Burada "ba'de harabi'l-Basra" (Basra harap olduktan sonra) sözünü de hatırlamak lazımdır. Evliya Çelebi'den öğrendiğimize göre: Basra bölgesinde fazla taş yok, her taraf toprak. Basra ve öte tarafında. Dolayısıyla kaleler hep topraktan inşa ediliyor, kerpiçlerden. Bu kaleler Dicle kenarında falan yapılıyor. En ufacık bir sel baskınında yahut Dicle'nin taşkınında hepsi harap oluyor. Tekrar yapıyorlar. Kale dediğin dayanıklı olur. Taş olursa yahut hisarda bir burç, bir dağ başı bir yerde, üç tarafı korugan falan olursa iyi, sağlam, dayanıklı olur. Dicle'nin kenarındaki kaleler Dicle'ye üç kenarını vermiş toprak yapılar. Hani hendek olur ya, kalelerin önünde, su dolu hendekler. Tabii barikat gibi. Bu tür kaleler en küçük sel baskınlarında bile hasar görür, fazla dayanıklı olmazmış. Böyle bir su baskını olursa diye önlem alınması konusunda defalarca uyarıldığı hâlde buna kulak asmayan Basra Hâkimi'ne söylenen bu söz, bir darbımesel olup kalmıştır. "Ba'de harabi'l Basra" deyimi şimdilerde de önlemi alınmadan başa gelen kötü durumlar için kullanılır.