal) bulunduğu katmanlardır. Sekizinci kat felek, sabitelerin bulunduğu kattır. Dokuzuncu felekse, arş da denen ve herhangi bir gök cismi barındırmayan boşluktur. Yıldızların insan hayatında çeşitli tesirleri bulunduğuna inanan eski insanlara göre felekler, yıldızların seyretmesi gereken rotayı bozacak şekilde devrederler. Bu nedenle bilhassa âşıkların isteklerine muhalif durumların meydana gelmesine neden olurlar. Kadece isyan gibi bir şansları olmayan eski âşıklar için felekler, kötü giden işlerinin nedeni olarak gösterebilecekleri bir günah keçisiydi. Kaderden şikâyet edip şirk ithamın. maruz kalmak istemeyen şairler, yaşadıkları kötü tecrübeler için hep feleği sorumlu tutmuşlardır.
Sayfa 164·Kitabı okudu