Betül

Betül
@seasparklex
kitty language and literature
Eskiden yazının kolay kuruması için, mürekkebin üzerine toz serpildiği bilinmektedir. Şair, beyitte serpilen tozun güzel kokulu olduğunu da vurgulamıştır. Klasik şiirde sevgilinin beni amber ya da misk kokulu olarak düşünülür. Renk açısından da ben, amber ve misk arasında bir müştereklik söz konusudur. Amber, Hint Okyanusu'nda yaşayan bir cins mürekkep balığının salgıladığı siyah renkli bir sıvıdır. Bu sıvı, güzel kokulu olduğu için, ıtriyatta kullanıldığı gibi kokulu mürekkep yapımında da kullanılır. Reyhan, bir yazı stiline ad olduğu gibi; çiçeksiz, yeşil ve güzel kokulu bir bitkinin de adıdır. Beyitte hem güzel kokulu bir çiçek hem de bir yazı cinsi anlamıyla konu edilmiştir (tevriye).
Sayfa 78·Kitabı okudu
Reklam
Arap yazısının zaman içinde çeşitlenmesi ve estetik bir hüviyet kazanması sonucu önce altı başlık altında toplanan yazı çeşitleri, daha sonra diğer yazı biçimlerinin ilavesi ile genişleyip zenginleşmiştir. İlk altı yazı tipi aklam-ı sitte (altı kalem) olarak isimlendirilmiştir. Bunlar: sülüs, nesih, muhakkak, rik'a, tevkî' ve reyhanîdir. Beyitte geçen muhakkak ve reyhân, aklâm-ı sitenin iki yazı biçimine gönderme yapmaktadır. Yazı stili olarak muhakkak, harflerin yatay kısımlarının daha yayık ve uzun olduğu bir üslûba denk gelir. Reyhanî yazı ise, muhakkak yazıya bağlı olarak geliştirilmiş bir üslûptur. Muhakkak ve reyhanî, XV. yüzyıla kadar Kur'ân nüshalarının yazımında kullanılmıştır.
Sayfa 77·Kitabı okudu

Betül

, bir kitap okudu
Puan vermedi·232 syf.·
2026 39. kitabı
Hayati İnanç
9.1/10 · 3.700 okunma
Burada "ba'de harabi'l-Basra" (Basra harap olduktan sonra) sözünü de hatırlamak lazımdır. Evliya Çelebi'den öğrendiğimize göre: Basra bölgesinde fazla taş yok, her taraf toprak. Basra ve öte tarafında. Dolayısıyla kaleler hep topraktan inşa ediliyor, kerpiçlerden. Bu kaleler Dicle kenarında falan yapılıyor. En ufacık bir sel baskınında yahut Dicle'nin taşkınında hepsi harap oluyor. Tekrar yapıyorlar. Kale dediğin dayanıklı olur. Taş olursa yahut hisarda bir burç, bir dağ başı bir yerde, üç tarafı korugan falan olursa iyi, sağlam, dayanıklı olur. Dicle'nin kenarındaki kaleler Dicle'ye üç kenarını vermiş toprak yapılar. Hani hendek olur ya, kalelerin önünde, su dolu hendekler. Tabii barikat gibi. Bu tür kaleler en küçük sel baskınlarında bile hasar görür, fazla dayanıklı olmazmış. Böyle bir su baskını olursa diye önlem alınması konusunda defalarca uyarıldığı hâlde buna kulak asmayan Basra Hâkimi'ne söylenen bu söz, bir darbımesel olup kalmıştır. "Ba'de harabi'l Basra" deyimi şimdilerde de önlemi alınmadan başa gelen kötü durumlar için kullanılır.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Abgûn kelimesi genellikle cam eşya için söylenir. Cam göbeği rengi bunu karşılar. Gök ile turkuaz karışımı bir renk; yeşilimsi mavi. Dicle coğrafyasının ve Bağdat civarının gök rengi. Bulutsuz, açık berrak bir renk. Ab-gûn, cam eşya için kullanıldığına göre şair, günbed-i devvâr diyerek dönen gök kubbeyi bir fanus veya şeffaf tabaka olarak görmektedir
Sayfa 14·Kitabı okudu
Reklam